Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
1200 'kez okundu.
2010-10-30
BİR MUZDARİP MİLLİYETÇİ - Fahri ATASOY

Bir sonbahar günü Durmuş Hocaoğlu’nu kaybettik. 23 Ekim 2010 gecesi vefat eden Durmuş Hoca 24 Ekimde ebedi aleme yolcu ediliyor. Gönüllerde ve zihinlerde iz bırakarak gidiyor. Belki geniş kitlelere ulaşamadı ama sevdalısı olduğu milletinin muzdariplerine bir Sokrates oldu. Milliyetçiliği bir düşünce hareketi olarak sağlam temellere oturtmaya çalıştı. Milliyetçiyim diyen herkese ayna tuttu. Milletinin ıstırabını içinde yaşadıkça feryatlarını dile getirdi. İlgili herkesi uyarmaya çalıştı. Bunu yaparken sağlam bir düşünce yapısıyla ve keskin bir dille ifade etti. Eğilip bükülmedi, küçük hesaplara girmedi, korkmadı, saklanmadı. Doğrudan söyledi ve yazdı. Hakikatın peşinde olan filozof idi. Milletinin bütün dertlerini omuzlayan ve başka hesabı olmayan Türk milliyetçisi idi. Galip Erdem’in tarif ettiği çileli ülkücülerdendi.

Bir münevver olarak Durmuş Hocaoğlu milliyetçi düşüncenin keskin bir kalemi oldu. Aslında Fizik okumuştu. Fizik bilimi evreni anlamakta insanlığa bilimsel veri sunan en önemli disiplindi. Fakat bu disiplinin sınırları belliydi. Asıl hakikati arayan bir filozof için bu sınırlar her zaman engelleyicidir. Hocaoğlu için de fizik bilimiyle uğraşmak yeterli gelmedi ve kendisini felsefeye verdi. Fizik hocası olmasına rağmen Felsefe alanında doktora yaptı ve felsefe konularında yazmaya başladı. Felsefe altyapısıyla milletinin ve ülkesinin meselelerine zihin yormaya başladı. Bizde düşünce adamı çıkmaz kompleksine giren milliyetçilere inat derin analizler yapmaya devam etti. Bir fikir adamı olarak ıstırabını çektiği meseleleri çözümlemeye ve anlatmaya devam etti. Yaşadığı dönemde kıymeti anlaşılamadı. Yeterince okunmadı. Fazla dikkate alınmadı. Ama yazdıklarıyla ve duruşuyla milliyetçi düşünce geleneğinde hak ettiği yeri mutlaka alacaktır. Dileriz ki Türkler kendi değerlerini görmeyi becerirler artık.

Yeniçağ gazetesindeki yazılarına son verdikten sonra web sayfasında yazdığı bir yazısında ruh halini şöyle özetler: “Türkler'e, bir kısmı kozmopolitanizm denen zehiri yutmuş, Arap kelimesini telâffuz edince baygınlık geçiren, Kürt'ten daha cevval Kürtçü, ama "Türk" denince suratını buruşturan, Avrupalılardan daha fazla Avrupacı ve Avrupa Birliği işbirlikçisi "tırnaklı Müslüman" Türklere; anlamayan ama hisseden, öfkeli, fakat şaşkın ve çâresiz ve bu şaşkın ve çâresiz bakışlarının önünde vatanları ellerinden alınan Türkler'e; bin yıldır, Haçlılar'dan Moğollar'a, Moğollar'dan, Yunan'ı, Bulgar'ı ve ilââhir, Europa'nın Zeus'den döllediği bilumum piçlerine, Ermeni'ye ve daha birçoklarına varıncaya kadar kâffesi dâhil, biraraya gelen yedi cihanın bile yerinden söküp boyun eğdiremediği, ama şimdi, hâlâ kaahır ekseriyetini teşîl ettiği vatanında ekall bir etniye boyun eğmeye başlayan Türkler'e, "gelen ağam, giden paşam" diyen, "benim tek efendim vardır o da kendi nefsimdir, ondan başkasına hizmet etmem" diyen cıvık Türklere, velhâsıl handiyse bilumum Türklere karşı derin ve onulmaz bir kırgınlık ve öfke hissi hâsıl olmuştu bende. Ülkem elimden çıkıyordu, Türkler çâresizdi, yâhut ilgisizdi, ben ise "etkisiz eleman"; etkisiz eleman, çünki mücâdelem boşuna idi, boşuna idi, çünki Türkler'in beslendiği kaynakları, kanaat önderleri, idolleri başka idi; onlar zehirli yılan gibi benim insanımın kulağına başka şeyler söylüyordu; benim sesim onların arasında kaybolacaktı ve öyle de oluyordu nitekim. Sesim işitilmiyordu, boğulup gidiyordu netîceten. Öyle bir sıkıntı gayyâsına düşmeğe başlamıştım ki, artık Türk olmaklığın, tahammül edilemez bir ağırlık gibi üstüme çöktüğünü hissediyordum.”

Başka söze ihtiyaç var mı?

Daha fazla ihtiyaç duyan Durmuş Hocaoğlu kişisel web sayfasından faydalanabilir:  http://www.durmushocaoglu.com/default.asp





ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net