Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
1312 'kez okundu.
2009-12-15
Yılma DURAK'la Sohbet

 

“12 Eylül Türkiye’de terörü bitirdi diyenler yanlış, öyle bir şey yok. 12 Eylül Türkiye’nin parçalanmasına zemin hazırlayan bir ihanet hareketidir” ifadeniz var. Buradan yola çıkarak bugün ki açılım projesi ve ülkede yaşanan son durumları da göz önüne alarak, bugün yaşananların bahsettiğiniz ihanetin son parçaları diyebilir miyiz? Bu süreci aynı zamanda gözden kaçırılan ve gündem dışı tutulan noktaları da katarak değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

12 Eylül elimizdeki delillere göre gerçekten bir Amerikan projesidir. Peki 12 Eylül’le Amerika ne kazanmıştır Türkiye’de? İki şey çok önemli! Birincisi Yunanistan’ın NATO kanalına girmesini 12 Eylül’den 3 ay sonra 12 Eylül’cüler sağlamışlardır. Hiçbir hükümet Yunanistan’ın NATO’ya girmesini sağlayamazdı, böyle bir riski göze alamazdı iç siyasette. İkincisi ve en önemlisi de bize göre 1981’de seçimler olsaydı MHP ya iktidar ya da iktidar ortağı olacaktı.

O günlerde Cumhuriyet Gazetesi hatta Bülent Ecevit “Faşist Türkeş İktidara Geliyor! Tabanı Zorluyor!” Diye çok enteresan beyanları vardı. Dolayısıyla bunlar çok önemli. Neden acaba Amerika MHP iktidarını istemiyor? Türkeş Türk Cumhuriyetleriyle ilgili çok ciddi projesi olan bir liderdir. Bir diğeri de Türkeş “Milli” bir siyasetçiydi. Türkeş’in bu çizgisi her Emperyal görüşü rahatsız etmiştir. Ve bunun başında da Amerika gelmektedir.

Eğer 1980’de darbe olmasaydı şundan emin olmak gerekir ki; MHP iktidar ortağıydı ya da iktidara gelecekti. Ve geldiği taktirde Türkiye’deki terörde biterdi. Çünkü Türkiye’deki terörün kaynağı hep Emperyal yapılarla besleniyordu. Dolayısıyla bu kaynakları asgariye indirdiğimizde terörde biterdi.

12 Eylül Türkiye’de yalnızca askerliğin yaptığı bir darbe değildir. Büyük sermayeler ve bazı yüksek bürokratlarla birlikte tezgâhlanmıştır. Ve bana göre bu büyük sermayeler ve yüksek bürokratlar askeride yerinden oynatmışlardır. Onların tahrikleriyle bu darbe olmuştur.

Mesela 1960 ihtilali İstanbul sermayesiyle, Anadolu sermayesinin savaşıdır. 12 Eylül’le ilgili ise bir çalışma yapsanız. Kızılay’da kurulan şirketlerin ortakları kimler? Ve bunlar ne yaptılar Türkiye’de? Hangi zenginliklere ulaştılar?

12 Eylül’de ne oldu? PKK terörü ülke gündemine oturdu. Yani 12 Eylül’den sonra oturdu! Ermeni terörü Türkiye’nin başına bela olduktan sonra PKK terörü devreye girince Ermeni teröristler bir anda çekildiler! Bundan 8-10 yıl önce dağda öldürülen PKK’lılar arasında Ermenilerinde olduğu çok açık ve net bir şekilde Türk Devleti tarafından tespit edilmiştir. Ermeniler PKK’yı sadece fiziki bakımdan desteklemediler. Lojistik destekte verdiler.

Avrupa’da bu işi çok iyi beceren Lobilerden biri Ermeni Diaspora’sıdır. Ermeni Diaspora’sı Türkiye’deki PKK terörünün en ciddi destekçilerinden birisidir. Almanya’da bir yayınevi “Türkiye Şartlarında Kürt Olmak” isimli bir kitabı bu Diaspora’nın sermayesi ile basmış ve dünyaya dağıtmıştır.

Sonuçta bugün ki Açılım zemini bu süreçlerle yaratılmıştır ve bu açılım bir ihanettir!

Ben her yerde aynı şeyi söylüyorum; Rabbim bize bir ömür biçmiş ise, bu ömür içersinde Abdullah Öcalan’ı sokağa bırakırlarsa ve eğer bizde hala yaşıyorsak oda yaşıyorsa Allah bizi kahretsin! Öyle Abdullah Öcalan destanı kimse yazmasın! Bu beni incitiyor. Böyle şey mi olur kendi çoluk çocuklarını kestiler! Bir şey söylüyorum ben yaşıyorsam oda dışarıda ve yaşıyorsa Allah beni kahretsin ben onun yaşadığı hayatın içersinde olursam!

