Toplam: 1717 Üye
Toplam: 643 Yazı
Toplam Ziyaret: 46962
Günlük Ziyaret: 1
|
|
 |
|
TÜRKÇE'NİN USTA KALEMLERİ- YAVUZ BÜLENT BAKİLER20.11.2008 02:09 |
|
|
Yavuz Bülent Bakiler 23 Nisan 1936 yılında Sivas’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas, Gaziantep ve Malatya’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu (1960). Mezun olduktan sonra bir süreliğine Yeni İstanbul Gazetesinde çalıştı. TRT Ankara Radyosu Merkez Program Dairesi Başkanlığında raportör olarak çalışırken çeşitli kültür programları hazırladı sundu. (1964–1968). Sivas’ta avukatlık yaptı (1969–1975) Daha sonra Kültür Bakanlığı müsteşar yardımcısı olarak görevlendirildi. Gazetecilik, yöneticilik, avukatlık ve Sivas milletvekilliği yaptı. Hisar dergisi şairleri arasında yer aldı. Geleneksel şiirimizin öz ve şekil özelliklerini kendi şiir potasında eriterek kişiliğine kavuştu. Şiirlerinde, Anadolu'ya, Anadolu insanına eğilmiş, onların sorunlarını yapıcı bir tavırla dile getirmiştir. Sade ve rahat bir dili, aydınlık bir üslubu vardır. Milli ve manevi değerlere bağlı kalmıştır. Bu tarafı ile Arif Nihat Asya'nın milli havası, mistik şiirine yakın görünmektedir.
.. |
|
|
 |
|
PROF.DR. Süleyman SARITAŞ Vefat etmiştir.19.11.2008 12:38 |
|
|
ODTÜ'lü inş. müh.Prof. Dr. Süleyman SARITAŞ geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmiştir.Cenazesi 20 Kasım perşembe günü Kocatepe camisinden öğle namazına mütakip defin edilecektir.
Merhuma Allahtan rahmet geride kalanlarına başsağlığı dileriz... |
|
|
Yazan: recepk | Gösterim: 57 | Puan: 0
|
 |
|
TÜRKÇE'NİN USTA KALEMLERİ- HASAN KALLİMCİ10.11.2008 14:09 |
|
|
“Türk destanlarını romanlaştıran yazar…”
1949’da Sarayköy’de (Denizli) doğdu. İkisi de Denizli / Tavas ilçesinden olan Ayakkabı tamircisi bir baba ile tarım işçisi bir annenin ilk evladıdır. İlk ve ortaokulu Sarayköy’de, Öğretmen Okulunu da yatılı olarak Nazilli’de okudu. Bu okuldan 1967 yılında mezun olarak Sarayköy / Aşağı Tırkaz köyü öğretmenliğine atandı. 1969 yılı Haziran’ında başladığı askerliğini, er öğretmen olarak Amasya ve Afyon’da tamamladı. Denizli’nin çeşitli okullarında çalışan Kallimci, 1976 yılında öğretmenlikten ayrılarak Denizli’de yayımlanmaya başlayan HİZMET adlı günlük gazetede yazı işleri müdürlüğü yaptı. Bu gazete resmî ilan almaya hak kazandıktan sonra yeniden (1977’de) öğretmenlik görevine döndü. Denizli’nin bazı köy, kasaba, ilçe ve merkez okullarında öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundu. Bu arada Anadolu Üniversitesi’nde ön lisans programını tamamladı. Mesleğinin son beş yılında Denizli Halk Eğitimi Merkezi’nde müdür yardımcılığı yaptı ve 1994’te .. |
|
|
 |
|
UNUTULMAYAN İSİMLER- OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ13.11.2008 13:44 |
|
|
(D.1917-Ö.10 KASIM 1983)
Seyhan GÜNEYCE
