Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
2502 'kez okundu.
2011-05-19
II-ADI DEVLET OLSUN- OSMAN ÇAKIR

Bu yılın gazete açısından en önemli olayı; 1970 yılından beri yıllarca bu işleri beraber yürüttüğümüz Mahir Durakoğlu’nun memur olmaya karar vermesi ve staja başlaması idi. Zaman zaman Mahir, fahri olarak bu işlerde bize yardımcı olmuştu; ama daha sonra yapmayı düşündüğümüz ekip çalışmasındaki kadroda bir bozulma meydana gelmişti. Bu, Töre-Devlet ekibindeki ilk çözülme idi. Çünkü bizler yayıncılık hayatımızın dışında da bir işimiz olacağına inanmamıştık. Bulunduğumuz yerde kendimizi hiçbir zaman çalışan insanlar gibi görmemiş, işin sahibi olarak düşünmüştük. Geçimi ise İbrahim ve Sadi ağabeyler nasıl yapıyorsa biz de öyle yaparız; şeklinde düşünüyorduk. İşle ilgili düşüncelerimiz böyle idi. Mahir; iki yıllık bu stajı süresinde görev dışındaki zamanlarını, yine matbaadaDevlet gazetesinde haber yorum yazarak geçirir, daha sonra Hasan Kayıhan ile beraber kullandığımız bekâr evinde gece 24’e kadar “vatan kurtarma” sohbetleri yapardık. 1975 yılı Nisan ayında ise Osman Oktay asker olmuş, yedek subaylık kısmını da Ankara’da tamamlamış, akşamları uğrak yeri ise matbaa ve bizim ev olmuştur. Bu dönemde Bozkurt dergisinin yayın ve idaresini ise Burhanettin Özbilici üstlenmiştir. Osman Oktay 1975 yılı içinde evlenmiş; askerliğin bitiminde ise 1976 Eylül’ünde MEB’de öğretmen olarak çalışmaya başlamış, ama dergi ile irtibatı hiç kesilmemiştir.

1976 yılı geldiğinde günlük bir gazetenin yayına girmesi dolayısıyla Devletgazetesinin de yayın politikasını yeniden belirlemesini icap ettiriyordu. Ülkücü gençler arasında yaygınlaşan “Lider-Teşkilat-Doktrin” söylemi ve kendi yayınlarını satma arzuları, zaman zaman Devlet’in satışını da engellemekte idi. Bu dönemde Devlet, Bozkurt ve Töre dergileri aleyhine bir hava estirilmekte ve adı geçen gazetelerin dağıtımının yapılmaması, derneklerin kendi yayın organlarını çıkartmaları ve onları satmaları telkin edilmekte idi.

Devlet’in 333. (22 Mart 1976) sayısındaki bir açıklama başlığı ile yayımlanan yazı ise o günden sonra Devlet gazetesinin politikasının nasıl olacağını gösteren bir örnekti:

            “Sayın okuyucularımız ve temsilcilerimiz,

     Gazeteniz Devlet, 8 yıla yakın bir süredir Türk milliyetçiliği davasına elinden gelen imkânlarla hizmet etmeye çalışmaktadır. Bu hizmeti yaparken şüphesiz ki en büyük yardım ve desteği siz okuyucularından ve temsilcilerinden almıştır.

     Gazetemizin yayın hayatına girdiği günleri hatırlayacak olursak, Devlet'in yıllar boyunca Türk milliyetçiliği dâvasının haftalık tek yayın organı olduğunu görürüz. Devlet'in bu özeliği yıllar boyu devam etmiş; gazetemiz bütün gücüyle ülkücü camianın basın ihtiyacını gidermeye çalışmıştır. Fakat son birkaç yıldır; milliyetçi görüşleri savunan Türk milliyetçiliğine hizmet eden günlük gazeteler haftalık ve aylık dergiler yayın hayatına girmiştir. Bu; hiç şüphesiz sevindirici bir husustur. Bu gelişme gazetemizin üzerindeki yükü hafifletmiş, fikrimizi kamuoyuna aktarma ve habercilik görevi, bu yayın organları tarafından da paylaşılmıştır. Bu sevindirici gelişmenin yanı sıra bir de mahzur ortaya çıkmış bulunuyor.

     Gazetemiz haftalıktır. Bilhassa son yıllarda Türkiye'deki ideolojik ve siyasi mücadele olağanüstü sür'ate ulaşmış bulunuyor. Yurdun her yerinde ülkücü hareketin güçlenmesi ile haber sayısında da fevkalâde artışlar meydana gelmiştir. Günlük gazetelere göre habercilik bakımından haftalık gazeteler daima geri kalırlar. Bu kaçınılmaz bir neticedir. Aynı durum bizim için de bahis konusudur. Günlük milliyetçi gazetelerde yayınlanan haberler, ancak aradan bir hafta geçtikten sonra gazetemizde yer alabilmektedir. Dolayısıyla “bayatlamış” haberlerin yer aldığı gazetenin okunma ve tesirlilik şansı azalmaktadır. Bu husus, okuyucularımız tarafından bize yazılan mektuplarda da belirtilmektedir.

