ÜLKÜDAŞIM
-Salih DİLEK Reise ithafen-
Yüreklerimiz
yüreklerimizde
Bir
başka atardı ÜLKÜDAŞIM
Bin
ok yesem, ölmeyeceğim diye
Haykıran
dudaklarımızdan;
Ümit
ve zafer marşları dökülürdü.
Gök
kubbeyi indirseler başımıza
Bir
yumruğumuz, bin yumruk olurdu ...
Ne
oldu bize ÜLKÜDAŞIM
Neler
oldu bizlere?..
Hangi
rüzgâr ayırdı bizi bizden
Hangi
rüzgârlar?...
Unuttuk
mu TANRI DAĞLARINI?...
KÜRŞAT'IN;
VEY
ırmağını çınlatan nara'sı
Silindi
mi kulaklarımızdan?...
Bir
zamanlar mıydı
ÜLKÜDAŞIM,
Bir
başka zamanlara mı
Gömüldü
hatıralarımız?...
Evet...
Gençtik, çelik gibiydik!
Aynı
zamanda açtık, açtık ama
Bir
ekmeği binlerce paylaşıyorduk!
Bir
zamanlar evet &nb..
Sizden aşağıdaki linki olabildiğince çok kişiye göndermenizi ve alıcılara "Is Macedonia Hellenic?" sorusuna "NO" yanıtını vermelerini rica etmeni önemle istirham ediyorum. Zira dost ve kardeş Makedon toplumu, Türk halkının desteğine ihtiyaç duymaktadır.Malesef şu an itibariyle 465.426 kişi YES cevabını, 172.508 kişi de NO cevabını verdiği için oran olarak %62 YES, % 38 NO şeklinde bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu durum Yunanistan'ın tezine hizmet etmektedir...http://www.topix.com/forum/world/macedonia/TAAAAFN23PMGMJ147Selam ve saygılarımla.Ahmet Ziya GUNDUZMakedonya Cumhuriyeti Konya Fahri KonsolosuYapici Is Merkezi B Blok No: 204Selcuklu - Konya - TURKEYTel: ++90 332 322 21 81 332 322 21 81Faks: ++90 332 320 42 92 332 320 42 92e-mail: honconsul@makedonyakonya.com ..
TÜRKİYE'NİN ORTA DOĞU'DA KAYBEDİŞİNİN HİKÂYESİ
" ÇEKİÇ GÜÇ" TEN "KÜRT AÇILIMI"NA
ŞEVKET BÜLENT YAHNİCİ TARAFINDAN KALEME ALINAN BU ESERDE:
12-13 sene "Çekiç Güç"le kontrol ettiğimiz (!) ve politikalarımız sayesinde Irak'ta gelinen noktanın neticesinde;
a) Talabani'nin Cumhurbaşkanı olduğu,
b) Barzani'nin Kürdistan Başkanı olduğu,
c) Türkmenlerin adının yok hale geldiği,
d) Türkiye'nin Orta Doğu'da esamesi okunmaz bir duruma düştüğünü düşününce, acaba bu "Kürt Açılımı" bizi nereye götürecektir diye endişelenmemek imkânsız...
CIA, ABD'yi Irak'ta nasıl yanılttı?....
Biz ülkeyi iki sene başbakansızlığa mahkûm ettik.Başbakan fiilen yoktu, hukuken de kimse vekâlet etmiyordu.....
Çekiç Güç görüşmelerinin perde arkası..
Orta Doğu'da biz yokuz. Var olan ise bizim eski kırmızı pasaportlarımız,
600 yıllık Osmanlı'nın temsilcisi bizler Orta Doğu'da 3-5 peşmergeye yenildik.
Şevket B.Yahnici'nin "Kuzey'..
Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına Ali Em seçildi. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi Üyesi Ali Em, YSK´nın yeni üyelerinin de katıldığı seçimde başkanlığa getirildi.YSK Başkanvekilliğine ise Danıştay 5. Daire Üyesi Kırdar Özsoylu seçildi. Em ve Özsoylu, 3 yıl görev yapacak.Aydın ve Başpınar´ın yanı sıra üyeler Yargıtay kontenjanından seçilen Hasan Erbil, Necati Söz ile Danıştay kontenjanından seçilen Sadri Bozkurt´un da görev süreleri sona ermişti.Boşalan üyelikler için Yargıtay ve Danıştay´da yapılan seçim sonucunda Yargıtay 2. Ceza Dairesi Üyesi Muharrem Coşkun, 9. Ceza Dairesi Üyesi Halim Aşaner,Yargıtay 16. Hukuk Dairesi Üyesi Mehmet Kürtül, Danıştay 13. Daire üyesi Turan Karakaya ve Danıştay 3. Daire üyesi Nilgün İpek,YSK´nın yeni üyeleri olarak belirlenmişti.Kurulda, üyeler Hüseyin Eken, Mehmet Kılıç, Bahadır Doğusoy, Ali Em, Kırdar Özsoylu ve Zeki Çelebioğlu´nun görev süreleri devam ediyordu.
