Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
1042 'kez okundu.
2008-03-28
MİLLETİ YIPRATMAKTAN VAZGEÇELİM

27 Mart 2008

Bir ülke düşünün ki insanlar birbirine karşı saf tutsun. Saflar arasında amansız bir düşmanlık oluştursun. Sürekli komplo teorileri üretilsin. Kendi safında görmediklerini suçlasın ve düşmanın işbirlikçisi olarak görsün. Ortalığı toz duman götürsün. Kıyasıya bir kör dövüşü sürdürülsün. Oyunu tezgâhlayanlar ellerini ovuşturarak köşelerinden tahriklere devam etsinler.

Böyle bir şey düşünebilmek ve bunların gerçek olduğunu görmek insana inandırıcı gelmiyor. Fakat nedense Türkiye benzer oyunlara düşmeye devam ediyor. Düşürülmeye diyemiyoruz, çünkü bize gerçekten düşman olanların zaten bunu yapmaları son derece doğal. Önemli olan aynı oyuna düşmemektir. Düşmemek için de artık biraz itidalli olmamız gerekir.

Türkiye tarihi süreçte dünya liginde rol oynayan köklü bir milletin ülkesidir. Devletiyle, milletiyle ve vatanıyla Türkiye’nin ateşle imtihanı devam etmektedir. Tarihi hesaplaşmalar bitmiş değildir. Üzerimize kurulan planlardan vazgeçilmiş değildir. Bu planlar karşısında yüksek tarih şuuru, yüksek milli şuur ve güçlü bir gelecek iradesi gereklidir. Bunu sağlayacak en büyük dayanak ise Türk milliyetçiliğidir.

Türkiye’de herkes şapkasını önüne koyup milliyetçiliğini yeniden gözden geçirmelidir. Milliyetçi gibi davranmak ancak kendisini veya kamuoyunu aldatmaktan ileri gitmez. Hamasi duygularla bizden başka milliyetçi yok düşüncesine kapılmak ne kadar yanlış ise, milliyetçilik kimsenin tekelinde değildir ve biz onlardan daha milliyetçiyiz söylemleri aynı şekilde yanlıştır. Önemli olan icraatlarınızda, tavırlarınızda ve kararlarınızda ne kadar milliyetçisiniz, herkes buna bakar. Tarih de mutlaka hükmünü verir.

Gerçek milliyetçilik kişinin mensup olduğu millete sağlam bir mensubiyet duygusuna sahip olması, milletinin tarihi, kültürel ve karakteristik özelliklerinin bilincine varması, milletin varlığını güçlenerek, gelişerek ve tehlikeleri bertaraf ederek güvenli bir şekilde geleceğe taşınması iradesine sahip olmaktır. Bunu toplumun bir kısmı değil, hepsi taşımalıdır. Milliyetçilerin de amacı zaten toplumda bu şuurun yükselmesine katkı sağlamaktır.

Milliyetçilik bilincine sahip bir toplumda kısır çekişmelerin, birbirini düşman ilan etmenin, karşılıklı saf oluşturmanın veya düşmanla işbirliği yapmanın yeri yoktur. Böyle bir toplumda farklı düşünen insanlar hemen hain ilan edilmez, kendinden olan ve olmayan ayırımı keskin hale getirilmez. Herkes siyaseten farklı düşünse de özde ortak noktalarını bilir ve birbirine güvenir.

Son dönemde yaşananlara baktığımızda itidalin ortadan kalktığını, güven ve anlayışın devreden çıktığını görüyoruz. Özellikle eski Marksist gelenekten gelen bazı çevrelerin sanki suç bastırırcasına ve kendilerini ispat etme kaygısı içerisinde ulusalcılığa sarılarak herkesi suçlamaya kalkması ve bunu propaganda haline çevirmesi, ortadaki tozlu ve dumanlı havayı artırmaktadır. Bu saldırılardan, bedelini hayatlarıyla çok ağır biçimde ödemiş milliyetçiler ve kuruluşları da nasibini hem de fazlasıyla almaktadır.  Bu büyük haksızlığa iyi niyetli ve bilgisiz bazı insanlarımız da alet olduğunda, bu durum bizi derinden yaralamaktadır.

Toplumun düşman kamplara bölünmesi ve saflara ayrılması hiçbir milliyetçi tarafından onaylanamaz. Toplumun içinde bir kısım insanı düşman ilan etmek ve bu ilan ettiğiniz sanal düşmana karşı tepki göstermeyenleri hainlikle suçlamak normal bir durum değildir. Bu durum tamamen marazi bir probleme işaret eder. Tedavi edilmesi gerekir.
Toplumu oluşturan farklı katmanlar ve gruplar vardır. Özellikle toplumun yönetilmesiyle ve geliştirilmesiyle ilgili insanların oluşturduğu seçkin gruplar: yöneticiler, aydınlar, yazarlar ve gönüllü kuruluşlar topluma önderlik yaparlar. Meselelere farklı bakış açılarından bakarak ve birbirini eleştirerek doğrulara ulaşmaya çalışırlar. Bu son derece doğal ve olması gereken sağlıklı bir durumdur. Farklı siyasi partiler, farklı bakış açısına sahip fikir grupları, farklı medya kuruluşları buna hizmet eder ve etmelidir. Fakat bunu bir savaş haline getirmek büyük yanlışlıktır.

Bugün tezgâhlanmaya çalışılan oyun budur. Türkiye’nin kan kaybetmesini sağlayacak çatışmalar çıkarılmaya çalışılmakta ve bazı kesimler de buna alet olmaktadır. Bu oyuna alet olan her kim olursa vebal altında kalır. Türkiye Cumhuriyeti en kritik tarihi dönemeçlerinden birisini yaşarken kurumları ve insanları yıpratmak doğru değildir. Meclisiyle, siyasetçisiyle, ordusuyla, yargısıyla, aydınıyla bir milletin uzuvları olduğumuz unutulmamalıdır.

Herkesin bu konuda dikkatli ve makul olması gerekir. Türkiye’de yaşayan ve kurumsal görev yapanlar milliyetçilik bilinciyle hareket etmek zorundadır. Her birimiz ayrı kampların insanları değil, bir milletin mensuplarıyız ve millet bizden hizmet beklemektedir. Daha doğrusu tarihi misyonumuza dayalı olarak herkesin kendi görevini layıkıyla yapmasını beklemektedir. Bugün dünkünden daha fazla buna ihtiyacımız vardır.





ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net