     Bu durumu göz önüne alan gazetemiz, birkaç haftadır da okuyucularımızın dikkatini çektiği gibi. “haber”den çok yorumu öne alan bir yayın politikasına geçmiş bulunuyor. Önümüzdeki sayılarda bu özellik daha da belirgin hale gelecek Devlet haberlere eskisine nazaran çok az yer verecek, sayfalarımızın büyük kısmını inceleme, araştırma ve yoruma ayıracaktır. Hâl böyle olunca Anadolu'nun her yerinden bize muhabirlerimiz vasıtasıyla ulaştırılan haberlere eskisi gibi geniş ver verilemeyecektir.

            Türk milliyetçiliğine bu şekliyle daha çok hizmet edebileceğimize inanıyor, okuyucularımızın duygularına tercüman olduğumuzu umuyoruz. Bugüne kadar büyük fedakârlıklarla gazetemize haber gönderen temsilcilerimize de gayretli çalışmalarının devamı ricasıyla teşekkür ediyoruz. Tanrı Türk'ü korusun. “ 17

1975 Ekim ayında yapılan Senato seçimlerinden sonra Sadi Somuncuoğlu’nun matbaa ve gazeteden ziyade mesaisini parti merkezinde geçirdiğini görüyoruz. Hatta Devlet’in başmakalelerini ve yorumlarını alabilmek için diğer yazarlara sarf ettiğimiz gayreti O’nun için de harcamaya başlamıştık. 1976 yılı başlarında Meriç Coşkun da Töre dergisi Yazı İşleri Müdürlüğü’nü bırakarak matbaa yönetiminin başına gelmişti.

1976 yılının gündemi meşgul eden olayların başında üniversitelerdeki sol eylemler ile milli eğitimde ülkücü öğretmen ve öğrencilere yapılan baskı ve zulümler gelmekteydi. Eylemci sol kır gerillacılığını terk etmiş, şehir gerillacılığına yönelmişti. Gazetenin sayfalarında, Galip Erdem’in İlteriş Metin imzası ile yazmış olduğu “Niçin Dövüşüyorlar” ve “Kavga Nasıl Önlenir” isimli yazı dizileri adeta 12 Eylül 1980 öncesinin (ki buna 1977–78–79–80 yılları dâhil değil) bir tahlili gibiydi. Nuri Gürgür’ün “Ortak Pazar ve Türkiye” adı altında 10 hafta devam eden bir araştırma yazısı ile 5 sayı devam eden “Kaynayan kazan: CHP” araştırmaları yer almaktaydı. Ayhan Tuğcugil’in (İskender Öksüz) “Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi” araştırmaları 32 hafta (350–383. sayılar)  Süleyman Hayri Bolay’ın “Felsefi Doktrinler” adlı incelemeleri 29 hafta yayınlanmıştır. Ahmet Uzel’in Sadık Cemile müstear ismiyle yazmış olduğu “Kooperatifçilik ve Türkiye’deki Tatbikatı” isimli araştırması, 26 hafta (355-382.sayılar) yayınlanmıştır. Gerek Ayhan Tuğcugil’in bu araştırması, gerekse Süleyman Hayri Bolay’ın bu tez çalışması daha sonra Töre-Devlet Yayınları arasından kitap olarak yayınlanmıştır. Batı Trakya Türklüğü ile ilgili araştırmalar, Bulgaristan Türklüğü ile ilgili araştırmalar ile Eyüp Aktepe’nin “Millet Sektörü” ile ilgili araştırmaları da Devlet sayfalarından yer almıştır.