Siz Doğu’nun Başbuğ’u olarak, anılıyor ve biliniyorsunuz. Bu camianın efsane ismisiniz. Birçok öğrenciye öğretmenlik yaptınız, pek çok insanı yetiştirdiniz. Geçmiş Ülkücü Harekete baktığınızda bugün ki Ülkücü Hareket arasında bir farklılık var mı? Varsa olumlu ya da olumsuz ne boyutta? Hangi konularda ilerlemeler oldu? Değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Ülkücü Hareket hangi esaslara dayanıyordu ise bugünde aynı esaslara dayanır. Ülkücü gençlerde tabiki de bu yapı içersinde kendilerini yetiştirmektedirler. Rahmetli Başbuğ 80 öncesinde gençlerle yola çıktı. Bizim üstümüzde çok emeği vardır. Bazen Sakarya’da soba yanmaz o paltosuyla soğukta oturur ve yinede bizlerle meşgul olurdu. Neden gençlere bu kadar önem verdi? Çünkü Türkiye’de gençlerin meseleleri anlamasının, geleceğe meseleleri taşınmasının yegane yolu olduğunu çok iyi biliyordu.

Ancak bu meselede bir kırılma noktası vardır. O kırılma noktası 12 Eylül’dür. 12 Eylül’den sonra Profesyonel Kitle Merkezleri kuruldu Türkiye’de. Ve bu merkezler Ülkücü kadroları darmadağın ettiler. Bu istikrarsızlık gençlerin üstünde etkili olmuştur. Ancak günümüze gelindiğinde gençlerin sokaklardan uzak tutulması Türk Devleti’nin kaderiyle ilgili bir meseledir. Bu süreçte Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli hakikaten sokaktan kurtardı çocukları. Sokaktan kurtarmakla da yetinmedi, Türkiye’de yakın tehdit olarak algılanan MHP ve Ülkücüleri Devlet’in yakın tehdit algılamasından kurtardı.

Şimdi artık biz Faşist değiliz Allah’a şükürler olsun. Geçmişte Faşist olarak nitelendiriliyor ve yakın tehdit olarak görülüyorduk. 12 Eylül öncesi mücadelenin niteliği farklıydı. Sonrasındaki mücadelenin niteliği de ayrıdır! İki farklı yapı var. Dolayısıyla bu iki farklı yapıdaki ocakların tavrı da farklı olmuştur.

Ülkücü fikirde bir değişiklik yoktur. MHP’nin gelecek algılamasında bir değişiklik yoktur. Devlet Bahçeli, Alparslan Türkeş’ten devraldığı mirası ve sermayeyi iyi şekilde kullanmakta ve iktidara götürmektedir. Bundan şüphemiz yoktur.

Ülkücü camiadan bahsederden Rahmetli Çatlı ile ilgilide bir soru sormak istiyorum. Kendisi bu camia tarafından çok sevilen ve sayılan bir isimdi. Kazada rahmetli olduktan sonra Kamuoyunda çok çeşitli fikirler ortaya atılmış olsa da camiada sessizlik hakimdi ve o dönemde kendisiyle ilgili kimse bir açıklamada bulunmadı. Ancak bu dönemde siz bir şeyler söylediniz. “Çatlı haysiyetli bir vatan evladıydı ancak bir süre sonra inisiyatifimizin dışına çıktı. Yine kendisini vatan, millet uğrunda daha iyi hizmet edeceğine inandığı bir yere monte etti. Ancak bir süre sonra orası da kendisini maalesef bir limon gibi sıkıp posasını kenara attı!” Dediniz ve ardından çok daha dikkat çekici şu açıklamada bulundunuz; “Türkiye’de her şeyin yeniden gözden geçirilmesi lazımdır. Gözden geçirilmesinin de tek bir yolu vardır. Türk Devleti’nin iç ve dış güvenliğinin milli menfaatler açısından tanzimi yapılmadıkça böyle şeyler olacaktır, her zamanda olmaya devam edecektir!” Bu önemli açıklamayı bizim için açmanızı rica ediyorum çünkü çok önemli. Ve bundan sonrada Çatlı ile ilgili bir şey daha sormak istiyorum. Rahmetliyi Devlet mi kullandı? Yoksa Devlet içinde Devlet olanlar mı?

Keşke devletin içersinde ülkenin iç ve dış çıkarlarını dikkate alan ciddi bir yapılanma olsa. Dünyanın bütün devletlerinde, devletin içinde olduğu tehlikeler karşısında iç ve dış güvenliği sağlayacak gizli ve açık bir mücadele yapılır. Derin Devlet şudur; Menfaatlerin derinde bölüşülmediği yerlerdir! Türkiye devleti iç ve dış güvenliği açısından tanzim edilmelidir. Ben Bay Pipo’yu okuduğum zaman çok şaşırdım. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarının maaşlarını uzun zaman ABD vermiş. Yani bu nasıl bir iştir? Halbuki bizim Teşkilat-ı Mahsusamız var! Şimdi bir MİT mensubu oturduğu zaman arkasına, sağına, soluna bakıyor ki acaba ABD bizi dinliyor mu dinlemiyor mu diye…

