Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
"07 Şub 2018"
Yesevi Dostları Kahvaltı Daveti‏ / PAZAR / İST.
DUYURULAR
Hayati YILMAZ'ın annesi vefat etti
ÜLKÜDAŞIMIZ HAYATİ YILMAZ'IN MUHTEREM VALİDELERİ NURİYE YILMAZ HANIMEFENDİ HAK'KA YÜRÜMÜŞTÜR. CENAZESİ 9 ŞUBAT CUMA GÜNÜ ANKARA-CEBECİ ASRİ MEZARLIK C...
Etimesut'lu Haydar YURDABAK vefat etti
Etimesgut Ülkücü Hareketinde müstesna bir yeri olan, MHP eski İl Genel Meclisi Üyesi, Ankara Şeker Fabrikası sondaj Baş Sandörü ve Genel Müdürlük Revi...
Mehmet ÇALIŞKAN'ın annesi vefat etti
Eskimeyen dostlar yönetiminden, Keçiören Belediyesi eski meclis üyesi ,Ankara Akademi mezunu, Beypazarlı ve Sitelerde mali müşavir Muhafazakar Part...
Yücel HACALOĞLU vefat etti
Yücel HACALOĞLU Ağbimizi defnettik. YÜCEL AĞABEY TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ÖNE ÇIKMAYI SEVMEYEN EN BÜYÜK KAHRAMANLARINDAN BİRİYDİ.. Yücel Hacaloğlu Ağa...
İsmail ÖZKAN beyin hanımı vefat etti
Ülkücü hareketin kurucularından Basın-İş sendikası eski genel başkanı 12 Eylüle kadar MHP, MYK üyesi Genel sekreter yardımcısı Emekli Sendikacılar ...
Şevki ALTUNTAŞ Vefat etti
eskimeyendostlar.net 11 Ekim, 14:07 ·  Eskimeyen dostlarımızdan Dikmen'de ikamet eden,Kırşehir'li kıymetli ülküdaşım...
HAYRETTİN ÖZDEMİR'İN ANNESİ VEFAT ETTİ
21.DÖNEM MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR'İN KAYIN VALİDESİ EMİNE KARABİBER HANIMEFENDİ RAHMETLİ OLMUŞTUR. CENAZE 25 NİSAN SALI GÜNÜ KIRIKKA...
Süleyman ERDİNÇ Vefat etti
1974 – 1975 Türk Metal Sendikası Seydişehir Şube Başkanı, sonradan Türk Metal Sendikası Genel Merkezi Mali sekreterliği de yapan kıymetli ülküdaşımız ...
Çalışma bakanlığından emekli iş müfettişi makina Mühendisi İlkin ÇİFTÇİ vefat etti
Ankara Ziraat Fakültesi 57'lerinden Denizcilik eski müsteşar yardımcısı Devremiz ülküdaşımız Taner ÇİFTÇİ'nin  Kıymetli eşi  Çalışma bak...
PARTİMİZİN ESKİ İDARE AMİRİ KEMAL DEMİR AĞABEYİMİZİN OĞLU ÜLKÜDAŞIMIZ ÖMER DEMİR RAHMETLİ OLMUŞTUR.
ÖMER DEMİR RAHMETLİ OLMUŞTUR. 1965 Yılında Alparslan Türkeş CKMP Genel başkanı olduktan sonra, Ankara Kızılay'daki Yüksel caddesi ile Konur sokağın ...
507 'kez okundu.
2016-10-12
İskender Öksüz yazdı: Ahlâk gerekir mi


İskender Öksüz yazdı: Ahlâk gerekir mi?
 

Uzun vadede cemiyet kazanacak diye kısa vadede kişisel çıkarı ertelemek kendiliğinden gelişecek bir davranış mı? ?Niçin? kitabının yazarı Prof. Dr. İskender Öksüz kaleme aldı.

İSKENDER ÖKSÜZ

Şahsî çıkar yerine ahlâkı, güven ve saygıyı tercih etmek, uzun vadede toplumları kalkındırıyor. Ancak bu bağlantıyı tek insanın öngörebilmesi mümkün değil.

