Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
Mutafa Demirci'nin kayınvaldesi vefat etti
VEFAT Ankara Sitelerden,Başkent Akademi mezunu Kıymetli kardeşimiz Mustafa Demirci'nin Muhterem kayınvalidesi Nurhan Cankul hanımefendi vefat etti. ...
Dr.Mahmure BORLU vefat etti.
Vefat; İstanbul'dan kıymetli ülküdaşımız Dr.Fatih Borlu'nun eşi Dr.Mahmure hanım vefat etti. Cenaze 09.Mart.Cuma günü İstanbul/Şişli camiinden cuma ...
Hayati YILMAZ'ın annesi vefat etti
ÜLKÜDAŞIMIZ HAYATİ YILMAZ'IN MUHTEREM VALİDELERİ NURİYE YILMAZ HANIMEFENDİ HAK'KA YÜRÜMÜŞTÜR. CENAZESİ 9 ŞUBAT CUMA GÜNÜ ANKARA-CEBECİ ASRİ MEZARLIK C...
Etimesut'lu Haydar YURDABAK vefat etti
Etimesgut Ülkücü Hareketinde müstesna bir yeri olan, MHP eski İl Genel Meclisi Üyesi, Ankara Şeker Fabrikası sondaj Baş Sandörü ve Genel Müdürlük Revi...
Mehmet ÇALIŞKAN'ın annesi vefat etti
Eskimeyen dostlar yönetiminden, Keçiören Belediyesi eski meclis üyesi ,Ankara Akademi mezunu, Beypazarlı ve Sitelerde mali müşavir Muhafazakar Part...
Yücel HACALOĞLU vefat etti
Yücel HACALOĞLU Ağbimizi defnettik. YÜCEL AĞABEY TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ÖNE ÇIKMAYI SEVMEYEN EN BÜYÜK KAHRAMANLARINDAN BİRİYDİ.. Yücel Hacaloğlu Ağa...
İsmail ÖZKAN beyin hanımı vefat etti
Ülkücü hareketin kurucularından Basın-İş sendikası eski genel başkanı 12 Eylüle kadar MHP, MYK üyesi Genel sekreter yardımcısı Emekli Sendikacılar ...
Şevki ALTUNTAŞ Vefat etti
eskimeyendostlar.net 11 Ekim, 14:07 ·  Eskimeyen dostlarımızdan Dikmen'de ikamet eden,Kırşehir'li kıymetli ülküdaşım...
HAYRETTİN ÖZDEMİR'İN ANNESİ VEFAT ETTİ
21.DÖNEM MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR'İN KAYIN VALİDESİ EMİNE KARABİBER HANIMEFENDİ RAHMETLİ OLMUŞTUR. CENAZE 25 NİSAN SALI GÜNÜ KIRIKKA...
2597 'kez okundu.
2016-05-17
Ülkücü İşçiler Birliği'nin (Derneği) Kuruluşu / Kurucu Genel Başkan ; Salih DİLEK



1967 Yılının sonunda Fiilen,1968 Yılı Şubat ayında resmen kurulan
İlk Ülkücü teşkilat olan 'Genç Ülkücüler Teşkilatı'nın ( Kurucu ) Genel Başkanlık görevimi yine aynı yıl yapılan ilk Genel Kurulda Ülküdaşım Muhittin ÇOLAK beyle yarıştı isemde seçimi kaybettiğim için,bende o zamana kadar yürüttüğüm Genel Başkanlık görevimi kardeşim Sayın M.Çolak'a devrettim.

Bir kısım arkadaşımla birlikte Opera civarındaki Tarihi Türkocağı binasında Türkocağı Gençlik Kollarında çalışmaya başladık, Burada başkanlık görevimi bir müddet devam ettirdim,Bilahare bu görevimide Şevket Bülent YAHNİCİ'ye devrederek ,Evime ve Okuluma uzak olan Türkocağına gidişlerimi seyrelterek daha ziyade evime'de yakın olan MHP merkezine takılmaya başladım.
1969 Yılında liseyi bitirmiş vaktimde müsait olduğu için, Türkeş beyin talimatıyla 69 seçimlerinde Nevşehir'e giderek adayımıza yardımcı olmuş seçim çalışmaları köy ziyaretleri dışında,orada bulunmamızdan istifade ederek,  Nevşehir Ticaret Lisesinden tanıştığım Soner ARIN, ANKARA / Koçhisardan Nevşehir'e beraber geldiğimiz "Pehlivan" Mustafa AYANLAR ,Ramazan BALTA,Mehmet ELTURAN ve diğer arkadaşlarımızla birlikte siyasi çalışmaların yanısıra bölgede komando kampını açmış idik.