Antalya’nın Akseki ilçesinde 1917 yılında doğdu. Asıl adı Osman Zeki Yüksel'dir. Serdengeçti dergisini çıkardığı yıllarda yakıştırılan bu ismi sonradan soyadı olarak aldığı için Osman Yüksel Serdengeçti ismiyle tanınmıştır. Aralarında eski Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Aksekili, eski müftülerden Hacı Salih Efendi’nin de bulunduğu alimler yetiştirmiş bir aileye mensuptur. İlkokulu Akseki’de, ortaokulu yatılı öğrenci olarak Antalya’da okudu. Ankara’da Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra girdiği Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni 1944 Türkçülük davası yüzünden bırakmak zorunda kalmıştır.Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi öğrenciliği sırasında 1944 mayısında meydana gelen olaylara karıştığı için Hüseyin Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş'le birlikte bir süre hapis yatmış, hapisten çıktıktan sonra öğrenim için aynı fakülteye başvurmuşsa da bu isteği reddedilince dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'e hitaben yazdığı ve "Y.. |
|
|
 |
|
PKK'NIN SON AYLARDAKİ GİRİŞİMLERİNİN AMACI03.11.2008 01:01 |
|
|
Ahmet FURKAN
PKK terörü olarak ifade edilen etno-milliyetçi Kürtçülük hareketi son aylarda yeni bir atak başlattı. Abdullah Öcalan’a kötü muamele yapıldığı gerekçesiyle yoğun bir gösteri programı uygulanıyor. Bu eylemleri başta Ahmet Türk olmak üzere, örgütün siyasi sözcüleri “ayaklanma” olarak adlandırıyorlar. Güneydoğu Bölgesinin yanı sıra İstanbul, İzmir, Adana, Mersin ve Antalya gibi kitlesel imkâna sahip bulundukları şehirlerde küçük yaştaki çocuklar kullanılarak yapılan bu gösterilerle çatışma ortamı oluşturulmak isteniyor. Bu toplantılarda konuşma yapan ve PKK’nın milletvekili sıfatı taşıyan sözcüleri son derece saldırgan bir dil kullanarak, bir taraftan Kürt kökenli yurttaşlarımızı kışkırtırken, diğer taraftan Devlet’e meydan okuyorlar. Yasalarda bu fiillerinin karşılığı olan cezaların kendilerine uygulanmayacağını göstererek fiili bir durum yaratmak istiyorlar. 22 Temmuz seçimlerinden sonra TBMM’de kurulan DTP grubunun bazılarına göre ılımlı yahut güvercin diye tanım.. |
|
|
 |
|
TÜRKÇENİN USTA KALEMLERİ- EMİNE IŞINSU03.11.2008 01:07 |
|
|
17 Mayıs 1938’de babasının Tümen Komutanı olarak görev yaptığı Kars’ta doğdu. Cumhuriyet döneminin tanınmış şair ve yazarı Halide Nusret Zorlutuna ile Tümgeneral Aziz Vecihi Zorlutuna’nın kızıdır. Annesinden dolayı sürekli edebiyattan söz edilen, şiir okunan bir çevrede, babasının görevlerinden ötürü de Sarıkamış, Urfa, Karaman gibi yurdun çeşitli yerlerinde ve her birinde birkaç yıl yaşayarak büyüdü.İlkokulu Urfa, Sarıkamış ve Ankara’da okudu. TED Ankara Kolejini bitirdi (1957). Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı ve Felsefe bölümlerinde; Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümünde bir süre öğrenim gördü. İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda okurken bir yarıyıl AFS bursuyla A. B. D.’ye gitti, “Sosyal Hizmetler Uzmanı” kurslarına katıldı.Kolej’in dergisinde yayımlanan bir şiiriyle edebiyat dünyasına adım atan Işınsu’nun ilk eseri 17 yaşındayken basılan şiir kitabı İki Nokta’dır. Ödül kazanan ilk romanı Küçük Dünya’dan sonra yoğun bir şekilde roman.. |
|
|
 |
|
KÜRESEL KRİZ VE TÜRKİYE27.10.2008 11:24 |
|
|
Prof. Dr. Rasih DEMİRCİ
