Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
1416 'kez okundu.
2008-03-26
TÜRK BAŞKENTLERİ-SOFYA

SOFYA
TUNA BULGAR DEVLETİ



Bulgar Devletleri başlığı altında tarihte yerini alan devletlerden ilki, Bulgar veya diğer adıyla Ogur Birliği çatısı altında oluşan Büyük Bulgarya Devletidir. Bu devletin içinde büyük bir ekseriyeti oluşturan On-Ogurlar‘ın başkanlığında kurulan Büyük Bulgarya halkının çoğunluğu, daha ziyade Kafkaslara doğru giden bir alanda yerleşik ve daha önceden Göktürklere bağlı idiler. Göktürk Devleti’nin 630 yılından sonraki buhranlı dönemlerinde Bulgarlarda diğer Türk kitleleri gibi idareyi kendi ellerine alarak yeni bir devlet kurmuşlardı. Fakat bu devlet uzun sürmemiş ve 665 yılında parçalanmıştır. Devletin kurucusu olan Kurt’un oğullarından Bat-Bayan, Hazarlara bağlı olarak Macarların ve On-Ogur Bulgarlarının başında Kafkasya’da ki yurtlarında kaldılar. Küçük kardeş Asparuh, kalabalık Bulgar kitleleriyle Tuna’ya yöneldi ve 668 yılında Balkanlara geçerek buraları ele geçirdi. Asparuh, 679 yılında Tuna Bulgar Devleti’ni kurdu ve bu Devlet, 681 yılında Bizans tarafından tanındı.

Tuna Bulgar Devleti’nin kurucusu Asparuh, yeni Devleti’ni siyasi ve askeri yönden geliştirerek sağlam temellere dayalı, tarihte Ogur Türkleri tarafından kurulmuş en uzun ömürlü bir siyasi teşekkül oluşturdu. Bugün ki Bulgaristan topraklarında kurulan bu Devlet, kültürel açıdan da ileri seviyede idi. Burada ufak topluluklar halinde kabile hayatı yaşayan, devlet fikrine uzak Slavlar vardı. Tuna Bulgar Devletini kuranlar, Slavlara vatan, devlet ve millet kavramlarını öğretmişlerdir. Böylece, bu topluluklar, Bizans karşısında kendilerini koruma kabiliyetini kazanmışlardır.

Tuna Bulgar Devleti’nin siyasi sınırları; Besarabya ve Dobruca’ dan başka bütün Kuzey Bulgaristan ‘a, doğuda Karadeniz’e, güneyde Balkan Dağları’nın geçitlerine ve batıda İskender Nehri’ne kadar bir alanı kapsıyordu. Bizans imparatoru IV. Konstantin onları bu topraklardan çıkarmak için büyük çaba gösterdi ancak başarılı olamayarak haraç vermeyi kabul etti.

Tuna Bulgar Devleti’nin başkenti Sofya’ dır.Tuna Bulgar Devleti’ne başkentlik yapmış Sofya, bugün Bulgaristan’ın başkentidir. Sofya, Tuna’nın İsker Çayı’nın az batısında, Vitoş Dağı’nın az kuzeyinde, deniz seviyesinden 529 metre yükseklikte, Edirne-Flibe-Belgrad demiryolu üzerinde Edirne’den kuş uçuşu 300 kilometre uzaklıktadır.1382 yılında Osmanlı Devleti’nin padişahlarından I.Murat’ın kumandanlarından İnce Balaban Bey tarafından fethedilmiştir. 19. asra kadar Rumeli Eyaleti’nin merkezi olan Sofya, Osmanlı döneminde küçük bir kasaba olmaktan çıkmış, büyük bir şehir haline gelmiştir. Şehir ve banliyölerinde yüzden fazla cami ve mescidin bulunduğu Sofya kenti için İngiltere’nin İstanbul Büyükelçisi Lord Ricaut şöyle demektedir:’Sofya kenti o kadar Türk’tür ki şehirde Türklerden öncesine ait bir şey görmek mümkün değildir.’