Seçimler bittikten hemen sonra Ankara'ya dönünce Parti Genel Başkan Yardımcısı, Türkeş beyin en yakın mesai arkadaşı Dündar TAŞER beni yanına çağırdı ve  Türk-İş'e bağlı Şeker-İş sendikasında, Eğitim Müdürü Kamil TURAN beyin yanında eğitim uzmanı olarak işe başlamamı söylediler,
Ben önce itiraz ettim herhangi bir işe ihtiyacım olmadığını,İleride Üniversitede okuyacağımı hatırlattım,
Dündar bey,Henüz Başlamadığım Üniversite tahsilini, çalışmamın engellemiyeceğini konuyu basit bir işe girmek olarak görmememi Harekette yeni ufuklar açılması icab ettiğini benim istikbale matuf işçi ve sendikacılığı öğrenmem gerektiğini bunuda en iyi öğreneceğim yerin ,Parti'de divan'da daha evvel görev yapmış Kamil TURAN beyin yanı olacağını söyleyerek aynı zamanda olayın teşkilat talimatı olduğunu hatırlattı ( zannedersem boş kalan kişinin proplem yaratacağını'da var sayıyorlardı )

O sıralarda parti kurullarında sendikal sıfatlarıda olan işçi meseleleriyle alakalı hatırladığım kadarıyla şu ağbilerim vardı, Yol-İş sendikasından Mesut KAHRATLI,Şeker-İş Sendikasından Edip KAFALI, Metal-İş federasyonundan Avni ÇARSANCAKLI, Basın-İş Sendikasından İsmail ÖZKAN,Genel-İş Sendikasından Rıza PARLATAN,Tes-İş Sendikasından Ali İhsan EŞMEDERELİ.

İşbaşı yaptığım Şeker-İş sendikasının Genel Başkanı Sadık ŞİDE,Genel Sekreteri Haydar ÖZÖĞRETMEN, Mali Sekreter ise Edip KAFALI idi. Ben Şeker-İş'te Kamil TURAN beyin yanında Türkiyedeki bütün şeker fabrikalarını gezdim,işçi liderlerine eğitimler organize ettik,işçi ve sendikal konularda seminerler-konferanslar verdik ,bu süre içersinde muhalif veya muvafık değişik fikirlerde sendikacı ve işçi temsilcileriyle tanıştım,arada bir Ankara'ya döndüğümüzde Dündar TAŞER beni yanına çağırıyor sendika kanunları,işçi ve işveren mevzuatlarıyla ilgili sorular soruyor beni imtihan ediyordu.

1970 yılı başları Türkiye açısından işçi meseleleri devamlı ön plandaydı büyük grevler olmakta kanunsuz işçi olayları daima gazete manşetlerindeydi, 15-16  Haziran'da Türkiye Komünist Parti ve DİSK'e bağlı sendikalar Kömünist gençliğin önderliğinde ayaklanmış Adapazarından İstanbula kadar fabrikaları işgal etmiş büyük tahribatlara başlamışdı.
Benzer olayların Ankarada'da başlama hazırlığı vardı,başlangıç yeri olarakta Ankara-İstanbul yolu üzerindeki fabrikaları hedeflemişlerdi,
İstanbuldaki olaylarda Türk-İş istanbul temsilciliğide basılarak tahrip edilmiş ,bundan morali bozulan o zamanki Türk-İş genel başkanı Seyfi DEMİRSOY, Dündar TAŞER'le görüşerek destek isteyince, Dündar bey benim ilgilenmemi istedi.
Ben ve arkadaşlarımın yanısıra Türk-İş'e bağlı sendikalarca temin edilen işçilerle ( bilhassa MKE işçileri ) Ulus Rüzgarlı sokaktaki DİSK önünde protesto gösterisi yaptık, bu arada işçiler DİSK'e saldırarak tahrip ettiler,Sendika binasındaki malzemeleri parçaladılar,tabelayıda sökerek Kızılaydaki TÜRK-İŞ binasının önüne getirip bıraktılar,
Bu olaylardan sonra Türk-iş genel başkanı Seyfi DEMİRSOY ve Şeker-iş genel başkanı Sadık ŞİDE Dündar TAŞER'lede konuşarak beni Ankara'da olması planlanan anarşi hareketinin başlangıç yeri Ankara/Etimesut'taki şeker fabrikasın'da işe başlattılar, ,
Fabrikada bir müddet çalıştım bu esnada fabrikadaki komünist yapılanmayı dağıtıp Ali BİLİR,Mustafa ULUSOY,Nuri DERİK,Lisan İNAN ve  Haydar YURDABAK adlı çalışanlarla birlikte ülkücü-milliyetçi işçi topluluğunu gündeme getirdik.Böylelikle ankarada olması muhtemel bir komünist ayaklanmayı engelledik.(Sonradan bu arkadaşlar CHP'nin %90 oy aldığı bu bölgede Milliyetçi mücadeleyi başarı ile koordine ettiler)
Bu olaylar olurken,Ankara'da da kömünist gençlik öncü hadiseleri başlatmış, eylemlerini hızlandırıyorlardı. Ankara'da ODTÜ'yü karargah tutmuş olan bir grup komünist ( aralarında Deniz Gezmiş,Yusuf İnan dahil ) Türk-İş'e bağlı Yapı-İş sendikasının Landrover arabasıyla akay yokuşu başındaki İş bankasını soyduktan sonra Orta Doğu Teknik Üniversite'sinin mülkü olan kampüs sahasının içine kaçmışlardı. Polis ODTÜ ye girememiş çevresinde bir müddet dolanmakla yetinmiş idi.
Sendikanın genel başkanı Süreyya DENİZLİ bu olayın kendisine sıçrıyabileceği endişesiyle TÜRK-İŞ genel başkanı Seyfi DEMİRSOY'a gitmiş, sendikasındaki komünistleri (Avni TOK,Suat Şükrü KUNDAKÇI gibi) şikayet etmiş,Sendikasının bu komünistlerce işgal edildiğini kendisinin bu olaylar karşısında yapı-inşaat sektöründe çalışan emekçilerin hak ve nenfaatlarının korumaları hususunda  aciz kaldığını bu yüzden kendisine yardım edilmesi gerektiği için destek talep ettiğini beyan etmişdi,
Bu olay üzerine yine Demirsoy ,Dündar Taşerden destek talep eder.
Bunun üzerine Dündar TAŞER beni aradı ne yapabileceğimi sordu,Ben siz merak etmeyin , Yapı-İş sendikası genel başkanı Sayın Süreyya DENİZLİ benimle temasa geçsin gereği neyse bakarız dedim..