Son yıllarda dünyada meydana gelen sosyal, kültürel ve teknolojik gelişmeler, ülkeler arasındaki ekonomik farklılıkları daha belirgin hale getirmiş, ancak ülkeleri birbirine yaklaştırırken, iletişim ve ulaşım alanındaki baş döndürücü gelişmeler, mal, hizmet, sermaye ve hatta bilginin daha ucuz ve hızlı bir şekilde serbest dolaşmasını mümkün kılmıştır. İktisadi açıdan konuya baktığımızda; ticaret, sermaye hareketleri ve teknoloji akımının transnasyonal bir özellik kazanarak yayılması ve yoğunlaşması, ekonomileri birbirine bağlamaktadır. Bu tür bağımlılıklar ise devletlerin sınır aşan ekonomik ilişkiler üzerindeki kontrolünü azaltmaktadır. Açık bir şekilde ifade etmek gerekirse; . Küreselleşme olgusunun, milli ekonomilerin birbiriyle çok daha fazla ilişkili hale gelmesine yol açtığı herkes tarafından artık kabul edilmektedir. Bir yandan Dünya Ticaret Örgütü üyeliği bir yandan bölgesel ekonomik veya siyasal birlikler (AB, ASEAN, APEC ki bunların en önemlisi AB’.. |
|
|
 |
|
SOLCULUĞUN TORTUSU DEPREŞİYOR29.10.2008 02:04 |
|
|
Dr. Fahri ATASOY
Medyada eski solcuların egemenliği her zaman konuşulur. Bu eski solcular kapitalist ve liberal - ilkesiz bir hayat sürdürdükleri için, sık sık kimlik problemi yaşarlar. Görüşlerinde ve davranışlarında umulmadık tavırlar görünür. Şimdiki durumda nasıl davranmaları gerektiği konusunda kararsızlıklar yaşadıkları için kendileriyle çelişkiye düşerler. Böylece zamana ve duruma göre farklı davranışlar sergileyerek etik değerlerden, yani ahlâkın normatif değerlerinden uzaklaşırlar.Görüntü üzerinden onlar hakkında bütün iyi niyetinizle olumlu kanaat oluştursanız da sizi şaşırtırlar. İlkesi olmayanın ne zaman ve nerede ne yapacağı belli olmadığı gibi, aynı durum karşısında farklı tepkiler verebilirler. Arkasında duracakları kutsal değerleri olmadığı için sizin kutsallarınızı umursamazlar. Toplumun kutsalları ve kırmızıçizgileri hiç umurlarında değildir. Onun için ülke ve millet için hayati durumlarda bile öyle tepki ortaya koyarlar ki havsalanız almaz. Bir anlam veremezsiniz.. |
|
|
 |
|
ETNİK FİTNENİN ANATOMİSİ09.10.2008 06:29 |
|
|
06 Ekim 2008 Nuri GÜRGÜRTürk Ocakları Genel Başkanı
PKK’nın Aktütün Karakoluna yaptığı son saldırı, 25 yıldır devam eden problemin sıradan bir terör olayı olmadığını bir kere daha ortaya koydu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, etno-milliyetçi bir Kürt ayaklanmasıyla karşı karşıyadır. Bazı çevreler zihniyet ve ideolojileri nedeniyle olayları ısrarla farklı yorumluyorlar, PKK’ya sempatik bakıyorlar; dolayısıyla bu gerçeği saklamaya, kamuoyunu olayların kültürel haklarını, siyasal temsil imkânlarını elde etmek isteyen bir kesimin meşru girişimleri olduğuna inandırmaya çalışıyorlar.Bu çabaların sonucu toplumun bir bölümü, özellikle entelektüel kesimler bu etnik fitneyi gerçek yönüyle algılamakta zorluk çekiyor. Hatta uyarıları, milliyetçi çevrelerin gereksiz kuşkusu, vehmi ve endişesi olarak gören insanlar var.
PKK, etno-milliyetçi Kürt hareketinin silâhlı eylem örgütü olduğunu hiçbir zaman saklamadı. Bölge insanını, haklarını savunan ve bu amaç için silâhlı mücadele veren bir gir.. |
|
|
 |
|
12 EYLÜLÜN MUHASEBESİ07.10.2008 16:31 |
|
|
12 Eylül 1980 ihtilalinin üzerinden tam 28 sene geçti. Bu süre zarfında dünyada çok şey değişti. Bir kere Varşova Paktı dağıldı. Doğu Bloku çözüldü. Berlin Duvarı yıkıldı. Demir Perde çöktü. Sovyetler Birliği parçalandı. Bağımsız Türk devletleri ortaya çıktı. Komünist sistem iflas etti. Komünizm yenildi. Soğuk savaş sona erdi. Hasılı dünyada çok şey değişti. Ama bizim komünistler hiç değişmemişler. Hala geçmişte yaşıyorlar. Nedense 12 Eylül öncesine takılıp kalmışlar.