ALİ EM´İN ÖZGEÇMİŞİAli Em, 11 Kasım 1950´de Ordu-Aybastı´d..
Balyoz Darbe Planı Üzerine
26 Ocak 2010Nuri GÜRGÜR Bir gazetede yayınlanan ve “Balyoz Darbe Planı” diye adlandırılan belgelerle ilgili tartışmalar sürüyor. Genel Kurmay bir açıklama yaparak bu çalışmanın “2003 – 2006 tatbikat programında “ yer alan ve 1. Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde gerçekleştirilen bir “plan semineri” olduğunu duyurdu. Dönemin 1. Ordu Komutanı em. Org. Çetin Doğan’ın açıklamaları da aynı yöndeydi. Ancak bu açıklamalar zihinlerde beliren kuşkuları gidermek bir yana, daha da artırdı. Metinde em. Org. Çetin Doğan’ın söylediği tarzda sonradan yapılan eklemeler var mı? Uçak düşürme senaryosu doğru mu? Camilere patlayıcı yerleştirmek, askeri müzelere sakallı cübbeli kişilerle saldırılar düzenlemek, toplumsal bir kargaşa oluşturup sıkıyönetim ilan edilmesini planlamak söz konusu mu? Çeşitli mesleklerden, kamu görevlilerinden, toplum kesimlerinden binlerce insanla ilgili değerlendirmeler yapılarak, sicil tutularak G gününden sonrası için tayin ve tasfi..
Eskimeyendostların muhabbet meclisinde Bozkurt reislerinden Muhittin ÇOLAK cebinden bir şiir çıkararak okudu, şiir vatan hasretini dile getiriyordu, kimin yazdığını sorduğumda :
"1952-53 yılının kış aylarında Paris'te Sen nehri kıyısında donmuş bir erkek cesedi bulunur, üzerinde kimliğini belirtilen bir evrak da yoktur, ancak cebinden çıkan bu şiirden ötürü Türk olduğu anlaşılır ve cenaze Türk elçiliğine teslim edilir."
1972 yılında ülkücülerin yayın organı Töre Dergisinde rahmetli Prof.Dr.Necmettin HACIEMİNOĞLU bu şiiri yayınlar.
Hafızalarımızı tazelemek dost bildiklerimizi hatırlamak maksadı ile bu şiiri biz de yayınlıyoruz.
PARİS AKŞAMLARI
Bu kent her şeyiyle bana yabancıCaddeler, binalar, bütün insanlar...Öyle hasretim ki ezan sesineArarım çevremde minare, camiLakin takılırım çan kulesineHer semtin muhteşem kilisesineYad el elemleri sarar içimi
Uzaklarda yurdum! Burdan çok uzakHer mevsimi güneşli, masmavi göklüCamili, kub..
Prof. Musa Yıldız, “İslâm Medeniyetinin Batı Medeniyetine Etkisini” bir cümleyle özetledi
30 Ocak 2010
* İslam Medeniyetinin Batı Medeniyetine Etkisi Prof. Musa Yıldız, “İslâm Medeniyetinin Batı Medeniyetine Etkisini” bir cümleyle özetledi:
“AVRUPA MEDENİYETİ İSLÂM MEDENİYETİNİN ÇOCUĞUDUR”
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Yıldız, medeniyetin yegâne sahibinin Batılılar olmadığını belirtirken, “İslâm Medeniyetinin Batı Medeniyetine Etkisini” Hocası Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, “Müslümanlar, ilimler tarihindeki muazzam yerlerini bilmedikleri veya yanlış bildikleri için Avrupalılar karşısında büyük bir aşağılık duygusu içindeler. Oysa Avrupa medeniyeti, İslâm medeniyetinin bir çocuğudur” sözleriyle anlattı.
Bu haftaki Ocakbaşı sohbetini gerçekleştiren ve Türk Ocaklılara hem İslâm medeniyetini, hem de bunun Batı medeniyetine etkilerini çarpıcı örneklerle anlatan Prof. Dr. Musa Yıldız, öncelikle şu gerçeğin altını çizdi: “Medeniyet, dünyadaki bütün mille..
