Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
1065 'kez okundu.
2012-04-28
Türk Dış Politikası Balkanlar’da Nasıl Algılanıyor? - Erhan TÜRBEDAR, Dr.

Bir ülkenin dış politikadaki başarısını belirleyen o ülkenin kendisini nasıl 
gördüğünden ziyade, başkaları tarafından nasıl algılandığıdır. Söz konusu 
algılar bir ülke için fırsatlar yaratabileceği gibi, dış politikasının önüne 
engeller de çıkartılabilir. Son yıllarda Türk dış politikasında görülen 
dinamizm Balkan ülkelerinde de tartışılıyor. Türkiye’nin özellikle 
Balkanlar’da neler yapmaya çalıştığı anlaşılmaya çalışıyor. Türk dış 
politikası Balkan ülkelerinin medyasında daha önce hiç bu kadar yer 
almamıştı. Diğer taraftan, Türkiye’nin dış politikası da önceki 
dönemlerden çok daha fazla bölgedeki konferanslarda tartışma konusu 
oluyor.
Türk yetkililer ve Türk diplomatlar Türkiye’nin Balkan politikasının 
temel parametrelerini değişik vesilelerde açık ve net bir şekilde ortaya 
koyuyorlar. Ancak resmi açıklamalardan memnun olmayan Balkan 
ülkelerinin aydın kesimi, genel olarak Türkiye’nin Balkan politikasına 
ilişkin daha bilinmedik ve daha gizemli hikâyeler “keşfetme” çabası 
içinde.   
Son üç yıl içinde Balkan ülkelerinin medya kaynaklarındaki 
yansımalardan, benim de katıldığım değişik konferanslarda Türkiye’ye 
ilişkin yapılan konuşmalardan ve birçok ikili görüşmemden hareketle, 
Balkanlar’da iki çeşit Türkiye algısının var olduğunu söylemek mümkün. 
Bir tarafta “yükselen Türkiye” algısı gelişirken, diğer taraftan bazı 
çevreler Balkanlar’da Türkiye’ye ilişkin “Neo-Osmanlıcılık korkusu” 
yaratmada başarılı oldular. 
                                                          
Yükselen Türkiye Algısı
Son yıllarda Türkiye’nin sergilediği ekonomik başarı; demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü 
alanlarında yapılan iyileştirmeler iddiaları ile birlikte, Ankara’nın aktif dış politikası, Balkanlar’da yükselen Türkiye 
algısını şekillendiren temel öğeler oldu. Benzer şekilde Türkiye’yi demokrasi, küreselleşme, modernite ve 
İslam değerlerini birlikte barındıran ülke olarak önemseyenler de bulunuyor. Bunun yanında, Türk 
dizilerinin son yıllarda Balkan ülkelerinin özel televizyon kanallarında izlenme rekorları kırdığı da 
belirtilmeli. Söz konusu dizilerin, Türkiye’nin Balkanlar’daki imajının düzeltilmesinde önemli katkıları 
oluyor. 
Türkiye Balkanlar’da özellikle, küresel ekonomik krize rağmen ekonomisi büyüyen bir ülke olarak dikkat 
çekmeyi başardı. Bu nedenle Balkan ülkelerinde Türk yatırımlarına, daha önce görülmemiş düzeyde ilgi 
gösterilmeye başlandı. Özellikle Batı Balkan ülkeleri daha çok Türk sermayesi çekebilmenin arayışları 
içindeler. Önümüzdeki yıllarda Türk iş dünyasının Balkanlar’daki ekonomik varlığının daha fazla artması 
beklenebilir. 
Neo-Osmanlıcılık Korkusu
Pozitif bir resmin yanında, Balkanlar’da Türkiye’ye ilişkin olumsuz tablo da çiziliyor. İşin kötüsü, söz 
konusu olumsuz tablo kamuoyunun dikkatini daha fazla çekiyor. Her şeyden önce Türkiye’nin Arap 
dünyasına gösterdiği yakın ilgi, toplam nüfusun yüzde 88’ini Hristiyanların oluşturduğu 10 Balkan 
ülkesinde, Türkiye’nin İslam dünyası ile bir ittifak kurma arayışı içinde olduğu yönünde bir algı yarattı. 