Uzun vadede cemiyet kazanacak diye kısa vadede kişisel çıkarı ertelemek kendiliğinden gelişecek bir davranış mı?

Bir zamanların popüler kitabı ?Duygusal Zekâ?da Daniel Goleman, kişisel hazzın ertelenmesini anlatır. Dört yaşında çocuklar birer birer deney odasına alınmakta, her birinin önüne bir şekerleme (marshmallow) bırakılmakta ve psikolog, ?Ben dönene kadar bunu yemezsen sana daha bir avuç veriririm? deyip odayı terk etmekte. Bazı çocuklar psikolog çıkar çıkmaz şekerlemeyi mideye indiriyor. Bir kısmı ise büyük eziyet çekse de ilerde gelecek bir avuç şeker için sabrediyor. Sabra yardımcı olacak davranışları gözlenmiş: Şekere değil de tavana, duvarlara bakmak. Kalkıp stres atmak için tepinmek. Deneye katılan çocuklar 14 yıl sonra bulunup incelenmiş. Hazzı erteleyenlerin tahsil hayatında, hemen yiyenlere kıyasla fark attığı görülmüş.

Fakat Coleman?ın anlattığı deneyde sadece zaman unsuru o da 15-20 dakika gibi kısa bir zaman unsuru var. Halbuki toplum için hazzı ertelemede hem zaman hem de bencillik yerine özgecilik (diğerkâmlık) var. Diğer insanları, toplumu düşünmek var. İki engel birden. Altın gününde altınları cebe attıktan sonra kaybolmak o kadar câzip ki? Veya suçu arkadaşım işledi deyip kurtuluvermek. Şehrin altın değerindeki tek yeşil alanına apartman veya AVM dikivermek. Hazır partide başa geçmişken muhalifleri ihraç edivermek. O halde ahlak davranışları nasıl kazanılıyor?

GENETİKTEN GELEN İÇGÜDÜ

Zor görünen bu sorunun iki cevabı var. Birincisi genetik; isterseniz fıtrat deyin. Ferdin toplum yararına kendi çıkarından vazgeçmesi toplum hayatı yaşayan canlıların genlerine işlenmiş. Çünkü bu davranış, soyun devamı için avantaj sağlıyor.Yarasalar, herhangi bir gece avda şansı yaver gitmemiş oba arkadaşlarını, kendi rızıklarından verip besliyorlar. Daha da ilginci, bu kurala uymayan ihtiyacı olanı beslemeyen yarasa cezalandırılıyor; avlanamadığı zaman onu kimse beslemiyor. Şempanzeler yaklaşan bir tehlikeyi mesela bir kaplanı veya yılanı obaya haber vermek için çığlık atıyor ve bu sırada yırtıcıya kendi yerlerini belli ettikleri için tehlikeli bir fedakârlık yapmış oluyorlar. İnsan da toplum hayatı yaşayan bir tür; o da diğerkâmlıkla donanmış.

Genetiğimizden gelen böyle içgüdülere dinimizde ?fıtrat? deniyor. Fıtrat ?fatr? kökünden ve fatr, ?başlangıcından yarmak, kazmak? demek. Eh, 7. asırda ?genlere kodlamak? denemezdi herhalde? İnsan mensubu olduğu cemiyetin çıkarını düşünmeye genleriyle programlanmıştır. Ahlâkla ahlâksızlık, iyi insanla kötü insan farkı; bütün canlılardaki ?önce ben? programıyla cemiyette yaşayanların ?önce cemiyetim? programının hangisinin baskın çıktığıyla belirlenir.

MAHALLE BASKISI GÜZELDİR

İkinci sebep, ahlâksızlıkta tekrarın zorluğudur. Altın gününden bir kere kaçabilirsiniz. Sonra sizi kimse altın gününe çağırmaz. Kazan-kaybet oyunları tekrar tekrar oynanırsa edinilen tecrübe onları kazan-kazan oyununa döndürüyor. Aynı arkadaşıyla tekrar tekrar hapse düşen mahpus artık arkadaşını gammazlamamayı öğreniyor.