/ Prof. Ahmet Buran, “dil meselesinde” dağdaki militanlarla, siyasal Kürtçülere kulak verildiğini söyledi
23 Ocak 2010
Prof. Ahmet Buran, “dil meselesinde” dağdaki militanlarla, siyasal Kürtçülere kulak verildiğini söyledi:
“KÜRTÇE, TÜRKİYE’NİN BABİL’İ OLACAK”
Fırat Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Buran, bilgi, belge ve gerçekler ortada olduğu halde, Ankara’nın bunlara değil, dağdaki militan ve siyasal Kürtçülere kulak vermesiyle, “Kürtçe”nin Türkiye’nin en önemli meselesi haline getirildiğini söyledi. Doğal ve tarihi süreçte oluşmayan, PKK’nın başaramadığı ve başaramayacağı şeylerin devlet tarafından başarıldığını vurgulayan Prof. Dr. Buran, “Kürtçe” ayrışmasını, Babil’e benzetti. Prof. Dr. Buran, “Bu, Türk toplumu için hayırlı bir iş değil. Farklı dilleri yaygınlaştırmak, bizi birbirimizi anlamaz ve birbiriyle uğraşır hale getirir. Biz birbirimizle uğraşınca, Avrupa’yla uğraşmayı bırakacağız, galiba istenen de bu” dedi. Ocakbaşı Sohbeti’nin bu haftaki konuğu Fırat Üniversite..
Eskimeyen Dostum Salih DİLEK bu Site işini başlattığından beri devamlı ve ısrarlı biçimde “yaz” der. Ben de, hep söz veririm ama bir türlü nasip olmaz. Birkaç gün önce aradı. “ Osman Keskin rahmetli oldu, O’nun için bir yazı yaz” dedi. Konu Osman KESKİN olunca yazmamak olamazdı.
Bir kere bu Sitenin çok hayırlı bir iş yaptığına, camiamız için gerçekten hayır işlediğine dair olan inancımı öncelikle dile getirmek ve düşünüp, gerçekleştirip, devam ettiren dostlara Allah razı olsun demek isterim.
Osman Keskin… Neredeyse 1968’ lerden beri tanıdığım bir dev adam. 40 küsur yıl O’nu inandığı parti ve dava yolunda hiç dönmeden yürüyen bir büyük iman adamı olarak tarif edebiliriz. Herkes MHP’li olabilir, kimileri CKMP’li de olabilir, ama o MP’li idi. MP’nden beri “Part..
Yıkın On Gözlü Köprüyü, Ben-u Sen'i, Diyarbakır'da, nefret ettiğiniz Türk(men)ler'e ait bir şey kalmasın ! Akkoyunlu Hükümdarı öz be öz Diyarbakırlı Uzun Hasan'ı, yine Diyarbakırlı Karayülük Osman'ı zaten bilmiyorsunuz ama biliyorsanız da; kahramanlıklarını, Osmanlı'ya nasıl kök söktürdüklerini anlatmayın. 300 yıl Orta Doğu'ya hükmettiklerini resmi tarih bize anlatmadı. Aksine Diyarbakır merkezli öz be öz Türkmen devleti olan Akkoyunlular resmi tarihe göre Osmanlı'yı arkadan vuran hain barbarlardı. Her gün kadim şehirde onlarcasını gördüğümüz eserleri bırakan ve Diyarbakır'ı başkent yapan Artuklular'ı hiç yaşamamış sayın. Diyarbakır ile ilgili en kapsamlı tarihi araştırma olan, 15. Yüzyılda yaşamış İranlı tarihçi Ebubekir Tıhrani'ye ait Kitab'-ı Diyarbekiriye'yi bulduğunuz yerde yakın çünkü o kitapta, Diyarbakır'ın dağını taşını yurt edinen Bayındır Türkmenlerinden dolayı yüzyıllarca Bayındıriye diye bilindiğini anlatır. Bu ..
