Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
Av.Selim Debre Vefat etti
12 Eylül İhtilaline kadar M.H.P. Merkez Disiplin kurulu başkanı olan, Av.Selim Debre ağbimiz VEFAT ETTİ Cenaze, 30.Mayıs Perşembe günü  Muğl...
Mutafa Demirci'nin kayınvaldesi vefat etti
VEFAT Ankara Sitelerden,Başkent Akademi mezunu Kıymetli kardeşimiz Mustafa Demirci'nin Muhterem kayınvalidesi Nurhan Cankul hanımefendi vefat etti. ...
Hayati YILMAZ'ın annesi vefat etti
ÜLKÜDAŞIMIZ HAYATİ YILMAZ'IN MUHTEREM VALİDELERİ NURİYE YILMAZ HANIMEFENDİ HAK'KA YÜRÜMÜŞTÜR. CENAZESİ 9 ŞUBAT CUMA GÜNÜ ANKARA-CEBECİ ASRİ MEZARLIK C...
Etimesut'lu Haydar YURDABAK vefat etti
Etimesgut Ülkücü Hareketinde müstesna bir yeri olan, MHP eski İl Genel Meclisi Üyesi, Ankara Şeker Fabrikası sondaj Baş Sandörü ve Genel Müdürlük Revi...
Mehmet ÇALIŞKAN'ın annesi vefat etti
Eskimeyen dostlar yönetiminden, Keçiören Belediyesi eski meclis üyesi ,Ankara Akademi mezunu, Beypazarlı ve Sitelerde mali müşavir Muhafazakar Part...
Yücel HACALOĞLU vefat etti
Yücel HACALOĞLU Ağbimizi defnettik. YÜCEL AĞABEY TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ÖNE ÇIKMAYI SEVMEYEN EN BÜYÜK KAHRAMANLARINDAN BİRİYDİ.. Yücel Hacaloğlu Ağa...
İsmail ÖZKAN beyin hanımı vefat etti
Ülkücü hareketin kurucularından Basın-İş sendikası eski genel başkanı 12 Eylüle kadar MHP, MYK üyesi Genel sekreter yardımcısı Emekli Sendikacılar ...
Şevki ALTUNTAŞ Vefat etti
eskimeyendostlar.net 11 Ekim, 14:07 ·  Eskimeyen dostlarımızdan Dikmen'de ikamet eden,Kırşehir'li kıymetli ülküdaşım...
HAYRETTİN ÖZDEMİR'İN ANNESİ VEFAT ETTİ
21.DÖNEM MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR'İN KAYIN VALİDESİ EMİNE KARABİBER HANIMEFENDİ RAHMETLİ OLMUŞTUR. CENAZE 25 NİSAN SALI GÜNÜ KIRIKKA...
Süleyman ERDİNÇ Vefat etti
1974 – 1975 Türk Metal Sendikası Seydişehir Şube Başkanı, sonradan Türk Metal Sendikası Genel Merkezi Mali sekreterliği de yapan kıymetli ülküdaşımız ...
1181 'kez okundu.
ORTADOĞU HARİTASI NİÇİN DEĞİŞİYOR? / Ziya GÖZLER

 ORTADOĞU HARİTASI NİÇİN DEĞİŞİYOR?
 