Avrupa Baskısı: Türk’ün Sesi

Devlet gazetesinin 1976 yılı içinde bir başka yayın atağını görüyoruz. O da Avrupa’daki işçilerimiz için 15 günde bir 4 sayfa işçi haberleri ile 8 sayfa Devlet’in normal fikri yazılarından meydana gelmiştir. Ebu Müslim Kocaay’ın öğretmen olarak Almanya’ya gittiğinde “Siz orada kendinizi tatmin ediyorsunuz. Burada işçiler komünizmin ve Kürtçülüğün yoğun propagandası altındalar. Niçin burası için gazete çıkarmıyorsunuz;” ısrarı üzerine, 3 Mayıs 1976 tarihinde 339. sayı ile birlikteDevlet-İşçi Postası adı altında bir ilave gazete yayınlanmıştır. 15 günde bir yayınlanan bu gazetede Almanya, Hollanda ve Fransa’da yaşayan işçilerimize yönelik haber, yorum ve aydınlatıcı bilgiler (gümrük mevzuatı vs gibi) yer almıştır. 31 Mayıs 1976 tarihinde 343.sayı ile birlikte adı “Türk’ün Sesi” olan bu ilave gazete 376. sayı (17 Ocak 1977) tarihine kadar 18 nüsha neşredilmiştir. Bu dönemin en kuvvetli kalemlerinden birisi ise Fransa’da hem çalışıp hem okuyan M. Anıl Celiloğlu imzalı yazarımızdı. Almanya’da da aynı durumda olan arkadaşlar vardı; ama meseleye ve kaleme bu kadar sahip değillerdi. Zaman zaman Hasan Oraltay ve Enver Altaylı’dan da makale, haber gelirdi; fakat bunlar daha ziyade Orta Asya Türklüğü ile ilgili haber ve yorumlar olurdu. O yıllarda Avrupa’da çalışan işçilerimiz ise birinci nesil idi. Onların da gözü Türkiye’de idi. ”Her an dönebilirim;” ümidini taşıyorlar, ailece göç ise henüz yeniydi.

Sonun başlangıcı: Devlet aylık oluyor

Mart ayına geldiğimizde “Devlet patronu” İbrahim Metin gazeteyi artık haftalık çıkartamayacağını ve aylık olarak yayınlayacağını okuyucularına duyuruyor. Gazete’nin sadece Gameda aracılığı ile gazete bayilerindeki okuyucusu ve çok az miktarda da tek abonesi kalmıştı.

Gazetenin son olarak haftalık olarak neşredilen 435. sayısının ikinci sayfasında İbrahim Metin tarafından kaleme alınan “Devlet önümüzdeki aydan itibaren aylık oluyor” başlıklı bir yazı ile okuyucuya bu haber, şöyle duyuruluyordu: “1969 Yılı Nisan'ının ilk haftasından bu yana, her haftanın pazartesi günleri sizlerle baş-başa olan Devlet; bundan böyle - maalesef elimizde olmayan sebeplerle - her ayın ilk pa­zartesi günleri huzurunuzda olacaktır. Gerçi 10. yılına giren bu dönem zarfında, bir takım malî krizler sonucu kısa bir müddet 15 günlük çıktığı da olmuştu. İnşallah bu kriz devresinin de kısa sürmesi ve çok daha güçlü olarak yine her hafta sizlere hak bildiği davanın sesini duyurabilmesi en samimi dileğimizdir. İnşallah Devlet'in bu gerilemesi, iktisattaki “Kötü para, iyi parayı kovar” kaidesinin bir tezahürü değildir de onun aksi bir gelişmenin sonucudur.

Ancak sizlere ayda bir defa sesini duyurabileceği bu dönemde Devlet, mümkün mertebe günlük politikanın dışına, sayıdan sayıya çıkmaya gayret edecek; gerek yazarlar dünyasına Devlet'in kazandırmış olduğu, tanıdığınız ve beğendiğiniz imzalarla; gerekse daha önceden beri Türk milliyetçiliği fikrini savunan kalemlerle hu­zurunuzda olacaktır.

Bu geride bıraktığımız 9 yılın muhasebesini, Milliyetçi Hareket'in nereden başlayıp nereye geldiğini ve bu gelişteki Devlet'in katkısını siz vefakâr okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz. Ve elbette inanıyoruz ki. Milliyetçi Hareket'in mensupları, İstihbarat teşkilâtlarında uygulandığı bilinen “Limon Politikası”nı uygulamıyor. Artık çıkacak suyu kalmadı düşüncesiyle Devlet'i de çöp kutusuna atmıyor. Bu inançla ve Devlet'in 10’cu yılında 2 Nisan 1978 günü buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz. Devlet” 18