YAPI-İŞ SENDİKASI HADİSELERİ...
Sosyal Demokrat İşçi Konseyi başkanlığıda yapmış bulunan Süreyya DENİZLİ beni aradı,Parti'de buluştuk, Sendikasının Hikmet Kıvılcımlı  yandaşı komünistlerce işgal edildiğini kendisinden evvelki genel başkan Fukara lakaplı Tahir ÖZTÜRK'ün öldürüldüğünü kendisininde Suriye /Bekaa vadisinde eğitim görmüş bu militanlardan çekindiğini, ancak komünistlere teslim olmak istemediğini beyan edip bizden yardım istiyerek nasıl bir birliktelik temin ederiz dedi,
Ben arkadaşlarla istişare ettikten sonra,Kendisinden sendikada görevli olduğumuzu gösteren (10 kişilik) bir yönetim kurulu kararı aldırdım,Kendimde Ankara şeker fabrikasındaki işimden ayrılarak bu 10 kişiye dahil oldum.
Ankara Necatibey caddesinin Sarar ilkokulu karşısındaki binanın yedinci katında olan sendika merkezini kısa bir müddet gözetim altına aldık ve ertesi günü müsait bir ortamda arkadaşlarımla birlikte sendika genel merkezine aniden girerek sendika merkez yönetim kurulu çoğunluğunun kararıyla sendikaya el koyduğumuzu beyan ederek vaziyet aldık,direnmek isteyenler tarafımızdan uzaklaştırıldı bize iltihak eden Yapı-İş sendikasının işçi temsilcileriyle birlikte sendikaya yerleştik,zaten sendikanın bir kısmı ranzalar yerleştirilmiş  yatakhane vaziyetindeydi oralara'da heyetimizde olan yurtlar'da kalan arkadaşlarımızı yerleştirdik,karşı taraf komünist gençlerle birlikte bir kaç kere saldırıya tevessül etti isede arkadaşlarımızca püskürtüldüler,
Bu hadiseler süresince ortalıkta hiç bir polis görünmedi,Hadiseler bitiminde polis geldiyse'de onlarla Sendika genel başkanı Süreyya DENİZLİ muhatap oldu,Soygunlarda kullanılan sendikanın araçlarını ve bugün HDP milletvekili olan o gün'kü Dev-genç genel başkanı Ertuğrul Kürkçü tarafından sendikanın el konulan paralarınıda mahkemeye vererek talep ettik.
Artık biz sendikanın görevlisi olarak Türkiye çapında sendika teşkilatlarıyla muhatap oluyor ,grevlere iştirak ediyor ,daha evvel Şeker-iş sendikasında öğrendiğim sendikal bilgileri arkadaşlarımla birlikte işçi kesiminde gündeme getiriyor işçi hak ve hukukunun korunmasında ve dahi yüceltilmesinde başarılı kazanımlarımız oluyordu,Bütün işçi dilimi artık bizi işçi haklarını koruma ve yeni kazanımlar elde etmekteki başarılarımızla'da tanımış oldu.
Bu arada sendikayla ilgili bir hayli mahkemeler açılmıştı,bir çok grup sendika yönetiminin kendileri olduğunu iddia ediyorlardı mahkemelerin toplam sonucunda TÜRK-İŞ genel teşkilat sekreteri Ethem EZGÜ sendikaya kayyum tayin edildi, 
Ben yine arkadaşlarımla birlikte Yapı-İş Sendikasının personeli görünüyorduk,Ethem bey bizimle beraber hareket ediyordu.
biz ise bir grup Bozkurt'la sendikayı karargah tutmuş,oradan Türkiyenin bir çok yerinde ülkücü eylemlere fiilen iştirak ediyorduk,

Adımız sendika grubu olarak anılıyordu,
Muhittin ÇOLAK,Fen fakültesinden Sabri CAN,Ziraattan Mahmut ÇOMOĞLU,Akademiden Kutay KILIÇ,İbrahim BİRBEN,.Erkek Teknikten; Şükrü SERİMER,Ali KARADAĞ,Semih DEMİRBAŞ,.Yükselişten ben ve Bögüalp., Ali KESER,Mehmet ELTURAN,Kömen Mehmet,Mülkiyeden Yücel ÖZLEM,.Hukuktan Nihat ÜNAL,.Gazi Eğitimden Yavuz KAPANOĞLU. Diyarbakır/Lice'li Çavuş lakaplı Salih DAL,, hatırladıklarımdı.
Bu yukarıda isimlerini saydığım Bozkurt kardeşlerimle birlikte hızlı bir mücadelenin içersinde iken,

Dündar TAŞER aradı sendikada isek ziyaretimize geleceğini söyledi,
Yanında Gün SAZAK ile beraber Necatibey caddesindeki Yapı-İş sendika binasında ziyaretimize geldiler,
Sovyet destekli komünist hareketin Türkiyeyi ele geçirmek için işçi kesimini'de kullanarak eylemlerini hızlandırdıklarını 15-16 Haziran 1970'de provasını yaptıkları bir ihtilalin yakında sahneye konulabileceğini hatırlattıktan sonra,
Artık işçi  ve sendikal konularda yeterince yetiştiğimizi beyan ederek,Bundan böyle Ülkücü hareketin işçi kesimine hitap eden bir teşkilatı acilen kurarak yurt sathında faaliyet göstermemiz gerektiğini bildirdiler.