  20 Ocak 1923. TBMM gizli celsesinde Musul Meselesi tartışmaya açılır. Başbakan Rauf Bey ??? Musul?u icabında kuvvetle almak için her türlü istihzârâtta bulunduklarını?? dile getirir. Halk arasında Musul?un elden gideceğinin duyulması üzerine bir tedirginlik başlar. Bunun üzerine 30 Ocak 1923?te Mustafa Kemal Paşa şu açıklamayı yapar: ?? Musul Vilâyeti Türkiye Devleti?nin hudud-ı millisi dâhilindedir; buralarını anavatandan koparıp, şuna buna hediye etmek hakkı kimseye ait olamaz. Cemiyet-i Akvâm ile de bu meselenin münâsebbâtı yoktur.??
   Hıristiyan Batı dünyasının Osmanlı İmparatorluğu?nu yıkma çabalarının yoğun bir şekilde devam ettiği süreçte, 29 Nisan 1916?da Kut?ül Ammare?de İngiliz?lerin Osmanlı İmparatorluğu karşısında aldığı mağlubiyet Batılıların gözünü korkutmuş Türk ve İslam dünyasını ayakta tutan Osmanlı?ya karşı başlatılmış olan faaliyetler hız kazanmıştır. 16.yüzyıldan 20.yüzyılın ilk çeyreğine kadar huzur ve sükûnetin hâkim olduğu Ortadoğu ve Arap dünyası, Batılıların bölgeyi kontrollerine almak maksadıyla giriştikleri yıkım harekâtı neticesinde, günümüzde içinden çıkılamayacak bir karmaşanın içine sürüklenmiştir. 16 Mayıs 1916?da İngiliz ve Fransız?lar Rusya?nın da onayını alarak Osmanlı İmparatorluğu?nun parçalanması ve aralarında paylaşılması için masa başında belirlenen Ortadoğu?nun sınırlarını Sykes-Picot anlaşması ile yürürlüğe sokmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu?nu ortadan kaldırmanın en önemli sebebi bölgedeki ENERJİ KAYNAKLARI?dır. Zira Kıta Avrupası enerji kaynakları yönünden dünyanın en fakir bölgesiydi ve Avrupa ekonomilerinin de bu enerji kaynaklarına ihtiyacı bulunmaktaydı. Hıristiyan batı günü değil yarınları düşünüyordu. Yarınlarda ise zenginliğin anahtarı Ortadoğu ve Arap Yarımadası?nda bulunmaktaydı. Diğer taraftan dünya ticaretinde önemli yerleri olan Boğazlar, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı artık Osmanlı?nın hâkimiyetinde kalmamalıydı. İngiltere Hindistan?a daha kolay ulaşabilmek için bölgeyi mutlak surette kontrolü altına almak düşüncesindeydi.  İngiltere Osmanlı?yı içten ayaklanmalarla yıkmak için Mekke Şerifi Hüseyin ile anlaşmış, Osmanlı?nın dağılması sonrası da Büyük Arap Krallığı?nı Mekke Şerifi?ne vaat etmişti. Ancak İngiliz?lerin ikiyüzlü siyaseti burada da kendini göstermiş ve Mekke Şerifi ile kanlı bıçaklı olan Vahabiler?in lideri İbn-i Suud ile de anlaşarak Arap isyanını her yönden başlamasını sağlamıştır. Mekke Şerifi Hüseyin?in Birinci Dünya Savaşı?nda İngiliz casusu Lawrens?le beraber Osmanlı?ya karşı nasıl savaştığını tarih açık seçik yazmaktadır.
1916?da Halil Paşa (Kut) komutasındaki Osmanlı ordusu Kut?ül Ammare?de General Townshend idaresindeki 13 General, 481 subay ve 13.300 İngiliz erini teslim almıştır. Çanakkale?den sonra Osmanlı?ya Kut?