Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
972 'kez okundu.
2009-04-25
İran olmak ve olmamak

 İran’ın 2006’da bir erkek koyun klonladığı haberini kaçıranlar için yeni bir haber: İran şimdi de dişi keçi kopyalayan dünyanın beşinci ülkesi oldu.
     Şaşırdınız mı? Eğer İran’ı size anlatıldığı gibi anlamaya alışmışsanız şaşırmanız gerekirdi!.. "Türkiye İran olmayacak"çılardansanız ve şaşırmadıysanız; ben size şaşarım...
     Elbette, Türkiye İran olmayacak... Olmamalı ve olamaz... İran da Türkiye olmayacak... Olmamalı ve olamaz...
     Türkiye Türkiye’dir, İran da İran... Ama Türkiye ile İran, Atatürk döneminde en yakın ve kardeş iki ülkeydi... Yine öyledir... Öyle olmalıdır ve öyle kalmalıdır... Asırlardan beri olduğu gibi...
     Kimse "Ama o zaman İran laikti..." demesin... Çünkü İran o zaman da laik değildi... Anayasa’nın 2. Maddesine göre "İran Devleti´nin resmi dini İslam" idi... Yasalar da Caferi Fıkhı temelli yasalardı. Elbette dinin ilgilenmediği alanlar da, laik yasalar da vardı... Bugün de öyledir...
     Şah zamanında olan "Teokratik Monarşi"dir. Şimdi olan ise "İslam Cumhuriyeti."
     Demokrasi mi? Türkiye´de ne kadarsa o kadar... Fark mı? Türkiye laik demokrasi... İran’da İslami demokrasi... Söz gelimi Türkiye´de başını örten memur olamaz ve üniversitede okuyamaz... İran’da da başını açan... Fark ne?
     Öte yandan bakın İran demokrasisinde neler var:
     1979 İslam Devrimi’nden sonra yapılan halk oylamasıyla yüzde 98.2 oranında kabul oyu ile İslam demokrasisi onaylanmıştır.
     İran’da yürütmenin başında cumhurbaşkanı bulunur; dört yılda bir halk tarafından seçilir ve 20 bakanını kendisi seçer...
     İran’da Yasama Meclisi 290 üyeden oluşur. Bu üyeleri halk seçer...
     Yargı, "Rehberlik Makamı"na bağlıdır. Başkanını 5 yıllığına Rehber seçer.
     Rehber, "Rehberlik Meclisi" tarafından seçilir. Rehberlik Meclisi’ni halk seçer.
     Bu Meclis bizdeki Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerine de sahiptir. Yasaların Anayasa´ya uygunluğunu denetler.
     Ayrıca halk tarafından seçilen "Uzgörürler Meclisi", "Denetim Şûrası" ve "Düzenin Yararını Teşhis Kurulu" gibi oluşumların da geniş yetkileri vardır.
     Elbette bütün bu kurullara seçilmek için ön şart rejime sadık olmaktır. Türkiye´de de böyle değil midir?
     Bütün bu esaslar, temel kavram farklı olsa da bizdeki veya diğer laik demokrasilerdeki gibidir.
     Peki fark?
     Belki şaşıracaksınız, ama ilginç farklar var:
     İran’ın resmi dini İslam ve resmi mezhebi Caferilik olmakla birlikte; Sünni dört mezhebe bağlı Müslümanlar inançlarının gereğini hiçbir sınırlama ve kınama olmadan serbestçe yerine getirebilirler.
     Hayır şaşıracağınız bunlar değil...
     İran´da Hıristiyanlık, Musevilik ve Zerdüştilik de resmen tanınan dinlerdendir... Şaşırmadınız mı?
     Peki şimdi de şaşırmayın:
     Bu üç din mensuplarından her birinden İslami Şûra Meclisi´nde bir veya birden fazla temsilci vardır.
     İran´da musiki, resim ve heykelin -hiçbir zaman- günah sayılmadığını da ekleyelim.
     Nano teknoloji dahil teknolojide çok ileri gidildiğini, bilim ve sanatla çok mesafe alındığını da söyleyelim...
     Elbette İran olmayalım. Ama bilelim...

 

N.Kemal ZEYBEK


ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net