ÜLKÜCÜ İŞÇİLER DERNEĞİNİ RESMEN KURMA TALİMATINI ALMIŞ İDİK...
Daha evvel isimlerinden bahis ettiğimiz arkadaşlarımızla birlikte faaliyetlere başladık,1970 yılı sonlarında çalışmalarımızı ikmal ettik ve ÜLKÜCÜ İŞÇİLER BİRLİĞİ adıyla işçi teşkilatımızın çatısını kurduk,ancak hızlı devam eden talebe olayları içersinde daha fabrika sahalarına girmeden
Ülkücü İşçiler Derneğinin kurucularından Denizli'li Hukuk öğrencisi olan Beyhan ASLAN Ankara'da Konservatuar'ın oradaki, başkanı olduğu  Site yurdunda kaldığı odada bir suikast sonucu vurulup yaralanınca operasyon zaruri oldu ,bu vesileylede Ankaranın en büyük yurdunda Ülkücü işçilerin desteğiyle de ülkücü hakimiyet temin edildi.
Ahmetlerdeki Çorum yurdu( Erkek Teknikten Fuat TATAR'la) başta olmak üzere diğer öğrenci yurtlarında,Kurtuluştaki Konya yurdunda(Hukuktan Celal ALTINTAŞ'la) ve Niğde yurdunda,Sağlık sokaktaki Aydın yurdunda( Söke'li Orhan'la) ,
Ankaradaki başta Ziraat Fakültesi,Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu olmak üzere değişik okul ve fakültelerde Ülkücü etkinliğin temininde,Talebe cemiyeti seçimlerinde aktif mücadele verdik,
Türkiyenin bir çok yerinin yanı sıra,Bu arada İzmir Bornova gibi yerlerede yardımcı kuvvet olarak gittik ( İzmir harekatımızda Bölgede bize yol gösteren öncü Bozkurt Halil KOLAĞASI kazara yaralandı).
İşçi kesimine hitap etmekte imkanları yüksek olan,İstikbaldeki Ustaları yetiştirecek Sanat Okullarının Öğretmenlerinin yetiştiği için özel ilgilendiğimiz Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okul mensubu Şükrü SERİMER vesilesiyle birlikte olduğumuz aynı okuldan Dursun ÖNKUZU'nun Erkek Teknikli Komünistler tarafından esir alınarak,yine Erkek Teknik yurdunda iki gün işkence edilip ciğerlerine hava basılarak öldürüldükten sonra pencereden atılması üzerine,( Bu işkence zamanı içersinde Ülkücü İşçiler olarak okula bir kaç kere girmeye teşebbüs etmemize rağmen Yurt'u kuşatan polisleri aşamadık,Polisle yaptığımız çatışmalarda geri çekilmek mecburiyetinde kaldık) Zile'li arkadaşlarının tutuklanması yüzünden Cenazeyi benim başkanlığımda memleketine götürme görevini Ülkücü İşçiler üstlendi,Zile halkının büyük katılımıyla şehidimizi defin ettik.
Ankara beşevlerdeki o zamanki Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisindeki olaylar yüzünden ,Kamil TURAN ağbimizinde Dr. asistan olduğu Bölücü komünistler tarafından sıkıştırıldığı okula müdahale etmek  zorunda kaldık.
Ülkücü İşçiler Birliğinin afişlerini akademinin girişine asarak etkinliğimizi açıkladık.
O zamanki Akademi reisi (şimdi'ki dekan) Prof.Dr.Hakkı UMA bizi sendika zannederek Sendikanın okulla ne işi var diye epey meraklanmış idi?..AİTİA da 12.Mart muhturası verilene kadar uzun müddet takıldık..
Artık işçi kesiminin saha faaliyetlerini Akademinin kantininden yürütüyorduk.Bu arada olan çatışmalardan dolayı bazı kurucularımız tutuklanmışdı, Sabri CAN,Şükrü SERİMER ve Ali KARADAĞ Bunların arasındaydı.

12.Mart.1971 yılında asker, hükümete muhtıra verdi Süleyman DEMİREL hükümetini değiştirip yerine Sadi IRMAK ve Nihat ERİM Başbakanlığında azınlık hükümetleri kurdurdu.Bu arada sıkı yönetim ilan edilip,
9.Mart.1971 yılında yapacakları komünist ihtilali erteleyen Komünist askeri cuntanın mensubları ordudan tasfiye edildi (Bu askeri komünist cuntanın genel sekreterya görevini yapan Mahir KAYNAK Mit ajanı imiş)
Biz bu 12 Mart muhtıra fırtınasını Ülkücü İşçiler olarak fazla yara bere almadan atlattık.(Bu arada bize inançlarının gereği olarak kol kanat germiş olan, devrin Ankara sıkı yönetim savcısı Baki TUĞ ağbimin ellerinden öper sağlıklı ömürler dilerim)
Bu arada Maraş'lı Ayhan ÖZER (Hamam ve Kapıcılar Sendikası)Hak-İş Sendikası yöneticisi Hemşerisi Mete BEŞEN beyi tanıştırdı, Mete beyin, bilahare ülkücü sendikal çalışmalarıyla MİSK (Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Başkanı Ömer Faruk AKINCI ile beraber üstün ve fedakar çalışmaları oldu. (MİSK Başlıbaşına bir mücadeledir,incelenip yazılmalıdır)