O güne kadar Töre, Devlet, Bozkurt dergilerinde çalışmış olan bizler ve bizimle kader birliğine karar vermiş bazı arkadaşlar ki bunlar: Osman Çakır, Osman Oktay, Meriç Coşkun, Mahir Durakoğlu, Rasih Arlısoy, Sadık Tokuçoğlu, Nedim Ünal, Ruhi Özbilgiç, Hüseyin Düzgün, İsmet Keten, Mustafa Karahan, Sinan Nacak, Sıtkı Baysal ve Hikmet Özer’den oluşmaktaydı. Kendi aramızda dergiyi aylık olarak çıkarıp çıkaramayacağımızı müzakere etmeye başladık. O dönemde Üniversiteliler Kültür Derneği ve yayın organı olan Ocak dergisi de kapatılmıştı. Bu dernek mensubu ağabeyler de kendilerinin yazı bakımından destek olacaklarını beyan etmişlerdi. Yukarıda ismini saydığımız arkadaşların hepsi de memurdu. Dergiyi tek başına sırtlayıp götürecek kimse yoktu. Zorlukların neler olduğunu biliyorduk. Herkes derginin çıkartılmamasını istiyordu. En son Osman Oktay’ın evinde yapılan toplantıya Acar Okan da iştirak etmiş ve bir sonuca varmamızı istemişti. İstanbul’a evini taşıma niyetindeki İbrahim Metin de karar bekliyordu. Aksi takdirde tamamen gazeteyi kapatacaktı. O gün yapılan gizli oylamada, “derginin ipini çeken” olmamak için 3 kişi hariç diğerleri dergiyi aylık olarak çıkartalım; yönünde oy kullanmıştı. Oylama açıklandığında, sanki nötron bombası atılmış gibi bir sessizlik vardı. Herhalde evet verenlerin hiçbirisi, böyle bir netice beklemiyorlardı. Karar: Çıksın şeklindeydi; derhal uygulamaya konuldu. Dergi ebadında aylık olarak çıkartılacak olan Devlet’in yeni bir hamle yapması gerekiyordu. Ankara dışındaki (Mahir, Rasih gibi) arkadaşlarımızın fiilen yardımcı olmaları beklenemezdi. Fakat “evet”çi bazı arkadaşlarımız da daha başlangıçta yan çizdiler. Dergi’nin aylık olarak çıkartılmasının başlangıcında dağıtım, kapak baskısı ve bazı yazarlarla görüşmek üzere Meriç, Nedim ve Sadık İstanbul’daki temasları sürdürdüler. Dergi haftalıkta olduğu gibi yine Gameda vasıtasıyla gazete bayilerinde satılacaktı. Abone kampanyasına girişildi. Matbaalar ayarlandı ve Nisan-Mayıs 1978’de sayı: 436–437 ll. dönem: 1 diye 32 sayfa 18,5x26 ebadında renkli kapak baskısı ile çıkmaya başladı; takdim yazısını başlarda ben; başyazıyı ise imzasız olarak Acar Okan yazıyordu.

Osman Çakır tarafından kaleme alınan ve 1. sayıda Devlet’ten okuyucuya başlıklı takdim yazısında şöyle denilmektedir:

“10. YIL VE YENİ BİR DÖNEM

Muhterem Okuyucularımız, Türk Milliyetçiliği tarihini inceleyenler, pek çok derginin çıktığını ve belli bir süre sonra “İmkânsızlıklardan dolayı okuyucularından özür dileyerek” yayın hayatına son verdiklerini görmüşlerdir. DEVLET; yayın hayatına başlarken ömrünün “Diğer milliyetçi dergilere benzememesini” dileyerek çıkmıştı. Geçen on yıl Türk Milliyetçiliği tarihinde bir gerçeği ortaya çıkarmıştır. Fedakâr, idealist bir grubun her türlü dedi-kodu ve engellere aldırmadan çok şeyler yapabileceğini ortaya koymuştur. 10 yıl boyunca DEVLET'i çıkartanlar da çok çeşitli “İmkânsızlıklarla” karşılaşmışlardır. Bütünbunlar karşısında yılmayan ve “imkân” doğurarak çalışanlar TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ TARİHİNDE İLK DEFA BİR DERGİYİ ON YIL YAŞATMIŞLARDIR.

Şimdi Devlet 10. yılında yeni bir şekil ve muhteva ile aylık olarak karşınızda. Türk Mil­leti’nin belini büken zam furyası, basını da tesiri altına almış, Devlet'in yayın hayatına devamın­da, büyük ölçüde tesir etmiştir. Milliyetçilikdoğrultusunda günlük gazetelerin yokluğu ve­ya tesir sahasının azlığı sebebiyle, Devlet bugüne kadar 10 yıllık yayın hayatında günlük hadiseleri okuyucuya aktarmayı şiar edinmiş, meselelerin haftalık yorumunu sizlere iletmişti. Milliyetçi camiada günlük gazetelerin çoğalması ve olayların hızlı seyri bizleri bu 10 yıllık gelenekten biraz uzaklaşmaya zorla­maktadır. Yeni bir ekibin dinamizminin de ilavesiyle gazetemiz bundan böyle Aktüalite-Fikir ve Yorum dergisi olarak çıkacaktır.