Dahası, Türkiye’nin İslam dünyasıyla yakınlaşıyor olmasının Türk milli çıkarlarından çok, ideolojik 
sebeplerden kaynaklandığına inanılıyor. Ankara’nın dış politikada Batı’dan bağımsız hareket 
edebileceğini göstermeye çalışıyor olması da Balkan ülkelerinde Türk dış politikasının tartışılmasına 
neden oluyor. Türkiye’ye ilişkin negatif algının yayılmasında öncülük edenlerin, genel olarak İslam’a 
önyargılarla bakan kesimler olduğu ortada. Ancak, Balkanlar’da  Türklere karşı var olan derin tarihsel 
önyargılar, Neo-Osmanlıcılık korkusunu yaymaya çalışanların ve Türkiye’nin Balkanlar’a yönelik “gizli 
gündeminin” bulunduğunu iddia edenlerin ciddiye alınmasına zemin hazırlıyor.  
Ders kitapları, bir ülkenin halkına yönelik propaganda yapmanın en etkili araçları arasında bulunuyor. 
Tarih ders kitapları ise, halkta genel kabul gören yargı, değer ve ifadeleri içerme eğiliminde. Balkan 
ülkelerinin okullarında okutulan tarih ders kitapları incelendiği zaman, Türklerle özdeşleştirdikleri 
Osmanlı’yı mutlu anılarla hatırlamadıkları anlaşılıyor. Balkanlar’da nesiller, Türklerin düşman olarak 
gösterildiği kitapları okuyarak yetiştiriliyor. Gallup Balkan Monitor’un 2010 tarihli anket sonuçlarına 
göre, Arnavutluk’ta halkın yüzde 75,1’i, Bosna-Hersek’te yüzde 60,2’si, Kosova’da yüzde 93,2’si ve 
Makedonya’da 76,6’sı Türkiye’yi dost ülke olarak görüyor. Ne var ki, Batı Balkanlar’ın Müslüman 
nüfusu yoğun olmayan ülkelerinde durum farklılaşıyor. Örneğin, 2010’da Hırvatistan’da halkın  yüzde 
26,7’si Türkiye’yi dost ülke olarak görürken, bu sonuç Karadağ’da yüzde 33,5, Sırbistan’da ise yüzde 
18,2 gibi düşük bir düzeydeydi. 
Türkiye’ye ilişkin yürütülen Neo-Osmanlıcılık propagandasının ve tarih kitaplarının etkisi altında 
kalanlar, Türkiye’nin Balkanlar’a yönelik bütün girişimlerini olumsuz karşılıyorlar. Nedenine gelince, 
Türkiye’nin Balkanlar’a yönelik siyasi, ekonomik, kültürel ve eğitim boyutları olan bir yayılma 
stratejisinin bulunduğuna inanıyorlar. Örneğin, söz konusu çevreler bölgedeki Türk yatırımlarına 
“Türklerin ekonomik istilası” gözüyle bakarak rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Kosova örneğinde olduğu 
gibi, Türklerin değil, Almanların sermayesini teşvik etmeliyiz diyenler de olabiliyor. Diğer taraftan Türk 
dizilerinin bölgede izleniyor olmasını Türk dizi sektörünün başarısından ziyade, Türklerin kültürel istilası 
olarak görenler de bulunuyor. Arnavutlar arasında ise zaman zaman Türk dizilerinin Arnavut kimliğine 
zarar verdiği yönünde değerlendirmeler yapanlar bile çıkabiliyor. 
Balkan ülkelerinde Türklere karşı önyargının ne kadar güçlü olduğunu, Bulgaristan Başbakanı Boyko 
Borisov’un 20 Mart 2012’deki Ankara ziyareti ardından da görmek mümkün oldu. Söz konusu ziyaret son derece başarılı geçti. Türk ve Bulgar heyetleri arasında basın, ulaştırma, iletişim teknolojileri, turizm, 
kültür, ekonomi ve enerji gibi alanlarda 17 belgeye imza atıldı. Bu yönde başarılı bir ziyaretin 
gerçekleşmiş olmasına rağmen, Bulgar medyası buradan da olumsuzluklar çıkartmayı başardı. Her şeyden 
önce  Türkiye’nin vaatlerini yeterince samimi bulmayanlar ve Türklere güvenilmemesi gerektiğini 
söyleyenler oldu. Borisov’un resmi karşılama töreni kıtasını Türkçe olarak “Merhaba asker” diye 
selamlaması ise Bulgar milliyetçilerini kızdırdı. Borisov’un bu şekilde Türkçe seslenmesini Bulgarlar 
açısından aşağılayıcı bulanlar olmuştu. Bunun dışında, durup dururken Türkiye’yi Neo-Osmanlıcılıkla 
suçlayanlar da oldu. Bu arada Balkan ülkeleri içinden Yunanistan ve Bulgaristan’da Türkiye ve Türkler 
üzerinden iç siyasetin de yürütülmeye çalışıldığı gözden kaçırılmamalı. 