Ülkede sıkı yönetim olunca hadiseler azaldı, artık bizde tamamen işyerleriyle ilgilenebilirdik, onun için yeni yapılanma gereğiyle Genel merkezimizide taşıdığımız ,Sıkı yönetim dışında kalan Konyada İlk genel kurulumuzu 14.Haziran.1971 yılında yaptık.
17 Şubemizin hepsi iştirak etti,Divan başkanımız Konya şube başkanımız Zeki LORASLI idi.
Genel kurulun sonunda; Genel Başkanlığa Salih DİLEK, Yardımcılığına Sabri CAN, Genel Sekreterliğe Muhittin Çolak,Mali Sekreterliğe Muammer YILDIZ, Teşkilat Sekreterliğine Erkin OKAY, Eğitim Sekreterliğine Şevket Bülent YAHNİCİ, Yön.Kur.Üyeliğinede Faruk BERBEROĞLU geldiler,
Genel kurul bitiminde Kırıkkale şube başkanı Baki YEŞİLOĞLU arkasından Erdoğan ASLIYÜCE ve hasan Doğrusöz,Antalya şube başkanı Yaşar UYSAL ,konuştuktan sonra kapanışı Salih DİLEK yaptı.
Genel kuruldan sonra ilk işimiz Fotarafçı ve gazeteci ülküdaşımız Ali Tekin ÇAĞLAV'ın fedakarlıklarıyla,Ülkücü İşçi hareketinin yayın organı İŞÇİ gazetesini çıkarmaya başladık
İkinci genel kurulumuzuda 1972 eylül ayında yine Konya'da yaptık.
Divan başkanlığını Mete BEŞEN beyin yaptığı bu genel kurul sonucunda ,Salih DİLEK Genel başkanlığa,Sabri CAN ikinci başkanlık,Muhittin ÇOLAK genel sekreter,Şevket Bülent YAHNİCİ mali sekreter,Faruk BERBEROĞLU teşkilat sek. Fahri SEVGİLİ eğitim sek. Mustafa Sami BARSHAN üye seçildiler.