Derginin aylık olarak yayın hayatına devam edeceğini duyan vefakâr okuyucularımızdan üzüntülerini belirten ve teşvik edici mektuplar aldık. Bu güne kadar okuyucumuzdan aldığımızı okuyucumuza vermeyi prensip edinmiştik. Okuyucularımızın taleplerine kulak tıkamamız imkânsızdı. Bütün bu şartlar bizleriyeni bir atılımın içine sürükledi. Sayfalarımızı tetkik ettiğinizde göreceğiniz gibi DEVLET şimdi yeni bir şekil - muhteva ile geniş bir yazar kadrosuyla yayın hayatına devam edecektir. Yeni atılıma geçerken umduğumuzun üstünde bir ilgiyle karşılaştık. Devlet'in geçmiş hizmetini bilenler, meseleye bizden daha fazla sahip çıktılar.

Dergimizin kadrosunda milliyetçi camianın yakından tanıdığı pek çok kıymetli yazar var: Hergün yazılarını zevkle okuduğumuz değerli yazarlar, bundan böyle ayda bir Devlet'te sizler­le beraber olacaklar. AHMET KABAKLI, ERGUN GÖZE, NURİ GÜRGÜR. İLTERİŞ METİN, AHMET RlFAT, SADİ SOMUNCUOĞLU, NEVZAT KÖSOĞLU, HASAN KAYIHAN, AYVAZ GÖKDEMİR, MEHMET ÖZKAN, M. ANIL CELİLOĞLU, AYHAN TUĞCUGİL ile Üniversitemizin değerli ilim adamları Doç. Dr. EROL GÜNGÖR, Doç. Dr. NECMETTİN HACIEMİNOĞLU, Doç. Dr. AHMET NURİ YÜKSEL, Doç. Dr. TEVFİK ERTÜZÜN, Dr. CELÂL ER, Dr. ORHAN KAVUNCU, Dr. RASİH DEMİRCİ, Dr. SÜHA DÜNDAR ve birçok genç kalem sizler için yazacaklar.

Muhterem Okuyucularımız, 10. yıla sizlerin desteği ile girdik. Bundan sonra kısmet olursa yayınımıza yine sizlerin desteği ile devam edeceğiz. Derginize göstereceğiniz itina ve yapıcı tenkitler bizlere güç verecektir. Bayilerden dergilerin takibi yeni abonelerin kaydı ve bulunduğunuz mahalde derginin toplu satışlarına yardımlarınız bizlere en büyük destek olacaktır.

10 yıl süre ile gazetemizin yayın hayatına devamında ve yaşamasında büyük emeği geçen İBRAHİM METİN'e, gazetemizin kurucularından HALİL ÖZYILDIZ'a eski neşriyat müdürümüz SADİ SOMUNCUOĞLU'na ve bunlara yardımcı genç arkadaşlarımıza sonsuz minnetlerimizi sunar, Yeni devre ile birlikte Cenab-ı Hak'tan bize güç ve kuvvet vermesini niyaz eder, cümlenize saygılar sunarız.DEVLET DERGİSİ “ 19

Derginin takdiminde de görüldüğü gibi yazarlar daha önce Devlet’te yazmış kimselerdi. Haftalık çıkılan dönemde Tercüman Gazetesi’nin yayımlamadığı sert yazılarını gönderdikleri Devlet’te şimdi, Ahmet Kabaklı ile Ergun Göze’nin de yazmaları Nedim Ünal’ın ısrarı ile sağlanmıştır. Kabaklı, birkaç ay yazmış; Ergun Göze ise devam etmiştir. Derginin kapağının tasarımı ve baskısı da yine İstanbul’da yapılmıştır. Derginin sahip ve yazı işleri müdürlüğü yine Mehmet Çağatay Özdemir olarak kalmıştır. M. Çağatay Özdemir, 1978 Şubat ayında yüksek lisans yapmak üzere Almanya’ya gitmiş ve oraya yerleşmişti. 9 sayı sürdürülen bu sahip ve yazı işleri müdürlüğü görevi, cumhuriyet savcılığının gazete aleyhine açtığı davalar dolayısıyla polis tacizi üzerine Şubat 1979’da değişmiştir. Bu tarihten sonra Anda’da çalışmakta olan Şeref Savaş arkadaşımız derginin sahipliğini üstlenmiş, yine Anda Ankara bürosu müdürü Süleyman Kürkçü de Yazı İşleri Müdürü olmuş ve derginin kapandığı Haziran 1979 14. sayı (450) ya kadar bu şekilde devam etmiştir.