5-6 Nisan 2012’de Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştiren Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa’yla da 
Borisov’a benzer bir durum yaşandı. Ankara’da yaptığı konuşmasında Berişa Türklerle Arnavutları 
kardeş milletler olarak nitelediği için, böyle nitelemeyi hazmedemeyen Arnavutluk medyasında adeta bir 
eleştiri bombardımanına tutuldu. 
Brüksel’le Ters Düşmeme Kaygısı
Türkiye’nin Balkanlar’daki varlığı bölge dışı aktörlerde de bir çeşit rahatsızlık yaratıyor. Özellikle bazı 
Batılı ülkeler, Türkiye’nin ekonomik açıdan güçlendikçe, Balkanlar’da daha fazla nüfuz elde etmek için 
çabalayabileceğinden endişeleniyor. Muhtemelen bazı Avrupalı ülkeler, Türkiye’nin Balkanlar’daki 
varlığının artması durumunda, kendilerinin bölgede daha dezavantajlı konuma düşebileceklerini 
düşünüyorlardır. Bu nedenle Neo-Osmanlıcılık korkusunun Balkanlar’da yayılmasında bölge dışı 
aktörlerin de katkısının bulunduğu söylenebilir.  
Türkiye’nin Balkanlar’daki  varlığına en sıcak bakan, resmi rakamlara göre bölge nüfusunun yaklaşık 
yüzde 12’sine karşılık gelen Müslüman kesimler. Bunların içinden sayıca az olan daha dindarlar, 
Türkiye’nin Balkanlar’daki bütün aktivitelerine büyük heyecanla yaklaşıyor. Kendilerini Avrupa yanlısı 
olarak tanıtan Balkanlar’daki Müslümanların daha büyük bir kısmı ise, Türkiye’nin Balkanlar’da 
Brüksel’le eşgüdüm içinde hareket etmesini bekliyor. Söz konusu Müslümanlar, Ankara ile Brüksel’in 
Balkanlar’da herhangi bir şekilde rekabet ediyor durumuna düşmelerini istemiyor. 
Türkiye’nin üst düzey yetkilileri her vesileyle Batı Balkan ülkelerinin NATO ve AB üyeliklerini 
desteklediklerini dile getiriyor. Gerçi bazı Türk bürokratlar, Balkanlar’ın tamamı AB üyesi olunca, 
bölgedeki Türk ve diğer Müslümanların bile Türkiye’den iyice uzaklaşabileceği endişesini taşıyor. Bu 
nedenle bazı çevreler Ankara ile Brüksel’in Balkanlar’da çıkar çatışması yaşadığına inanıyor. AB 
üyeliğini hedefleyen Batı Balkan ülkelerinin ise Brüksel’i üzebilecekleri endişesiyle, Türkiye’yle çok 
fazla içli dışlı olmamaya özen gösterdikleri apaçık ortada.