ül Ammare?de de yenilmiş saygınlığı sarsılmış İngiltere?nin intikam duyguları gün geçtikçe artarken, Fransız?larda boş durmuyor Ortadoğu?ya İngiltere ile birlikte sahip olmanın planlarını yapıyordu. İşte 16 Mayıs 1916?da İngiliz asker, diplomat ve yazar Sir Mark Sykes ile Fransız hukukçu ve diplomat F. Georges Picot?nun hazırladıkları ve Osmanlı?nın yeni sınırları belirleyen Sykes-Picot anlaşması iki ülke tarafından imzalanıyordu. Bu anlaşma ile İngiliz?ler verdiği sözü tutmuyor ve Büyük Arap Krallığı yerine Suriye, Irak, Ürdün ve Kuveyt gibi devletlerin kurulmasının önü açılıyordu. Bu sonuç Arap Dünyasının bölünmesini tetikliyor, etnik ve dini mücadeleler başlıyordu. Aşağıdaki haritada Sykes-Picot?un masa başında hazırladıkları Anadolu ve Ortadoğu coğrafyası yer almaktadır.
Bilindiği üzere 1043 yılından itibaren batıya göç eden Oğuz Boyları?nın yerleşim yeri olan Musul, 1092 yılında Selçuklu Devleti?nin hâkimiyetine girmiş ve 1517?de de Osmanlı İmparatorluğu?nun bir eyaleti olmuştur. Musul Vilayeti Musul, Kerkük ve Süleymaniye Sancaklarını içine almaktadır. Bu topraklar 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesine dek Türk toprakları olarak kalmıştır. Bu tarihte İngiliz?ler tarafından işgal edilmiş, ancak milli mücadelenin kahramanları Misak-ı Milli bildirisinde buna karşı çıkmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti?nin kurulması sonrası 1924? te Lozan?da başlayan görüşmeler sonrası yine anlaşma sağlanamamıştır. Bölgedeki petrol yataklarına gözünü diken İngiltere, işgali altında bulundurduğu Irak?a, 1926?daki Ankara Anlaşması?yla Musul Vilayetini terk etmiştir. İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan Musul?un Türk Devleti?nin sınırları içinde kalmaması için elinden gelen her türlü desiseyi uygulamaya koymak alçaklığını göstermişlerdir. Ancak bu tarihten sonra gerçek Misak-ı Milli sınırlarını isteyen, bunun mücadelesini veren Türk Milliyetçilerinin başına nelerin geldiği de toplumun malumudur. Bundan sonra ne olur göreceğiz. 900 yıllık Türk toprağında şimdilerde dünyanın gözü önünde neler oluyor neler? Burada önemli olan ve uygulanan politikanın temelinde bu topraklardaki enerji kaynaklarının bir tek damlasının dahi Türk?lerin eline geçmemesidir. Strateji budur.
Osmanlı?nın yıkılması için son darbe aslında 26 Nisan 1920?de San Remo Konferansı?nda vurulmuştur. Bu konferans sonrası Suriye ve Lübnan Fransız, Filistin, Musul ve Irak İngiliz, Trakya ve Batı Anadolu Yunanistan?ın hâkimiyetine bırakılıyor, Ermenistan Devleti ile Özerk Kürdistan?ın kurulması kararlaştırılıyordu. Birinci Dünya Harbi?nde mağlup olan Osmanlı İmparatorluğu?nun toprakları özellikle de Ortadoğu?daki petrol yatakları Türk?lere bırakılmayacak kadar önemli olduğu fikrinden hareketle Batılılar San Remo Konferansı?nda bu kararları almışlardır. 10 Ağustos 1920?de Sevr Antlaşması ile de Türk?lerin Anadolu?ya hapsedilmesi gündeme geliyordu. Türkiye dâhil günümüzde yaklaşık 8 milyon km2?lik bir alanda yaşayan etnik ve dini kimliğe sahip 390 milyon Türk, Arap, Kürt, Acem, Azeri, İbrani, Ermeni, Zaza, Asurî, Yezidi, Sünni, Şii, Dürzî, Marunî, Hıristiyan, Süryani, Musevi, Keldani, Nasturi ve %65?i Sünni, %30?u Şii, %2,5?i Hıristiyan ve %2,5?i Musevi olan bu coğrafyadaki insanlar 20.yüzyılın başından beri rahat yaşayamamaktadır. Hele günümüzdeki olaylar bölgenin ve hatta dünyanın bir felâketin eşiğine geldiğini de açıkça göstermektedir. 