Dergi Çelikkale Sokak (şimdiki Şehit Adem Yavuz sokak) 3/6’da faaliyetlerini sürdürüyordu. Burası işadamlarından “Güriş” in sahibi İdris Yamantürk’e ait bir büro idi. Türk Ocakları genel merkezi de bu büroyu adres olarak göstermiş ve faaliyetlerine (!) burada devam etmekte idi. İki kat aşağıda ise “Akıl dükkânı” denilen Şerafettin Yılmaz’a ait avukat bürosu vardı. Her iki büro da 12 Mart 1980’den sonra MHP davası için kullanılacaktı. Bu büroya işyeri en yakın kişi ben ve Sadık idik. O zamanlar Kızılay’da bulunan YKM binasını 3. kattan itibaren TRT Genel Müdürlüğü kullanıyordu; biz ikimiz de o binada çalışıyorduk.

Yeni Işık Matbaası Bombalanıyor

1978 yılının son günlerine geldiğimizde ise Yeni Işık Matbaası’nın bulunduğu mahalle, tamamen aşırı solcuların hâkimiyeti ve kontrolü altına girmişti. Gazete ve dergilerin kapanması ve oraya gelip giden ülkücü arkadaşların ayağının da kesilmiş olması matbaayı orada yalnızlığa itmişti. Daha önceki günlerde evini oradan kaçıran İbrahim Metin ise arada sırada matbaaya geliyordu. İşte 25 Aralık 1979 günü meydana gelen olay Devlet dergisinin Ocak 1979 (9). sayısının 30. sayfasında şu şekilde haber oluyordu: “25 Aralık Pazartesi akşamı Bakanlar Kurulu'nun Sıkıyönetim ilân edelim mi, etme­yelim mi?” diye düşündüğü sırada, Ankara'da, evvelce dergimizin basılmış olduğu matbaada bulunan ve halen de arşivlerimizin muhafaza edildiği büro bombalandı. Olay şöyle oldu. Dergimizin eski sahibi İbrahim METİN'in sık sık matbaaya ve büromuza geldiğini önceden takip suretiyle öğrenen komünistler, kendisinin olay günü saat 18.00 sıralarında büromuza gelmesinden az sonra saldırıya geçmişlerdir. İ. METİN büromuzun bu­lunduğu sokağa arabasını park ederken 3 kişinin kendisiyle ilgilendiğini görüyor. Doğruca içeriye girip kapıyı kilitliyor. 15 dakika sonra dış kapı 3 defa zorlanıyor. “Kim o” sorusuna cevap verilmiyor. Metin, bodrumdan yazıhaneye çıkarken bir şangırtı duyuyor ve büyük bir patlama ile yere yıkılıyor. Görgü tanıkları anarşistin üzerindeotomatik silah bulunduğunu ifade ettiler. Hâdise yerine gelen emniyet ekipleri vebomba uzmanları büyük bilyelerden imal edilen bombanın “anti – personel” cinsiolduğunu ve şahıslara yönelik bulunduğunu belirtmişlerdir. Patladığı yerde ve civarında büyük hasar meydana getiren bomba, dergimize ait dolapları, masa vedaktilolarla, eski arşivlerimizi İbrahim Metin'in şahsına ait dolaptaki belge vedefterleri paramparça etmiştir. Ayrıca matbaa sahibine ait masalar, Töre - DevletYayınevine ait dolap ve masa da büyük hasar görmüştür.

Kapıyı açık bulsa idi, silahıyla eylemini yapabilecek olan anarşistin, bu imkânı elde edemeyince bomba yolunu kullandığı tahmin edilmektedir. Hadise bu yönüyle de İstanbul Gaziosmanpaşa’da 29 Aralık günü şehit edilen il idare kurulu eski üyesi İlyas Eminoğlu’nun olayı ile büyük benzerlik göstermektedir. Bilindiği gibi 2 el ateş edilerek öldürülen Eminoğlu’nun dükkânına bir de tahrip kalıbı atılıp kaçılmış, fakat tahrip kalıbı patlamamış vaziyette bulunmuştur.

1977 seçimlerinde de saldırıya uğrayan ve uzun yıllar MHP üst kademesinde görev alan İbrahim Metin Allah’ın yardımıyla ölümden kurtulmuştur. Kendisine geçmiş olsun deriz.” 20

1978 yılının Ağustos ayında askerlik görevi için silâhaltına alınan Osman Çakır ve Meriç Coşkun’un dergi ile irtibatları “mecburi bir kesintiye” uğramıştır. Bu dönemden sonra derginin sorumluluğu Osman Oktay, Nedim Ünal, Sadık Tokuçoğlu ve Ruhi Özbilgiç’in üzerinde kalmıştır. Daha sonra da Nedim Ünal Antalya Tıp Fakültesinde asistan olmuş ve o da Ankara’dan ayrılmıştır. Bu dönem içerisinde “Ahmet Rıfat” imzası ile yazı yazan Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel’in “Allah intikam alıyor;” adlı 5 yazısından ikisi dergiyi çıkartan arkadaşlara sıkıntı olmuştur.