Balkan ülkelerinde komplo teorilerine düşkünlük oldukça büyük. Bölgede geliştirilen bir komplo 
teorisine göre, Brüksel genişleme sürecini belli bir müddet askıya alacak, Batı Balkanlar’da doğan 
boşluğu ise Türkiye ve Rusya doldurmaya çalışacak. Böyle bir komplonun yarattığı soru işaretleri 
nedeniyle, Aralık 2011’de Türkiye’den Balkan Ülkeleri Parlamenterler Asamblesi’nin kurulması yönünde 
öneri gelince, bölge ülkelerinin medyasında yeniden Türk karşıtı kıyamet koparıldı. Söz konusu öneriyle 
Türkiye’nin Batı Balkanlar’ı AB’den koparmayı amaçladığı yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Bilgi Eksikliği
Balkanlar’da Türkiye’ye ilişkin büyük bir bilgi eksikliği bulunuyor. Özellikle Batı Balkanlar’da 
Türkiye’ye ilişkin yapılan ve ciddi sayılabilecek çalışmalar oldukça nadir. Yunanistan ve kısmen 
Bulgaristan hariç, daha önce Türkiye’yle doğru dürüst ilgilenmeyen Balkan ülkeleri, yeni yeni Türkiye’yi 
düşünmeye ve öğrenmeye çalışıyorlar. Türkiye’ye ilişkin bilgi eksikliğinin, Türk dış politikasına yönelik 
yanlış değerlendirmelerin yapılmasında önemli katkısı olabiliyor. Bu noktada bölgeden ünlü bir 
gazetecinin “Buralardaki Türk kurumlarının başına gönderdiğiniz temsilcilerin davranış ve aktiviteleri neyse, bizim için Türkiye odur” şeklindeki sözlerini de paylaşmakta fayda var. Bu sözler, Balkanlar’daki 
Türk temsilcilerin işinin hiç de kolay olmadığını ve görevlerini bulundukları ülkelerin gerçeklerine uygun 
olacak şekilde ve hassasiyetle icra etmeleri gerektiğini gösteriyor. Bazı Türk vatandaşlarının bölgeye 
gerçekleştirdikleri ziyaretler sırasında verdikleri vaatler de, Balkanlar’daki Türk temsilcilerini zorda 
bırakabiliyor. Yetkisi olmadığı halde adeta Türkiye’nin temsilcisiymiş gibi Balkan ülkelerinde gezenler, 
devamı gelmeyen vaatlerde bulununca, Türkiye bölgede “sözünü tutmayan ülke” olarak da anılabiliyor.
Bilgi eksikliğinden söz açılmışken, bireysel düzeyde değil, kurumsal düzeyde Türkiye’nin de Balkanlar’ı 
ne ölçüde tanıdığı ve bildiği haklı olarak sorulabilir. Biri-iki kaynak dışında, basılı Türk medyasının genel 
olarak Balkanlar’a karşı ilgisiz olduğu söylenebilir. Diğer taraftan önde gelen Türk televizyonlarında 
Balkanlar’a ilişkin bir canlı yayın tartışmasının en son ne zaman yapıldığını hatırlamak zor. Ayrıca 
Balkan ülkelerinin medya kaynaklarında zaman zaman Türkiye’ye yöneltilen eleştirilerin Türk medyasına 
aktarılmadığı da anlaşılması zor olan bir gerçek.
YÖK’ün bünyesindeki veritabanı üzerinden inceleme yapıldığında, son yıllarda Balkanlar’a ilişkin 
yazılan yüksek lisans ve doktora tezlerinde bir azalmanın olduğu tespit edilebilir. Nitekim 2008-2010 
yılları arasında Türkiye’deki üniversitelerde Balkanlar’a ilişkin yazılan yüksek lisans ve doktora 
tezlerinde yüzde 54 oranında bir gerileme yaşanmıştır. Bu çerçevede, Balkanlar’da göreceli olarak daha 
sakin bir döneme girilmiş olmasıyla birlikte, bu bölgeye yönelik akademik ilginin azalmaya başladığı ve 
muhtemelen ilginin daha farklı bölgelere kaydığı tespiti yapılabilir.
Devlet kurumlarına gelince, önemli görevi olan değerli bir dostum bir seferinde “Hocam, Saraybosna’da 
bir mekânda Kurtlar Vadisi’ni izleyen üç kişiye rastladım, çok şaşırdım. Buradan Balkanlar’da bizi çok 
sevdiklerini anladım” şeklinde konuşmuştu. Diğer taraftan, bazı Türk bürokratlarının, Kosova’nın 
başkenti Priştine’nin göbeğinde Arnavutlarca inşa edilen dev katedrali ve yakınında bulunan Bill Clinton 
heykelini ilk gördüklerinde ne kadar şaşırdıklarına da şahit olunabilir. Elbette, doğrudan doğruya Türk dış 
politikasında karar verici konumunda olmayanlar üzerinden bazı sonuçlara varmak doğru değildir. Ancak 
galiba Türkiye’de büyük bir kesim, günümüzde tamamen değişmiş olan Balkanlar’ı yaygın olarak, 
Osmanlı döneminde bırakılan şekliyle hatırlıyor. Bu yüzden bölgeye ilk gidişlerde, Bosna-Hersek dahil, 
görülenler umulanlardan çok daha farklı olabiliyor.

ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net