Sofya’nın nüfusu 1800 yılında elli bin iken, 1825 yılında yetmiş altı bine ve 1850 yılında yüz bine ulaşmıştır. 1868 yılında Sofya’da kırk dört cami, dört medrese, sekiz mektep ve on sekiz tekke bulunuyordu. 3 Ocak 1878 de Ruslarca işgal edilene kadar, 496 yıl Türk egemenliğinde kalmıştır. Hukuki olarak Türk hâkimiyeti ise 1908 yılına kadar sürmüştür.1878 de kurulan Türkiye’ye bağlı otonom Bulgaristan Prensliği’nin merkezi olmuştur. Türklerin Sofya’dan çekilmesi ile Türk eserleri büyük bir tahribata uğramıştır.

Tuna Bulgar Türklerinin en sıkı münasebetleri Bizans devleti ile idi. Bizans imparatoru II. Justinianos, Bulgar Han’ı Tervel’in yardımıyla 705 yılında ikinci kez tahta çıkabilmiştir. Tuna Bulgar Devlet’i 716 yılında Bizans imparatorluğu ile ticari bir anlaşma yapmıştır. Bu anlaşma gereğince 717 ila 718 yılları arasında İstanbul’un Araplar tarafından kuşatılmasında ortaklaşa savunma yapılmıştır. Bu işbirliği ve anlaşmalar Tuna Bulgar Devleti’ne ekonomik imkânlar ve huzur sağlamıştır.

Ancak, yedinci yüzyıl ortalarında Tuna Bulgar Devleti’nde iç karışıklıklar başlamıştır. Bu karışık durumu fırsat bilen Bizanslılar, Tuna Bulgar Devleti’nin topraklarına üst üste saldırılar düzenlemiş ve tahribatlar yapmıştır. 803 ila 814 yılları arasında Tuna Bulgar Devleti’nde tahta Kurum Han geçmiştir. Kurum Han zamanında sınırlar her yönden genişlemiş, Bizans üst üste mağlup edilmiş ve Devlet, gücünün zirvesine ulaşmıştır.814 yılında Kurum Han’ın ölümü ile yerine oğlu Omurtag Han geçmiştir. Devletin en parlak dönemi, bu büyük teşkilatçı ve organizatör Omurtag Han zamanında olmuştur. Ticari ve ekonomik gelişim süratli bir seyir izlemiştir.

Tuna Bulgar Türklerinin Sofya’ya yerleşmesi ile Bizans kültürünün tesiri altındaki yazıları bile olmayan Slav çoğunluk, belirli bir eğitimden geçirilerek ve teşkilatlandırılarak devlet hizmetine alınıyordu. Ancak, sayı üstünlüğü olan Slavlarla evlenmeler ve çoğunluğun dilini kullanma neticesi az sayıdaki Türk unsur gitgide erime sürecine girdi. Özellikle Omurtag Han’ dan sonra hızlanarak devam eden bu süreç, 831 ila 836 yılları arasında iktidarda olan Balamir, 836 ila 852 yılları arasında iktidarda olan Presiyan, 852 ila 889 yılları arasında iktidarda olan Boris Han diğer adıyla Mihail zamanında hızlanmıştır. 864 yılına kadar tek tanrıcı Tanrı inancında yaşayan Tuna Bulgar Türklerine, Ortodoksluk kabul ettirilmiş ve Hıristiyanlaştırılmışlardır. Bu sürece Bizans’ın da çok büyük etkisi olmuştur. Özellikle Bizanslı iki misyoner kardeş Kyrill ile Method ’un Türkleri Hıristiyanlaştırma çalışmaları çok tesirli olmuştur.

Hıristiyanlaşan Tuna Bulgar Devleti Türkleri, büsbütün karakterlerini ve benliklerini kaybederek Slav-Bizans kültür dairesine girmişlerdir. 971 yılında da Bizans’ın egemenliğini kabul etmişlerdir.11. yüzyılın ilk yarısında, 1018 yılında Bizans’ın bir eyaleti haline gelmişlerdir.

KAYNAKÇA

Gülçin ÇANDARLIOĞLU, İslam Öncesi Türk Tarihi ve Kültürü, 2003
Nesimi YAZICI, İlk Türk İslam Devletleri Tarihi, 1992
Ali GÜLER, Suat AKGÜL, Türklük Bilgisi, 2001
Nihat KAŞIKCI, Hasan YILMAZ, Tanrı Dağları’ndan Malazgirt’e, 2001
Erdoğan MERÇİL, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, 2000
İbrahim KAFESOĞLU, Hakkı Dursun YILDIZ, Erdoğan MERÇİL, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, 1999

 


ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net