Birincisi 1979 Ocak ayında yayınlanan “etraf” başlıklı yazıdan dolayı MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş tarafından imtihan edilmeleridir. Aslında yazının başında çerçeve içinde şu ibare vardır: ”Bu yazı, Reisicumhur ve Başbakandan, Genelkurmay Başkanı ve Ordu Komutanlarına istisnasız bütün siyasi parti liderlerinden Bakanlara, Umum müdürlerden müdürlere kadar herkese ithaf olunmuştur” diye başlıyor ve devam ediyor. O dönemde birileri bu yazının aslında Türkeş’i ima yoluyla tarif ettiğine ve bu “etraf”ın da kendisi için yazıldığına Türkeş’i ikna etmişler ki dergiyi çıkartan arkadaşlar Osman Oktay, Ruhi Özbilgiç, Sinan Nacak ve Sadık Tokuçoğlu “9 ışık” imtihanına tabii tutulmuşlardır.

İkincisi ise yine bu seriden yazılan yazıların birisinden dolayı Ankara basın savcılığının TBMM’nin manevi şahsiyetine hakaretten dolayı dava açmasıdır. Yazı müstear isimle olduğu için yazarı bulunamamış, Sahip ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü M. Çağatay Özdemir yurt dışında olduğu için bulunamamış, dava tebliği yapılamamış ve dosya takipten kaldırılmıştır. Aradan zaman geçmiş 12 Eylül askeri darbesi olmuş, TBMM’nin ne maddi ne de manevi şahsiyeti kalmıştır. 1983 yılında Tercüman Gazetesi’nin düzenlediği bir toplantı için Türkiye’ye gelen M. Çağatay Özdemir’in pasaportuna hava alanında el konulmuş ve dava sonuçlanana kadar da yurt dışına çıkışı yasaklanmıştır.

Türkiye’yi 12 Eylül noktasına getiren anarşi ve terör ile sol saldırıların artık zirveye çıktığı bir dönemde Türk milliyetçilerinin sesi olmaya devam eden Devletdergisinin 14 sayı çıkan nüshalarına baktığımızda, muhtevanın yine olayların milliyetçi yorumu olduğunu; makalelerin biraz daha küçük olduğunu ve günlük gazete sütunları hacminde yazıldığını görüyoruz.

Devlet ve Yazarları

Devlet'in yazar kadrosu, bugün Türkiye'nin en seçkin milliyetçi, ülkücü aydınlarıdır. Yazarları arasında;

Alparslan Türkeş; 26 yazı. Belli konularda kitaplarından alınan veya konuşmalarının makale haline getirilmiş yazılardır. Hiç birisi orijinal yazı değildir.

Arif Nihat Asya; 145 şiir. Genellikle 4’lükler (rubai) tarzı şiirlerdir. Doğum, ölüm, evlenme gibi hadiseler üzerine tarih düşürdüğü şiirleri de vardır. Şiirlerini kiracısı İbrahim Metin veya Osman Çakır evinden alırlardı.

Abdurrahim Karakoç; 82 şiir. Cezmi Bayram’ın Devlet yazarları arasına kattığı bir şair idi. İlk kitabı “Hasan’a mektuplar” Osman Yüksel Serdengeçti tarafından basılmış, fakat satılmamıştı. Devlet Dergisi’nde birkaç hafta şiirleri kitap ilanı ile birlikte yayınlandı. Okuyucudan ilgi gördü. Postadan daha sonra her hafta şiirleri gelmeye başladı. Daktilo ile yazılı olarak gelirdi. Maraş İli Elbistan ilçesi Cela Kasabası belediyesinde memur idi. Hasan’a Mektuplar kitabı ve Devlet’te,Bozkurt’ta yayımlanan şiirleri “Vur Emri” adı altında Töre-Devlet Yayınları’ndan çıkmıştır.

Ahmet Nuri Yüksel; 56 yazı. Kendi adıyla 1, mühendis Ahmet imzası ile 1 ve Ahmet Rıfat imzası ile 54 yazı yazmıştır. İTܒde Uçak Kürsüsünde Doçent idi. Yazıları Ahmet Rıfat imzası ile ve daktilolu gelirdi. Daha önceki dönemlerdeki yazılarını İbrahim Metin mutlaka okur ve bazen makaslardı. Dava konusu olan yazıları o günkü dergiyi çıkartan arkadaşların acemiliği ile sansürsüz olarak yayınlananlardır.