Peki, Batının bu bölgeyi böl, yönet politikasının sebebi nedir? Gerçekten bölgeye demokrasiyi getirmek midir? İnsan haklarını savunmak mıdır? Bölgedeki enerji kaynaklarını bir avuç azınlığın değil de bölge insanının yani halkların kullanmasını sağlamak mıdır? Bu soruların cevabını aslında 1936 yılında Avam Kamarası?nda yaptığı konuşmada Sir Winston Churchill vermiştir. Churchill şöyle diyordu: ??Bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir?? Bugün ise gelinen noktada durum şudur: ?? Bir damla petrol milyonlarca Müslüman?ın kanından daha değerlidir?? 
   1916?da başlayan Ortadoğu ve Arap ülkelerinin yeniden inşası hareketi 1924?te Lozan?da kısmen tamamlanmış, restorasyon işlemleri de ileri bir tarihe ertelenmiştir. Restorasyon hareketi 1948?de İsrail Devleti?nin kurulmasıyla başlamış, 1990 Körfez Harekâtı ile devam etmiş ve 2003?te Irak?ın işgali ve de 2011 Suriye?deki olaylarla devam ederek bugünkü noktaya gelmiştir. 
Bir dünya savaşına yol açacak enerji kaynaklarının bulunduğu bölgedeki bu bilgileri Batlı emperyalistler acaba nereden elde etmişlerdir? Abdülhamid Han?ın Osmanlı topraklarında Güneydoğu Anadolu ve Ortadoğu?da 1885 yılından itibaren başlattığı petrol ve maden arama faaliyetleri neticesinde Hazine-i Hassa Mühendislerinden Arif Bey?in hazırladığı raporlarda bölgede petrol, gaz ve madenler hakkında bilgiler yer almaktaydı. Bu çalışmalardan cesaret alan Sultan Abdülhamit Han bölgede çalışmaları devam ettirmiş ve 1901 yılında Habip Necip Efendi ve Alman Mühendis Groskoph?un hazırlayıp sundukları raporla da geniş bir coğrafyada 65 noktada petrolün olabileceği ortaya konmuştur. Bu yerler arasında Diyarbakır, Mardin, Botan Çayı, Midyat, Hakkâri, Musul, Kerkük, Süleymaniye, Tuzhurmatu, Ramadi, Felluce, Kerbela bulunmaktadır. Türkiye?nin petrol konusunda bazı şehir efsanelerinden kurtulabilmesi için mutlak surette kendi toprakları üzerindeki bölgelerde çalışmalarını yoğunlaştırması, gerekirse tekraren çalışmalar yapması gerekmektedir. Bu çalışmalar yapılmışsa da bunları kamuoyuna açıklaması toplumun bilgilenmesi açısından önemlidir. Konuyu bilenler topraklarımızdaki potansiyelin ne olduğunu ve petrol konusunda pek ümitli olmadığımızı bilimsel olarak halka açıklayabilirler. Zira bu konuda yapılan binlerce çalışma mevcuttur.
   BP?nin 2014 yılı verilerine göre Dünya petrol rezerv 239.800.000.000 ton olup bu rezervin %47,7?si olan 109.700.000.000 tonu Ortadoğu ve Arap ülkelerinde bulunmaktadır. Dünya doğalgaz rezervi 187.100.000.000.000 m3?tür. Bu rezervin de %42,7?si yani 79.800.000.000.000 m3 Ortadoğu ve Arap ülkelerinde bulunmaktadır. Ayrıca dünya petrol üretimin %33?ü, doğalgaz üretimin de %16?sı bu bölgede yapılmaktadır. Önemli olan mesele bu kaynakların ele geçirilmesi ve ÇUŞ?lar (çok uluslu şirketler) tarafından işletilmesidir. Böylece kapitalizm dünya hâkimiyeti için önünde bir engel kalmadan ve etki alanları bir daha sekteye uğramadan güçlenerek kendini koruyabilecektir.  Petrol ve doğalgaz ile ilgili olarak ayrıntılı bilgi ayrı bir makalede anlatılacaktır.

M.ZİYA GÖZLER

Resim
 
 
 
 

ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net