Sermaye ile anlaşmışlar. Medyaya yerleşmişler. Gazetelerden, televizyonlardan ahkam kesiyorlar. Kendilerine '68 Kuşağı' diyorlar. O dönemdeki grevleri, boykotları, işgalleri destanlaştırıyorlar. Kanunsuz eylemlere, kanlı olaylara övgüler diziyorlar. Kendilerini kahramanlaştırıyorlar. Her yıldönümünde ayrı bir nostalji yaşıyorlar. İyi, tamam da ülkücüleri yine faşist, çeteci, hal.. |
|
|
 |
|
RUSYA MEYDAN OKUYOR02.09.2008 16:05 |
|
|
Kafkasya’da uzun zamandır süren gerginliğin ve hâkimiyet mücadelesinin savaşa dönüşeceği belliydi. Nitekim beklenen oldu, Saakaşvili son derece yanlış ve hesapsız adımıyla Moskova’ya çoktandır aradığı fırsatı sundu, Rus birlikleri yurttaşlarını koruma gerekçesiyle Osetya üzerinden Gürcistan’a girdi.
Rusya, kontrolüne girmeyi reddeden, tam tersine Batı’ya yanaşan, NATO üyesi olmaya çalışan Gürcistan’a ağır bir ders vermek, bunu emsal yaparak bölge halklarını sindirmek, hâkimiyetini kabule zorlamak istiyor. Mihail Saakaşvili’nin Güney Osetya’ya başlattığı harekâtın sonuçlarını doğru hesaplamadığı ortada. Gücüne bakmadan bu tarz bir maceraya yönelmesinin rasyonel bir izahı yapılamıyor. Bunu yaparken belki de NATO üyeliğinin gerçekleşmemesinin verdiği hayal kırıklığı sonucu, aradığı güvenlik şemsiyesini bu tarz bir emrivakiyle sağlamak istedi; ABD’nin ve Avrupa’nın Rusya’ya karşı kendisini yalnız bırakmayacağını düşündü. Şaakaşvili’nin bu girişimi vaktiyle Saddam’ın Kuveyt’i Irak’a katab.. |
|
|
 |
|
YALANLAR ÜZERİNE OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILAN 68 LİLİK EFSANESİ13.05.2008 21:59 |
|
|
Mehmet MACİT
Türkiye’de Marksist-Komünist bir yönetim kurmayı amaçlayan sol hareketler, 60 lı yıllara kadar yasal nedenlerle yer altında, gizli yöntemlerle ve dar bir gruba dayalı olarak yürütüldü.
Bu ideolojinin yandaşları 61 Anayasası’nın sağladığı ortamda, bir yandan TİP çatısı altında siyasal alanda örgütlenip TBMM’ne girerken, diğer yandan Yön Dergisi başta olmak üzere basında, üniversitelerde, gençlik çevrelerinde, DİSK üzerinden işçiler arasında yoğun bir kampanya başlattılar.
O dönemlerde Küba’dan Vietnam’a, Güney Amerika’dan Fransa’ya, Almanya’ya ve Orta Doğu’ya kadar bütün Dünya’da, özellikle aydınlar arasında popüler olan Marksist-Maoist sol akımlar ülkemizi de geniş ölçüde etkiledi. Yasalarımızdaki derin boşluklar nedeniyle üniversiteler solcu örgütlenmelerin serbestçe yapıldığı çalışma alanlarına dönüştürüldü. Dönemin iktidarının basiretsizliği ve aymazlığı kısa sürede bu çalışmaları doğrudan Anayasal düzeni ve rejimi hedef alan tehdit konumuna getirdi.