Ülkücü İşçiler Derneğini
SAMSUNda Ziya KALVAN başkanlığında Turgay AYDOĞMUŞ,Haluk SERTTAŞ,Mustafa ÇELİK,Murat KURUMAHMUT,Yusuf ŞENER,Muharrem UĞURLU Kurdu,
ANTAKYA da Durmuş ERDOĞAN bayrağı dalgalandırıyordu,
İSTANBUL'da Turhan ONATın başlattığı ,Necati TATLISU'nun devam ettirdiği Remzi ERDOĞAN,Kasım KOÇAK,Şeref BİLGİN ve Hüseyin KÖSEOĞLU'nun içinde olduğu Ülkücü işçi teşkilatlanmasına
O zamanki İstanbul Ülkü Ocağı Yöneticileri Mehmet PEHLİVANLI,İsrafil ÇELİK,Hasan ALBAY,Fahri UZUN ve İlyas MASATLI Ciddi destek verip,İstanbul gibi sıcak savaşın sürekli devam ettiği bir yerde Ülkücü İşçi bayrağını yükseklerde dalgalandırdılar.
İSTANBUL / TUZLA'da Necati TATLISU'nun yanında Hüseyin İÇMELİ ve Yusuf ÇIĞIN.....ZEYTİNBURNU'nda Muhsin KOÇ,Mehmet DEMİRÇELİK,Tahir BOZKURT,Fahrettin YAVUZ,Eyüp YAŞA,Yılmaz ÜNLÜGÜZ,İlyas BAŞTUĞ,Mehmet REİS,Hüseyin YILMAZ.....
BEYKOZ'da,  Orhan KÜÇÜKŞAHİN,Ali İhsan ÇELİK,Hamit ÖZCAN,İzzet ÖZTÜRK,Hamza KARAASLAN.Teşkilatlandırdılar.
SAMSUN ; Ahmet YANBEYLİ,Ziya KAVLAK,Köksal IŞIK
ZONGULDAK; Necmettin İMAMOĞLU,Mustafa BOZ,Mustafa KÖSE,Mehmet BEKTAŞ,Abdullah ÇEBİ
ISPARTA; Mehmet TOPAÇ,Kenan ÇAK,Mehmet BOZDAĞ,Orhan DUVAR,Celal TOPALAKÇI,
AFYON; Ulvi CEYLAN,Cafer Sadık YILMAZ,Uğur BOSTAY.
BALIKESİR; Demir DALBUDAK,Mustafa Emri,Veli ÇÖMLEKÇİOĞLU.
TOKAT; Süleyman İŞBİLİR,Mehmet ERDOĞAN,Mehmet FAKİRSEVER,Mehmet TOLAN,Turan ALTUNBAY..
BEYŞEHİR; Mehmet DUR,Mustafa DURMUŞ,Malik MERAL..
SAKARYA; Orhan BÜYÜ,İsmail ATAK
DENİZLİ; Yaşar ÇAVDI,Hüseyin SAVİ,Ömer TÜRKDOĞAN,Sadık TÜRKER,Osman ÖZMERT,Muharrem ERTUĞRUL,İbrahim YAT,İbrahim ÇAVDAR,Abdurrahman ASLAN,Ünal ÇAKMAK,İbrahim ÇAYLAK...
ELBİSTAN; Cuma YILDIRIM,Tahsin KILIÇ,Ökkeş SAATÇI,Mehmet BAYRAK,Mehmet DOĞAN...
KIRIKKALE; Hasan ULUYÜZ,Hasan HAYTA,Zeki YILMAZ,Süleyman KOZİK...
URFA; İ.Halil İNAN,Nabi GÜMÜŞ,Fethi TÜTÜNCÜ,Mehmet İLKHAN,Fevzi AL,Halis YETKİNER,Müslüm İNAN...
             İbrahim ERTAN,Fehmi GAYBERİN,Mahmut ERTAN..
GÖKTAŞ; Ramiz ÇELİK,Sadi MERTER,Recep CENAPTAR..
TARSUS; Şükrü DİNDAR,Ünal ŞEN,Yıldırım AKIN,Celal COŞKUN,Muzaffer ÜNAL,Bekir YANAR,Muzaffer GÜLEY,Mustafa GÜREL, Fikret KAYA,Mustafa OĞUZ,Mustafa ÖKSÜZ,Abdurrahman TEKİN...
KAHRAMAN MARAŞ / AFŞİN; Mustafa ÖZBEK,Yusuf ÖZDEMİR,Fikri ŞAHİN,Ali GÜRBÜZ,Turan TOPAL,Ayhan GÖÇEN,Rahmi GÖNEN..
İSKİLİP; Mehmet DOLMACI, Ahmet TEMİZ,Ahmet ULUCAN..
KONYA; İsmail ÜNÜVAR,Zeki LORASLI,Bekir ÇALIŞKAN
ERZURUM; Zeki ALACAKANAT,Mehmet KARSLI,Alaattin PALITOĞLU..
ANTALYA; İ.Sami ŞAHİN, Şeref BACAK,Cemalettin YILDIRIM...
KIRIKHAN; M.Necati GÜLER, Uğur KURT,Suphi HATAY..
BURDUR; Hüseyin KAZANIR, Zafer CEBER,Eyüp BAŞALAN...
KARAMAN; Kadir SAĞNAK, Mehmet SERİN,Kamil TEMİZKAN...
İST/ YENİSAHRA; Şükrü KARABULUT, Ali Rıza ALKIŞ,Mesut ÇAVDAR 
BURSA'da Aytekin ŞENTÜRK,
ADANA/CEYHAN'da Süleyman ERGİN'in başkanlığında Ahmet ERDİL,Kazım NİGİZ,Yaşar TAN,Hasan KARADENİZ,Erol DUYMAZ,Sedat BATMAZ Öncülüğünde Ülkücü İşçiler kuruluyordu.
BİNGÖL'de Sami KITAĞ başkanlığında Asım HATVARİ,Yusuf GÜRSES ve Şerif OKTAY görev aldılar,
KAYSERİ/DEVELİ'de Ali ŞANALAN başkanlığında Mustafa IŞIK,Osman AKTAŞ,Yaşar ÖZDAMARLAR görev aldılar



Ülkücü İşçiler olarak,
Antalya Antbirlik'te, İzmir Tariş'te yine İzmir Ali ağa rafinerisinde,
Elazığ'lı Hükmü TUNCER ile birlikte Ankara ODTÜ'de saha mücadelesi verip Ülkücü İşçi hareketinin hakimiyetini temin ettiler,
Şükrü SERİMER başkanlığında,Veli ÖZDEMİR,Salih DAL ve toplam 10 ülküdaşımız Karadeniz / Ereğli Demir Çelik'te işbaşı yaparak Komünist eylemcilere karşı mücadele ettiler,Ülküdaşımız Çavuş Salih Ereğli'ye yerleşti

Şahsen benim başında olduğum;
İskenderun Demir Çelikte ,Tuncay TEREKLİ ,Erol SOYDAN ve Güngör KÖKLÜ'nün yardımlarıyla bölgeye ağırlık koyduk.

SEYDİŞEHİR HADİSELERİ başlıbaşına destandır,Tek başına incelenmesi ve yazılması gereken bir mücadele örneğidir,
Biz yine kısaca konudan bahis edelim,
Seydişehir'de Aliminyum tesisleri Ruslar tarafından kurulduğu için kazada 1500 kişiyi aşkın rus vatandaşı bulunuyordu, bu yaşayanlara paralel olarak bölgede her devletin ajanları cirit atıp hakimiyet mücadelesi veriyorlardı,
İstanbul da ülkücü Yusuf İMAMOĞLU nun katillerinden Seydişehir / Ortakaraviran köyünden olan Vural YILDIRIMOĞLU İstanbuldan okulunu terkedip kaçmış Seydişehire yerleştikten sonra dışarıdan ithal diğer komünist militanlarla yanyana gelip Özgür Aliminyum-iş sendikasını kurup sovyetlerin desteğiylede şehirde tam hakim olmuş karşıtlarına hayat hakkı tanımıyordu.
Bu şartlar altında Erdoğan ASLIYÜCE,Özdemir ERBAŞ,Selahattin ALBAYRAK ve ben Seydişehire gelip Küpe oteline yerleşip faaliyetlere başladık, Ankaradan tanıdığım Aliminyum tesislerinde usta olarak çalışan Çorumlu Erdal SEÇER
Konya'dan "Japon" İhsan SANYER,"Hoko Moko" Fahri KURŞUNEL ve Ata ATABEY'de bize yardım ediyordu. Akkiseli Süleyman ERDİNÇ Türk-Metal sendikası başkanı oldu,bu arada ülkü ocaklarını ve ülkücü işçileri kurmuştuk, Fabrikaya işçi temin eden köylerde toplantılar temin ediyor bölge halkını komünist işgalcilere karşı uyandırıyor cesaretlendiriyorduk, sayımızı arttırıyorduk..mevzi mevzi çatışmalar oluyordu,
Bazen Ankaradanda geçici destek kuvvetler geliyordu (Yaşar YILDIRIM başkanlığında)

