Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
Mutafa Demirci'nin kayınvaldesi vefat etti
VEFAT Ankara Sitelerden,Başkent Akademi mezunu Kıymetli kardeşimiz Mustafa Demirci'nin Muhterem kayınvalidesi Nurhan Cankul hanımefendi vefat etti. ...
Hayati YILMAZ'ın annesi vefat etti
ÜLKÜDAŞIMIZ HAYATİ YILMAZ'IN MUHTEREM VALİDELERİ NURİYE YILMAZ HANIMEFENDİ HAK'KA YÜRÜMÜŞTÜR. CENAZESİ 9 ŞUBAT CUMA GÜNÜ ANKARA-CEBECİ ASRİ MEZARLIK C...
Etimesut'lu Haydar YURDABAK vefat etti
Etimesgut Ülkücü Hareketinde müstesna bir yeri olan, MHP eski İl Genel Meclisi Üyesi, Ankara Şeker Fabrikası sondaj Baş Sandörü ve Genel Müdürlük Revi...
Mehmet ÇALIŞKAN'ın annesi vefat etti
Eskimeyen dostlar yönetiminden, Keçiören Belediyesi eski meclis üyesi ,Ankara Akademi mezunu, Beypazarlı ve Sitelerde mali müşavir Muhafazakar Part...
Yücel HACALOĞLU vefat etti
Yücel HACALOĞLU Ağbimizi defnettik. YÜCEL AĞABEY TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ÖNE ÇIKMAYI SEVMEYEN EN BÜYÜK KAHRAMANLARINDAN BİRİYDİ.. Yücel Hacaloğlu Ağa...
İsmail ÖZKAN beyin hanımı vefat etti
Ülkücü hareketin kurucularından Basın-İş sendikası eski genel başkanı 12 Eylüle kadar MHP, MYK üyesi Genel sekreter yardımcısı Emekli Sendikacılar ...
Şevki ALTUNTAŞ Vefat etti
eskimeyendostlar.net 11 Ekim, 14:07 ·  Eskimeyen dostlarımızdan Dikmen'de ikamet eden,Kırşehir'li kıymetli ülküdaşım...
HAYRETTİN ÖZDEMİR'İN ANNESİ VEFAT ETTİ
21.DÖNEM MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR'İN KAYIN VALİDESİ EMİNE KARABİBER HANIMEFENDİ RAHMETLİ OLMUŞTUR. CENAZE 25 NİSAN SALI GÜNÜ KIRIKKA...
Süleyman ERDİNÇ Vefat etti
1974 – 1975 Türk Metal Sendikası Seydişehir Şube Başkanı, sonradan Türk Metal Sendikası Genel Merkezi Mali sekreterliği de yapan kıymetli ülküdaşımız ...
Çalışma bakanlığından emekli iş müfettişi makina Mühendisi İlkin ÇİFTÇİ vefat etti
Ankara Ziraat Fakültesi 57'lerinden Denizcilik eski müsteşar yardımcısı Devremiz ülküdaşımız Taner ÇİFTÇİ'nin  Kıymetli eşi  Çalışma bak...
975 'kez okundu.
2009-03-26
Türk İli zeybekleri

Ahmet Hikmet MÜFTÜOĞLU

Şişli, 20 Mart 1338 (1922)

 

Bu kitabı, sizi düşünerek sizler için yazdım. Bela gecelerinde yaşım sızarak yüreğim sızlayarak yazdım.

Ey Türk! Bu satırlarda mazinin destanlarını, senin hâlinin ayrılıklarını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi...

Bu kemanı ana vatanın sinesinden yonttum. Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın ahengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.

Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanmamıştır. Bu vatan, ya senindir ya kimsenin!

Dünyanın her tarafındaki taşsız mezarların, azametinin malikâneleridir.

Göğsünde tutuşan gönül, gönül değil cephane oldu. Bu uğurda parçalandıkça kinin ve feyzin çoğaldı.

Ey zeybek! Bu kitabın yapraklarını hançerinle yırt ve hançeri, onun kalbinin üzerinde bırak! Bundan sonra silahı­nın siperi bir kitap olsun.

Ey yurttaşım, Senin boynuna geçirilmek istenen esaret halkası, ne bir gem; ne de bir tasmadır. Boyunduruk altında olduğun hâlde, sen üşürken düşman ocakları için sana odunlar; sen açken düşman sofraları için sana buğdaylar taşıtacaklar. Gençleri kanda; tazeleri gözyaşlarında boğmak istiyorlar.

