Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
1564 'kez okundu.
2008-03-12
TÜRK BAŞKENTLERİ-KASTAMONU

KASTAMONU
CANDAROĞULLARI / İSFENDİYAROĞULLARI DEVLETİ



Türkiye Selçuklu Sultanı İkinci Gıyaseddin Mesut, taht mücadeleleri sırasında Çobanoğullarının karıştığı bir savaşta esir düşmüş ve daha sonra 1292 yılında kurtarılmıştır. İşte bu kurtarılma hadisesi esnasında faydası görülen Candaroğullarının Bey’iŞemseddin Yaman Candar Bey’e, Kastamonu ve havalisi verilmiştir. Bu topraklara sahip olduktan sonra da, 1292 yılında Türkmen beylerinden Şemseddin Yaman Candar Bey Kastamonu ve Sinop dolaylarında bir beylik kurmuştur, ölümünden sonra ülkenin idaresi bir süre Çobanoğulları sülalesine geçmiştir. Daha sonra Candaroğullları Devleti’nin kurucusu Şemseddin Yaman Candar Bey’in oğlu Süleyman Paşa Kastamonu kentini yeniden ele geçirerek beyliğini güçlendirmiştir. Bu devlet uzun süre bağımsız kalmadan, önce Selçuklulara daha sonra da İlhanlılara tabi olmuştur. Başkentleri Kastamonu olan Candaroğullar Devleti bilahare ikiye ayrılmışlardır.

Böylece Kastamonu ve Sinop merkez olmak üzere iki beylik kurulmuştur. Ancak, 1391 yılında Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt Kastamonu koluna son vermiştir. Sinop’taki Candarlı Beyi İsfendiyar’a ise Yıldırım Beyazıt dokunmamıştır. İsfendiyar Bey ise bir süre sonra kendiliğinden Osmanlı Devleti’ne tabi olmuştur. Ankara Savaşı’nı 1402 yılında kazanan Timur, Kastamonu, Çankırı, Kalecik ve Tosya’yı İsfendiyar Bey’e vermiştir. İsfendiyar Bey’in başarılı faaliyetlerinden sonra Candaroğullarına, İsfendiyaroğulları da denilmiştir. Bu bölünmüşlüğe son vermeyi düşünen büyük Türk Devleti Osmanlı İmparatorluğu, Türkiye’nin birliğine yönelmiştir. 1423 yılında yeniden Osmanlılara tabi olan Candaroğulları Beyliği, Büyük Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferi dönüşü bu bölgeleri savaşsız ele geçirmesiyle,1462 yılında sona ermiştir.

Candaroğulları Devleti, çeşitli yapıtlarla ülkelerini imar etmişlerdir. Bu dönemden kalan İbn Neccar Camisi ve altı yapıdan oluşan İsmail Bey Külliyesi bütün muhteşemliğiyle göze çarpan tarihi yapılardır. Bu dönemde Candaroğulları sanat adamlarını da kollamışlardır. Hatta Candarlılardan İsmail Bey, Hulviyat-ı Şahi isimli büyük bir eser yazmıştır.

Candaroğulları veya diğer adıyla İsfendiyaroğulları Devleti’ne başkentlik yapmış olan Kastamonu kenti, doğal ve kültürel yönden zengin bir bölgedir. Bir milyon yıllık Ilgarini Mağarası, Küre Dağları, dünyaca ünlü Valla Kanyonu, Ilgaz Dağı, Karadeniz’de 170 kilometrelik sahil şeridi, kaya mezarları, yaylaları, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden kalma tarihsel yapılar ile dikkati çeken Kastamonu’nun bilinen tarihi yaklaşık 4000 yıl öncesine dayanmaktadır. Kastamonu adını kurucuları Gas’ lara atfen, Gas ülkesi anlamında Gas Tumanna'dan almaktadır.Kastamonu, Hititlerden başlayarak Frig,Lidya,Pers,Roma,Bizans, Selçuklu, Danişmendli, Candaroğulları ve daha sonra 1462 yılında Osmanlı egemenliğine girmiş ve Cumhuriyet dönemine kadar Osmanlı Devleti’nin önemli kentlerinden olmuştur.Kastamonu, bu kültürel sürekliliği temsil eden sayısız dini ve sivil yapıyı kent merkezi ve ilçelerinin tarihi dokusunda barındırır.

Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de Kastamonu'nun ayrı bir önemi vardır. Ulusal Bağımsızlık Savaşı sırasında güvenli bir liman kenti olarak İnebolu'dan Ankara'ya lojistik destek buradan sağlanmıştır. Ayrıca, Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından 23 Ağustos 1925 tarihinde Kıyafet ve Şapka Devrimi'nin açıklandığı kent olarak da özel bir anlam kazanmıştır

Türkiye’nin Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan Kastamonu; Doğusunda Sinop, Batısında Bartın ve Karabük, Güneyinde Çankırı ve Güneydoğusunda Çorum İl’ i ile sınır oluşturmaktadır. Kuzeyinde ise Karadeniz ile çevrilidir. On üç bin yüz sekiz kilometrekare alan üzerinde yer alan Kastamonu İl merkezinin denizden yüksekliği yedi yüz seksen metredir.