Bir iş günü sabahı fabrika kapısında bildiri dağıtılırken Ülkücü İşçilerin başkanı Ünye'li  Hasan KADIOĞLU komünistlerce saldırıya uğrayıp alçakça şehit edildi. Bunu duyan köylüler şehre inip,işçi ile birleştikten sonra şehirdeki bir hayli fazla olan sol kuruluşlara saldırıya geçtiler, Seydişehirdeki bilinen komünist militanların kuruluşları imha edilmeye başlandı, Konya merkezden gelen Jandarma komando birlikleri asayişi temin edene kadar şehrin muhtelif yerlerinde büyük yangınlar ve çatışmalar oldu, Olayların sonucunda arkadaşları şehit edilmiş öfkeli Ülkücü işçilerin önderliğinde İşçi,Köylü ve Halkın toplu mücadelesi karşısında mağlup olan militanlar Torosların devamı Küpe dağlarına kaçtılarsa ayaklanan ahalinin onları dağlardada takibi sonucu birçok komünist gerilla yakalanıp güvenlik kuvvetlerine teslim edildi, Sendika başkanı Vural YILDIRIMOĞLU ve komünist avanesi dağları aşarak Torosların öte yüzündeki Antalya'ya kaçtılar ve bir daha Seydişehire dönemediler,Sonradan cesedi sokak aralarında bulundu diye haber geldi

19.Ocak.1976 yılına kadar Salih DİLEK genel başkanlık yaptı, o tarihte yapılan genel kurulda Genel Başkanlık görevini Ülküdaşı Muzaffer ŞAHİN beye devretti.(M.Şahin beyden sonra 80'e kadar Vedat ALAGÖZ ve Vahit KAYIRICI genel başkamlık yaptılar.)
Genel başkanlığı devrettikten sonra'da Ülkücü İşçilerin Genel Başkanı Muzaffer ŞAHİN beyle koordineli bir şekilde ,Büyük ve yoğun bir işçi kitlesi barındıran Bursa'da, Hakim sendika Disk'e karşı Türk-Metal Sendikası ile birlikte geniş bir ülkücü etkinlik mücadelesi verdik.
Bu arada ben,önce Türk-Metal sendikasına uzman olarak işe başlamış iken sonrasında genel kurulda ,Türk-Metal Eğitim Genel Sekreteri oldum, Beraberimde Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı Selahattin SARI,Erdoğan ASLIYÜCE,Selahattin ALBAYRAK'ta Türk-Metal'de mesai arkadaşım idiler (Zaten onlar sayesinde ben yönetime seçildim)
Bursa'daki mücadelemizde, o sırada Bursa'da Askeri/Doktor olarak görevli olan Selim KAPTANOĞLU'nun çok yardımını gördük,İşçinin yoğun olduğu Yalakçayır Sanayi bölgesinde gösteriler yapıyor Bildiriler dağıtıyorduk,Eğitimlerimizde hızlı bir şekilde devam ediyordu,Ben daha evvel Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde öğrencilik yaptığım için bölgeyi yakinen biliyor bize yardımcı olacak arkadaşları tanıyordum ( Kara lakaplı Necati DALGIÇ gibi)

Kırıkkale Ülkücü İşçiler Derneği başkanı Baki YEŞİLOĞLU Bursa'ya gelip yerleşmiş Türk-Metal Sendikası Bursa Başkanı olmuşdu. Harekatın sendikal boyutunu o yönetiyordu. İşçi mahallelerindeki kahvelerde her akşam toplantılar düzenliyorduk.
Başkan Baki YEŞİLOĞLU'nun görev icabı Ankara'ya gittiği Bir gün rutin olarak TOFAŞ fabrikası önünde bildiri dağıtılırken,Fabrikada daha evvel hazırlıklı bir şekilde toplanmış olan komünist militanlar bildiri dağıtmakta olan sendika mensublarına saldırırlar,Bildiri dağıtan arkadaşlara yardım maksadıyla orada bulunan dışarıdan bir arkadaş kazara saldırganlardan birini öldürür,
Bunu fırsat bilen Komünist sendikacılar olayı Baki YEŞİLOĞLU'nun üzerine yıkar,Olay esnasında Ankarada olan arkadaşımızı katil ilan ettiler, Arkadaşımızda masum olduğu için kaçmadı teslim oldu, Baki kardeşimizi önce Bursa cezaevinde tuttular,sonradan bilemediğimiz sebeblerden ötürü bir gece ansızın Balıkesir cezaevine nakil ettiler, Daha biz ne olduğunun tam farkına varmadan,
Balıkesir cezaevi koğuşunda yatmakta olan arkadaşımıza ziyaretçin var diye görüşe çağırdıklarında ,daha evvel pusu kurmuş olan 11 Komünist militan avluda saldırarak,şişliyerek bıçaklıyarak arkadaşımız Baki YEŞİLOĞLU'nu şehit ettiler. 
Ancak Ülkücü İşçilerin mücadelesini durduramadılar,Sonuç'ta DİSK Bursadan kovuldu,Bir dahada geri dönemedi,