Edinilen ahlâklı davranışın cemiyette yerleşmesi, gelenek hâline gelmesi şart. Bu gelenekleşme önce dar çevrelerde oluyor. Ahiliğin esnaf topluluklarında başlamasının sebebi bu. Esnaf loncaları, toplumdaki dernekler bu sık temaslar sonunda oluşuyor. Bizim esnafımız, bilhassa aynı işi yapanlar da aralarında küçük alışverişleri senetsiz, çeksiz; güven üzerine yaparlar. Bu birbirini tanımaktan, itibardan kaynaklanır.Tanıma ve itibar da tekrar tekrar temastan? O itibar yıllar içinde tekrar tekrar denenmekle kazanılır, bir hata ile de sıfırlanır. Sonra ahlâklı küçük topluluklar bütün cemiyeti sarıyor, bütün cemiyete öğretiyor. Sonra o toplum, yaşadığı ahlâkı nesilden nesile aktarıyor. Bu da cemiyetin ahlâk baskısını doğuruyor. Mahalle baskısı her zaman kötü değil. Toplumu toplum kılan o ?mahalle baskısı?dır.

Fakat bir cemiyette, altın gününe tekrar başvurana ?canım herkes çalıyor, gel bakalım, bu sefer de belki biz senden çalarız? diye yaklaşılıyorsa, o cemiyet belini doğrultamayacaktır.?Çalıyor ama çalışıyor?, ?biz iktidara gelelim, biraz da bizimkiler yesin?, ?müthiş adam, delegelerin çoğunluğu onu istemedi ama ne yapıp yaptı, hepsini tepeledi? gibi ahlâksızlığa methiye düzen yargılar, cemiyetin içine düştüğü kokuşmuşluk çukurundan yükselen kokulardır.

Ahlâkla donanmış; güveni, saygıyı, sevgi ve itimadı içselleştirmiş, ?takva? sahibi toplumlarda bu değerler yıllar sürebilen veya hiç sona ermeyen ortaklıklara, dev şirketlere, dünyaya hâkim filolara gider. Ahlâkını kaybetmiş toplumlarda ise demagog ve mutlaka çok yüce liderlerin kuvvet biriktirme çekişmelerine.

Değerleri sayesinde kalkınan, zengin olan sadece Kuzey İtalya değildir. Etnik azınlıklar da zaman zaman ?biz? hissi ve aralarında tesis ettikleri karşılıklı güvenle aynı refahı ve başarıyı yakalamıştır. Avrupa?da ve Avrupa-Amerika arası ticarette bazı püritan mezhep mensuplarında, Güneydoğu ve Doğu Asya?da azınlık oldukları ülkelerde Çinliler arasında, Avrupa?da bazı Yahudi mezheplerinde değerlere dayanan itimat ve zenginleşme meydana gelmiştir.

Mehmet Akif?in gözünde Japonlar da öyle bir toplumdur. Onun beyitlerine bakalım:

Sorunuz, şimdi, Japonlar da nasıl millettir? 
Onu tasvire zafer-yâb olamam, hayrettir!

Şu kadar söyleyeyim: Din-i mübinin orada,
Ruh-u feyyazı yayılmış, yalınız şekli: Buda.

***

Müslümanlıktaki erkân-ı sıyanette ferid;
Müslüman denmek için eksiği ancak tevhid.

Doğruluk, ahde vefa, va?de sadakat, şefkat; 
Acizin hakkını i?laya samimi gayret;

En ufak şeyle kanaat, çoğa kudret varken;
Yine ifrat ile vermek, veren eller darken;

***

İhtirasat-ı hususiyye söyletmeyerek,
Nef-i şahsiyi umumunkine kurban etmek...

Akif, Japonların Müslüman olmasını bekliyordu. Olmadı. Ama zengin oldular. Bu arada Müslümanlara olanları Akif göremedi, çok şükür


ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net