Türkiye’de yapılan 2000 yılı nüfus sayımına göre kent nüfusu üç yüz yetmiş altı bin yedi yüz yirmi beştir. Kastamonu kenti dağlık bir bölgede kuruludur. Kentin topraklarının yüzde yetmiş beşi dağlarla, yüzde yirmi biri yayla ve platolarla ve yüzde dördü de ovalarla kaplıdır. Kastamonu’da iki önemli dağ gurubu vardır. Kıyıda denize paralel olarak doğu-batı yönünde uzanan İsfendiyar diğer adıyla Küre Dağları ile güneyinde kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan Ilgaz Dağları ile kaplı olan Kastamonu, Kızılırmak’ın kolları olan Gökırmak ile Daday, Karasu, Akkaya, Devrekani, Araç çayları ile ayrı bir güzelliğe sahiptir.

Kastamonu kenti, doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi eserleri ve kültürel zenginlikleri ile de Türkiye’nin eşsiz güzelliklerine güzellik katan bir yerleşim yeridir. Tarihi Kastamonu Kalesi,1885 yılında yaptırılan Saat Kulesi, Atabey Camisi, İbn Neccar Camisi, Halil Bey Camisi, İsmail Bey Külliyesi, Yakup Ağa Külliyesi, Nasrullah Camisi, Sinan Bey Camisi, Abdurrahman Paşa Camisi, Şeyh Şaban-ı Veli Camisi, Kasım Bey Camisi, Hoca Şemseddin Camisi, Küre-i Hadid Camisi, Urgan Hanı, İsmail Bey Hanı, Yılanlı Şifahane, Nasrullah Köprüsü, Nasrullah Camisi’nin yakınında 1746 yılında yaptırılan Reis’ül-Küttab Hacı Mustafa Efendi tarafından yaptırılan Münire Medresesi, Milattan Önce yedinci yüzyıl başlarından kalma Ev Kaya Mezarı, Milattan Sonra ikinci yüzyıldan kalma Şehinşah Kaya Mezarı, ve Roma imparatorluğunun meşhur komutanlarından Pompeipolis’in kurduğu ve kendi adını verdiği kent olan; Pompeipolis Kalıntıları veya diğer adıyla Zımbıllı Tepesi Höyüğü Kastamonu’yu görülmeye değer kılan tarihi yapıtlardır.

Kastamonu İl sınırları içinde birçok arkeolojik ve doğal sit alanları bulunmaktadır. Cide İlçesinde Gideros Mevkii ile Çatalzeytin İlçesinde Ginolu Mevkii doğal ve arkeolojik sit alanlarıdır. Ayrıca, İnebolu Geriş Tepesi ile Abeş Tepesi, Taşköprü İlçesinde bazı bölgeler arkeolojik sit alanları olarak tespit edilmiştir. Kastamonu Arkeoloji Müzesi; Milattan Önce 64 yılında kurulan Pompeipolis kenti ile diğer arkeolojik kazılardan çıkan tarihi eserlerle zengin bir tarihin saklandığı yerlerdir.

Kastamonu geleneksel Türk Evi ve yakın dönem Osmanlı mimarisi özelliklerinin bulunduğu nadide yerleşim yerlerindendir.

Kastamonu İl merkezi en büyük kentsel sit alanı olarak tescillidir. Kastamonu’daki toplam beş yüz altmış dört adedi dinsel, kültürel, tescilli anıtsal ve sivil yapılardan; üç yüz elli sekiz adedi bölgenin özelliklerini yansıtan Kastamonu Konakları ve Evleridir.

Ayrıca Taşköprü, Küre, İnebolu, Araç ve Abana ilçeleri de kentsel sit kapsamına alınmıştır.

Kastamonu toplam bin dört yüz yirmi sekiz tescilli anıt ve yapısı ile büyük bir hazineye sahiptir.

KAYNAKÇA

Yılmaz ÖZTUNA, Büyük Türkiye Tarihi, İstanbul, 1979
İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI, Osmanlı Tarihi, Ankara, 1988
Ali SEVİM- Yaşar YÜCEL, Türkiye Tarihi, Ankara- 1990
Ali GÜLER- Suat AKGÜL, Türklük Bilgisi, Ankara, 2001
Ali SEVİM, Anadolu’nun Fethi, Ankara, 1988
Yeni Rehber Ansiklopedisi, 11. Cilt, İstanbul
Erdoğan MERÇİL, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, Ankara,2000
İbrahim KAFESOĞLU,Hakkı Dursun YILDIZ, Erdoğan MERÇİL, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, İstanbul 1999
Ersin GÜNGÖRDÜ, Türkiye’nin Turizm Coğrafyası, Ankara, 1995



ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net