Benim dışımdada elbette yurt sathında çok-çok yerde ,işçiyi payanda olarak kullanmak isteyen Sovyet destekli komünist örgütlere karşı Ülkücü İşçiler yiğit bir şekilde mücadele verdiler( Mustafa BAŞOĞLUnun genel başkan olduğu Sağlık-İş Sendikasında Yılmaz UÇAR ve Fikri TÜRKBEN ülküdaşlarımın sağlık ve Sosyal Sigortalarda çalışanlar için verdikleri kavga veya Ankarada Demiyolu işçilerinin savunucusu olarak sendikacılığa başlayan Ali ULUKANLInın bilahare İskenderun Demir Çelik çalışanlarının uzun yıllar başkanı olması yolculuğu gibi) ,Bir çok yerde işverenler solculardan yana oldu ama Ülkücü İşçiler mücadeleden yılmadılar.Şehit oldular,işten atıldılar mağdur edildiler ,
                                                                                       AMA TESLİM OLMADILAR.


12.Eylül ihtilalinde diğer kesimlerde mücadele veren ülkücülerle birlikte Ülkücü İşçi liderlerleride tutuklandılar,
C-5 ve benzeri nezarethanelerde işkence gördüler,Mahkum edildiler,Mağdur edildiler ama geri adım atmadılar,
12.Eylül İhtilalinde bende tutuklanıp,Mamakta Kafes günlerimden sonra koğuşuma intikal ettirildim,Ancak ben tutuklu iken yönetici olduğum sendikanın genel kurulu olduğu için aday olamadığım gibi sendikal haklarımıda kayıp ettim,Böylelikle işçi kesimindeki Sendikal sıfatlı mücadelem sonlandı.(Cezaevinden çıktıktan sonra ticarete başladım,esnaf teşkilatı başkanı oldum)
ANCAK ŞURASI BİLİNMELİDİRKİ HİÇ BİR ETKİNLİĞİMİZDEN PİŞMAN DEĞİLİZ, zaman haklılığımızı tastik etti.

12.Eylül.1980'de kesintiye uğrayan Ülkücü İşçiler Derneği 
Sonrasında Birol CEVİZOĞLU ile yine toparlandı.sonrasında Ahmet POLAT ve Refik ÜSTÜN Başkan oldular..

Bu gün Hakan KANDEMİR ve mücadele arkadaşlarıyla birlikte Ülkücü İşçi Hareketi şahlanmıştır,
Türkiyenin dört bir tarafında Ülkücü İşçiler Türk İşçisinin hak ve emeğinin mücadelesiyle birlikte Vatanımızın-Milletimizin bölünmezliğinin sahipçisi ,Büyük Türk Milletinin geleceğinin güvencesi olarak,Türk Milliyetçiliği bayrağını dalgalandırmaktadır.
Kendilerinin bu üstün mücadelelerinde başarılar dilerken,En samimi duygularımızla teşekkürlerimizi ,
Muhabbetlerimizle arz eder,Allah Razı Olsun deriz...

Bu kutsal yolculuğumuzda,şehadet şerbeti içmiş şehitlerimize Allahtan rahmet ve mekanlarının cennet olmasını diliyor,
Geride kalan hayatlarını hiçe saymış fedakar ve çilekeş, geleceğin hesabını yapmamış zor günlerin BOZKURTLARI Gazi Ülkücülerimize, Allahtan sağlıklı ömürler dilerken,Sevgi,saygı ve muhabbetlerimizle minnettarlığımı arz ediyorum..

NOT; Ancak özetinin özetini kaleme alabildiğim,geçmiş süreçle ilgili bir hayli boşluğu olan Bu yazıyı ,
yakın zamanda ziyaret ettiğim Seydişehirde'ki bacılarımızın beni ikazı üzerine hatırlayabildiğim kadarıyla yazdım,
İyi bir yazar olmadığımı biliyorum eksiklerimden, bahsetmem gerektiği halde bahsedemediklerimden özür diliyorum,
Bazı konuları unuttuğum için teğet geçtim,bazı konuları ehemmiyetli zannettiğim için teferruatlandırdım.
Ama bazı konuların benimle birlikte kayıp olmaması için ,Geleceği tespitte faydalı olur zannıyla gelecektekiler bilsin diye yazdım..
Ağırlıklı kendi yaşadıklarımı anlattığım için,hadsizlik yaparak kendimden çok bahis ettim ve asıl anlatmam gereken kahramanları gereği kadar anlatamadığım için üzgünüm, Bütün arkadaşlarımızın hoşgörülerine sığınıyorum ..16.Mayıs.2016  Salih DİLEK

Kalem elimizde gelecek bilgileride ekliyebiliriz...


Fotoğraflar
ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net