Zor Bir Yıl Olacak
4 Ocak 2010Nuri GÜRGÜR Türkiye yeni yıla sıkıntılarla dolu yoğun bir gündemle girmiş bulunuyor. 2010 her bakımdan zor bir yıl olacak. Öncelikle ekonomik tablo, Başbakanın kanaatinin aksine, krizin teğet geçmediğini gösteriyor. Resmi rakamlara göre işsizlik % 16 nın üzerinde. Yeni yatırım yapılmıyor, kapanan işletmelerin, fabrikalar ve imalathanelerin sayısı artıyor. Geçmiş yıllarda özelleştirmelerden sağlanan gelirler verimli alanlara kanalize edilmediği gibi, kaynaklar önemli ölçüde kullanılıp tüketildiğinde sona yaklaşmış görünüyor. Ekonominin canlanması ve yatırım yapılması için gereken sermaye dışarıdan gelmeyince, içerden de sağlanmayınca uzun süredir sürüncemede olan İMF ile anlaşma yapılması ağırlık kazanıyor. Ancak bu anlaşmanın getirisi kadar götürüsünün de bulunduğu, özellikle ihracatçımızın döviz fiyatlarının düşmesi durumunda büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacağı şimdiden bellidir. Bu risklere rağmen piyasaları canlandırmak, üretimi ve ihracat..
Dostlarım,
bu gün bayram. Önce, bayramınızın mutlu geçmesini diliyorum. Sonra da sizlerle
birkaç gün önce yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum. Ramiz
Ongun’u ziyarete gitmiştim. Sohbet ederken bir ara düşünceli bir hal aldı. Masadan
aldığı bir kâğıda dikkatle bakarken sordu. “Necip’i hatırlıyor musun?” Hemen,
bir karşı soru ile cevap verdim. Altınok mu?
Tanıdığım
başka necipler de vardı. Ama Necip Altınok aklıma gelmişti. Neden bilmem.
Necip
Altınok ile çok yakın arkadaş, hatta yakın arkadaş olduğumu ne yazık ki
söyleyemiyeceğim. Aynı ortamlarda birçok kez bulunduk. Çok olmasa da
birbirimize hitap ederek konuşmamız olmuştur. Ancak şöyle baş başa bir
sohbetimiz ne yazık ki hiç olmadı. Evet, ne yazık ki olmadı. Bunu çok istediğim halde imkan olmadı. Ancak hep, birbirimizi anladığımızı&n..
ŞEHADETİNİN 39.YILINDA
ÜLKÜCÜ DURSUN ÖNKUZU
Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu, ilkokulu, Ortaokulu ve Sanat Enstitüsü’nü orada bitirdi. 1967 yılında Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okuluna başladı.
Dursun Önkuzu, ülkücülüğünü anasından, babasından, okuduğu kitaplardan ve tesadüfen bağzı öğretmenlerinden almıştı. Daha ortaöğretim sıralarında aldığı Türkçülük ülküsünü ruh tezgahında nakış nakış dokuduğu yıllar dan sonra Türk ülküsü uğrunda mücadele etmek azmi ile başladığı yüksek öğreniminde Rus-Çin uşaklarının hedefi oldu.
Babası Abdullah amca, az okumuş, fakat şuurlu bir Türktü. “Ön Kuzu” soyadını boşuna almamıştır. “Önkuzu” bir Türkmen deyimiydi. “sürüye yol gösteren”, “önde yürüyüp sürüyü selamete götüren” anlamına gelen bir deyimdi. Dursun’un babası bu soyadını alırken, oğlunun önde yürümesini, bayrak tutmasını, köyde, kentte, okulda, orduda, sav..
70 evveli sovyetler destekli komünist hareket Türkiyeyi ele geçirmek maksadıyla yan kurumları ile müştereken harekete geçtiğinde karşılarında meşru müdaafa durumunda ülkücü gençliği görünce önce şaşırmış ama derhal taktik değiştirip teslimiyeti kabul etmiyen milliyetçi gençliğe saldırıya geçmişdi.
Dünde medya bugünkü gibi taraflı idi,banka soyan,adam kaçıran,okulları işgal eden daha doğrusu silahlı komünistleri, devrimci gençler diye gazlıyor,milliyetçi talebelerede (daha doğrusu komünistlere itaat etmiyenlere) komandolar faşistler diye saldırıyor ,halkı yanıltmaya çalışıyor idiler.
Bugün AB 'den fonlanan zihniyet dünde moskovadan besleniyor Türk milletini satma ve aşağılama konusunda birbirleriyle yarışıyorlar idi.
İşte böyle hain saldırılar karşısında direnen ülkücüler hain çeteler tarafından katlediliyor,şehit ediliyorlar idi ( Bugünde PKK eşkiyaları tarafından şehit edildikleri gibi )
23 KASIM 1970 de Ankara beşevlerdeki yatılı erkek teknik yüksek öğretmen okulu öğrencisi..
Bizler çok eski dostlarız. “Dostlarız” diyorum. Çünkü bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraberliğini izahta çok cılız kalır...Devamı >>
Amaç
ESKİMEYEN DOSTLAR
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkındayız...
Devamı >>