Asırlardır, dinin milletin aşkına başına yağan, sonu gelmez bir beladır... Yurdun, nihayetsiz bir Kerbela'dır... Memleketin, içinde cenaze namazı kılınan, cenaze duası okunan bir mabed hâlini aldı. Ne yoncan ne de yongan kaldı. Bir Allah'ın bir Muhammed'in kaldı.

Çile çekmeyen varlığını duyamaz. Bundan sonra duy ve anla ki medeniyet denilen büyük gürültünün anlamı makinedir ve makineyi Avrupa'nın elinden aldığın vakit, senin ruhunun onunkinden daha asil, senin kalbinin onunkinden daha temiz olduğunu meydana koyacaksın. Senin de dükkânım, tezgâhım fabrika ile sapanını, tırpanını makine ile pazının emeğini, öküzünün gücünü buhar kuvvetiyle değiştirdiğin zaman; alnının onunkinden daha yüksek olduğunu göstereceksin. Bunu göstermeye çalışmalısın. Rahat bırakırlarsa...

Vaktiyle Çin ve Hint'in medeniyetleriyle İran'ın feyzini birleştirdiğin gibi; bugün de Avrupa'nın irfanını Asya'ya ileteceksin. Ey kervanbaşı yürü!

Bir Cuma namazından sonra çoluk çocuğun ile beraber cılız davarlarının otladığı yamacın ötesinde derenin başındaki çağlayanların yanında; çınarın gölgesinde otur. Mavi yeldirmeli sarı başörtülü Ayşeciğini, güneşten saçları sararmış, yüzü kararmış yavrularım etrafına al. Yaralı, geniş göğsünü girdaba ve rüzgâra aç.

Senin için ben ağlarım

Benim için kim ağlasın?

diye gürüldeye gürüldeye çağlayan, köpüren sinesini taşlara çarpa çarpa kabaran atılan derenin karşısında başından geçenleri düşün. Tükenmez düşmanları, tükenmez savaşları, tükenmez kanları düşün ve bu çilelerin sebepleri kalbinde dimağında coşsun ve durulsun. O zaman arslan gibi; ölmenin ecrinin insan gibi yaşamak olduğunu anla! İnsan gibi yaşamaya, efendi gibi yaşamaya, ataların gibi yaşamaya azmet.

Evla darına temiz ve mamur taştan bir ev, temiz ve mamur, bilgili bir dimağ bırakmaya ahdeyle. Ahdini, ailenin evladının alnına kondurduğun sıcak öpücüklerle imzala! İşte o zaman Ayşeciğinin alkır gülüne benzeyen kınalı parmakları, bu sayfaları çevirsin. Kanatlı hercai menekşeler gibi; kele­bekler ekinlerin sessizliğinde uçuşurken bu kitapçıktan birkaç sayfa okunsun. O sırada çehrenizde parlayacak bir tatlı gülümseyiş, bir ılık yaş, çocuklarınızın melul ruhunda belki bir ışık, bir rahmet olur.

Akşamüstü gün batarken ak öküz kağnıyı köyün çeşme yalağı önündeki çamurlu yoldan sürüklediği, caminin imamı, minareden kızıl meydana gömülen güneşe telkin verdiği zaman; çağlayanlar seyrinden kulübene dönerken ufukları delip daha öteleri görmek istercesine bakışların dalsın ve derinleşsin. İşte o zaman, Hazret-i Muhammed'in feyzinden gönlünde de bir sönmez çırağ; Yavuz'un damarından sende de bir damla kan, Alparslan'ın yelesinden sende de bir tutam saç olduğunu hatırla ve evladını ona göre hazırla!..

Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim. Senin ruhun gibi; sade olmasını istedim. Ötesinde, berisinde...

Eğer varsa, göreceğin özentiler sana beğendirmek, gururunu okşamak içindir. Gurur! O, her Türk'ün yaratılışındadır. Biz, birbirimizi bundan tanırız değil mi?...

Bu masallar ile arzu ettim ki, senin firuze ruhuna tatlı bir renk, altın kalbine parlak bir cila vereyim. Görüyorum o renk siyah oldu, o cila donuk... Matem günlerinin taksiratı...


ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net