Dolayısıyla T.C. Devleti kendi coğrafyasının dikta ettirdiği kültürünün, tarihinin ve sosyal yapısının dikta ettirdiği iç ve dış güvenliğini yeniden tanzim etmelidir…

Abdullah Çatlı’yı ben yakından tanırım. Çatlı gerçekten çok vatansever bir insandı. Allah rahmet eylesin. Ama o vatana hizmet için 12 Eylül’den sonra meydana gelen boşlukta devletine hizmet etmek için, devletine hizmet ettiklerini zannettiği insanlarla mücadelesine devam etmiştir. Ama devletine hizmet ettiklerini zannettiği insanlar onu yapayalnız bırakmışlardır. Bu devletin bir günahıdır, ayıbıdır!

Bugün içinden geçtiğimiz zor süreçte bütün vatanseverler ve büyün milliyetçiler bir arada olmalı ve artılarını bir araya getirmelilerdir. Profesyonel Kitle Merkezlerini teşhis etmeli ve bertaraf etmelilerdir.

Rahmetli Alparslan Türkeş tek başına iktidar olmamış olsa da, iç ve dış siyasete her zaman etkisi ve yetkisi olan büyük bir liderdi. O zamanlarda PKK ile ilgili sorunlarda kendisinin şöyle bir ifadesi vardı; “6 ay hazırlık, 6 ayda pratik olur ve bu işi bitiririm! PKK terörü sorun olmaktan çıkar!” Bu açıklamalarından bir süre sonra bir nişan dönüşünde aniden bir kalp krizi geçiriyor ve vefat ediyor. Yine başka bir tesadüf rahmetli Turgut Özal’da “Bir gün Musul ve Kerkük’ü alacağız!” açıklamasını yapıyor ve kısa bir süre sonra kalp krizinden vefat ediyor. Türkiye’nin geçmişine baktığımız zaman acaba? Sorusunu doğuran birçok vefat gerçekleşti. Rahmetli Türkeş’in çözüm önersi niçin o zaman uygulanmadı? Rahmetli Başbuğ’un projesi tam olarak neydi? PKK ile ilgili bu coğrafyada bir sistem oturtmaya çalışan liderler şüpheli bir şekilde vefat ediyorlar… Sizin görüşlerinizi alabilir miyiz?

1960’da Türkeş ve arkadaşları iktidara geldikten sonra bir program uyguladılar. Bu uygulanan programdan dolayı içimizde ciddi problemler yaşadık. Bu program şuydu; Alparslan Türkeş Türkiye’deki başarılı öğretmenleri özellikle Kürtçe bilenleri çağırarak Güneydoğu’da görevlendirdi. Yani 60 İhtilalinden itibaren rahmetli hem Kürt hem de Alevi meseleleriyle çok yakından ilgilenmiştir.

6 ayda biz bu işi çözerizden kasıt şu. Hakikaten çözerdi de rahmetli. Bu meseleyi sadece bir ekonomik mesele ya da sadece bir sosyolojik mesele olarak ele alamazsınız. Bu problemi bütünüyle meydana getiren her parçayı masanıza koyacaksınız ve programı öyle uygulayacaksınız.

Bütün devlet unsurlarını bir arada kullanmak gereklidir. Doğu’ya yollayacağınız Vali, Emniyet Müdürü, Kaymakam özel bir eğitime tabi tutulup, o bölgeyi, oradaki insanları iyi bilen, tanıyan kişilerden oluşursa bu sorunda çözülür.

Başka bir yanı ise, Rahmetli Türkeş, ASALA Diplomatlarımızı öldürürken, “1’e 10!” Dedi! Tık diye kestiler…

Yani mesele şudur… İnsanlar hem sevecekler hem de devletten korkacaklar, çekinecekler…

T.C. Devleti’nden vatan hainleri, hırsızlar, ahlaksızlar korkmuyorlar, endişede duymuyorlar! Ne askerden korkuyorlar, ne bir kısım kadrolardan korkuyorlar… Aksine hırsızlar sayılarını arttırarak meşrulaşıyorlar.

Dolayısıyla Rahmetli Başbuğ bu işi en iyi bilen insanlardandı ve bana göre Türkiye’nin iç ve dış tehditleri konusunda büyük bir satranç ustasıydı. Karşısında Emperyalist bütün güçler, iç ve dış tehditlerin bütün unsurları yer alıyordu. Ama tek başına o dokuyu adım, adım hakikaten ören bir insandı. Çeçenistan’da, Karabağ’da, şurada, burada olan her şeyle meşgul olurdu.

Devlet ve milletin çıkarlarını önde tutarak, iç ve dış bütün tehdit unsurlarıyla mücadele eder ve gençlere çok önem verirdi.

O hakikaten bütün bunları çok ciddiye alırdı. Bizlere de böyle bir miras bıraktı. Ben onu zamanı yakalayan lider olarak görüyorum.

Çünkü zamanı yakalamak çok önemli…


ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net