Bir sürede.. |
|
|
 |
|
MİLLÎ BİRLİK VE BERABERLİK13.05.2008 12:28 |
|
|
Hepimizin bildiği, yine de çoğumuzun unutur göründüğü bir gerçeği hatırlatmanın tam zamanıdır. Milletimizin düşmanları, hem sayıca çokturlar, hem de güçlüdürler. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı düşünürken, aklımızdan hiç çıkmaması gerektiği halde, düşmanlarımızın varlığını ve gücünü hesaba katmıyor gibiyiz. Unuttuklarımız arasında varlığımızın başlıca şartı saydığımız «MİLLÎ BİRLİK ve BERABERLİK» en başta geliyor.
GALİP ERDEM
.. |
|
|
 |
|
ÜLKÜCÜ OLABİLMEK ÜLKÜSÜ (Galip ERDEM)09.07.2007 10:16 |
|
|
GENÇ BİR ÜLKÜCÜ İLE SOHBETLER (1)
Galip ERDEM
Ülkü son hedeftir. Son hedefe varılmasını kolaylaştıracak ara hedeflerin seçilmesi şarttır. Ara hedefler gibi , ara ülkücüler de olacaktır. Sohbetimize, ara ülkücülerin en önemlisini anlatmağa çalışarak başlıyorum: Ara ülkücülerin en önemlisi, gerçek bir ülkücü olabilmek ülküsüdür. Kırılma ve üzülme. “anlayamadım gerçek bir ülkücü değil miyim sanki!” diye de şaşırma. Bilirsin: Seni çok severim. Bir insanın çok sevdikleri üzerinde çok hakkı vardır. Evet, henüz gerçek bir ülkücü değilsin. Ruhunun zenginliği, yüreğinin büyüklüğü, ülkü yolunda verdiğin mücadeledeki yiğitliğin sonucunu değiştirmez. Gençsin. İnsanoğlu, gençlik çağında, her şeye olduğu gibi, ülkücülüğe de adaydır. Hiç unutma: Bugün, tamamen haklı olarak, ülkücülüğe aykırı davranışlarından ötürü kınadığın ağabeylerin, senin yaşında iken, ülkücülüklerine asla toz kondurmak istemezlerdi. Ama hayat adını verdiğimiz düşmana yenildiler. Şimdi sapmalarını bağışlatmak için, münasip bir .. |
|
|
 |
|
UNUTMAK TÜKENMEKTİR...29.06.2007 16:09 |
|
|
Bizler çok eski dostlarız. “Dostlarız” diyorum. Çünkü bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraberliğini izahta çok cılız kalır. Zira bizler, eşlerimiz ve yetiştirdiğimiz çocuklarımızla bu bayrağı yere düşürmeyecek, elden ele , nesilden nesile taşıyacak bir miras bırakarak mezara gireceğiz.Dile kolay 40 yılı aşkın bir beraberlik. Pek çoğumuz biribirini 1970 öncesi lise çağlarından tanır. 1970-1980 yıllarını beraber yaşadık. Kimimiz öğrenci, kimimiz memur, kimimiz işçi, kimimiz işsiz, kimimiz gazeteci, kimimiz üniversitede hoca, kimimiz yazar, kimimiz siyasetçi. Her kesimden ve vatanın her köşesinde verilmiş şerefli bir mücadeleden g.. |
|
|
 |
|
ESKİMEYEN DOSTLAR12.01.2008 13:20 |
|
|
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkındayız.
Bu sebeple birbirimizle eksilen münasebetlerimizi kuvvetlendirmek, nerede olduğumuzu öğrenebilmek, yeniden temas kurmak, hatta nostalji yapmak maksadıyla bu siteyi kurduk. İnaniyoruz ki bizlerin muhabbetinden bile memleketimize fayda çıkar.
Bu sitede geçmişteki yaşantımızı ve sebeblerimizi de anlatacağız. Eski fotoğraflarla da süslüyeceğiz belge ve dökümanlarla da tarihe sabitliyeceğiz ki, yeni nesiller bilsin! Biz, şahsî meseleler için değil, Yüce Türk Milleti içi.. |
|
|
|
|