Acar Okan; 8 yazı. Ayrıca 14 sayı isimsiz aylık başyazı. Ayvaz Gökdemir; 20 yazı. Murat Gökdemir 1, Selim Gökdemir 2, kendi imzası ile 17. Ahmet Muhtar Güneri; 14 şiir. 1976 yılında bir müddet yayınevinde ve Bozkurt, Devletdergilerinde musahhih olarak çalışan memur emeklisi bir şair idi. Şiir ve yazıları o dönemlerde yayımlanmıştır. Ayhan İnal (3 şiir). Abdülhâdi Toplu; 29 yazı.Abdülhâdi Topallıoğlu imzası ile yazmıştır. Anayasa’da Milliyetçilik Mücadelesiisimli kitabı Töre-Devlet Yayınları’ndan çıkmıştır. Aclan Sayılgan; 16 yazı. Agâh Oktay Güner (3), Ahmet Bican Ercilasun (3) Ahmet Bilgin (3), Ahmet Güner (2), Ahmet Cebeci (8), Ahmet Demir (3), Abdülkadir İnan (2) Ahmet Kabaklı (25 ),Ahmet Karaca (5) Ahmet Uzel; 26 yazı. Kendi imzası ile 1, Sadık Cemile adıyla 25 yazısı yayımlanmıştır. Gazetenin 1976’dan sonraki yazarlarındandır. Ziraat Bankası’nda müfettiş idi. S. Ahmet Arvasi; 11 yazı. Ahmet Seferoğlu (3), Alev Arık (3), Ali Bayındır (2) Ali İhsan Karacan (4), Alper Aksoy; 19 yazı. Alptekin Erdoğan (8), Altay Pamir (5), Atilla Atlıhan (3), Nihal Atsız (8), Ali Bayındır (2), Aziz Alpagut; 12 yazı. Burhanettin Özbilici; 10 yazı. Bay Mirza Hayıt (6)

Cezmi Bayram; toplam 295 yazı. Em. Albay Murat Çeliker 4, Cezmi Kırımlıoğlu 281, kendi adı ile 10 yazısı yayınlanmıştır. Devlet gazetesinin en istikrarlı yazarıdır. Yazılarını daktilo edilmiş vaziyette belli ölçüye göre yazılmış olarak kendisi getirirdi. Ayrıca Milli Eğitimde Haçlı Seferleri adıyla 2 cilt kitabı Töre-Devlet Yayınları’ndan çıkmıştır. A:Ü: Fen Fakültesinde Prof. Dr. Cengiz Uluçay’ın asistanı idi. Ayrıca Ülkü-Bir’de de Genel Başkan yardımcılığı, sonra Anda Genel Müdürlüğü yapmıştır.

Celal Battaloğlu (3), Celal Er (4), Celal Erçıkan (2), Cengiz Demirbaş (3),Cengiz Uluçay (12), Cevdet Gökalp (5), Çağatay Özdemir (5), Cem Ertürk (2).

Dündar Taşer; 135 yazı. Bunların 3 tanesi imzasız, 20 adedi Hüseyin Sabahattin, 122 tanesi de kendi imzasıyla yayımlanmıştır. Diğer sayfalarımızda müstakil olarak Dündar Taşer’in yazarlığı anlatılmaktadır. Dündar Bey’in yaşadığı ve gazetenin çıktığı dönemlerin hesabı yapıldığında, en fazla yazı yazan kişi olduğunu görüyoruz.

Dilaver Cebeci; 164 yazı. Kendi imzası ile 1, Seyyahı Fakir Evliya Çelebi imzası ile 163 yazı. Dilaver Cebeci kendisine göre geliştirdiği bir üslup ile “Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi” imzası ile hiciv yazıları yazardı. Kendisi Aydın’da öğretmendi ve yazılar posta ile gelirdi.

Dinç Yaylalıer (2) DEVLET imzalı (291) yorum. Dündar Taşer, Galip Erdem, Sadi Somuncuoğlu, İskender Öksüz, Kamil Turan, Acar Okan’a ait.

Emine Işınsu; 96 yazı. Yazarlık yönünü romancılıkta devam ettiren Işınsu, makalelerini daktilo ile yazardı. Erdal Sargutan (40), kendi imzası ile 3, Erdal Altay Balkanlı adıyla 37 yazı. Ender Maral (?)(7). Ergun Göze (25), Erol Güngör (5 ) 3 makalesi kendi adı ile 2 tanesi de Doç. Mehmet Turhan imzası ile yayımlanmıştır. Eşref Aydın (2), Eyüp Aktepe (4), E. S. Salihoğlu (3).

Fikret Eren (7). Kendi imzası ile 1, Kurt Karaca imzası ile 6. Fahrettin Kırzıoğlu (2).

  DEVAMI III.BÖLÜMDE


ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net