Eskimeyen Dostlar
MAKALELER
BÖLÜMLER
ETKİNLİKLER
DUYURULAR
1243 'kez okundu.
2012-07-13
Yüzüncü yılında Balkan Savaşlarını HATIRLIYALIM - Erdoğan ASLIYÜCE

 

Karadağ

1482 Osmanlı Devleti hakimiyetine girdi.

Halkı slav olan Karadağlılar Vladika denilen kabile tarafından seçilen hem dini, hem de siyasi lider yönetilmiş Osmanlı devletine de metbuluğu karşılığı yıllık vergi vermiştir.

1683 Viyana bozgunu sonrası Karadağlılar bağımsızlık fikri önce Avusturya, XVIII. yy Rus çarlar ve ajanları Vasıtasıyla İSYAN tahrikçiliği yapmışlardır.

XIX yy. Türk-Rus savaşlarında hep isyan alanıdır. Karadağ

1856 Paris Antlaşması Büyük Devletler Karadağ’ın muhtariyetini Avrupa’nın kefaletine aldılar

Kırım savaşlarının mağlubu Rusya bu yenilginin intikamını almak için Slavları Osmanlı Devletine karşı topluca ayaklandırma gayretine düştü.

Bosna-Hersek ve Bulgaristan isyanı bastırıldığı halde Karadağ isyanı devam etti.

1877-78 Türk-Rus harbinde Rusya’nın müttefiki idi. Osmanlı Devleti yenilince 1878 Gosine, Plavaya ve Ülgen kazaları Karadağ’a verildi. Ancak Arnavutlar silahlanarak Karadağlıları GOSİNE’ye sokmadılar. Gosine ve Plavaya Arnavutluğa iadesi karşılığı Ülgün’ün Osmanlı kuvvet kullanarak Karadağ’a verildi. (s.29 – B.H. – s.k)

Balkan ülkeleri ittifakı için Karadağ 1888 ve 1911’de bu isteğini Rusya’ya bildirmiş.

27 Nisan 1912’de askeri yardım antlaşması imzaladı.

* * *

Osmanlı Devleti 75.000 eğitimli askeri terhis etmeseydi bu büyük felâket olmazdı.

Almanya isteseydi Balkan harbi olmazdı.

Avusturya müdahale etseydi Balkan ittifakı kurulamazdı.

Şark Meselesinin hedefi ise “Türkleri Balkanlardan atmaktı.”

* * *

13 Mart 1918 Bulgar – Sırp antlaşması

Mayıs 1912 Almanya, Avusturya, Bulgar – Sırp gizli antlaşması

29 Mayıs 1912 Bulgaristan – Yunanistan antlaşması Sofya’da imzalandı.

Bu ittifaka Karadağ’da katıldı.

30 Eylül 1912 Balkanlılar seferberliği

1 Ekim 1912 Osmanlı seferberliği

2 Ekim 1912 Karadağ – Osmanlıya savaş açtı.

8 Ekim 1912 Balkan savaşı başladı.

13 Ekim’de Osmanlıya Nota vererek kabul edilmeyecek istekte bulundular.

15 Ekim’de Uşi. ANTLAŞMASI imzalandı

15 Ekim İtalya – Osmanlı Antlaşması

18 Ekim Bulgaristan ve Sırbistan Osman Sav. İla.

19 – Kırcaali – Paşmaklı savaşı kaybedildi.

20 Ekim Yunanistan savaş açtı.

23 Ekim Kumanova savaşı kaybedildi / Kırklareli’de kaybedildi.

2 Kasım 1912 Lüleburgaz savaşı kaybedildi.

Doğu Ordusu Abdullah Paşa: Kırklareli, Edirne, Yenice yolu hattında savunmada kalmak kararındaydı.

Ancak Başkomutan vekili Nazım Paşa’nın baskısıyla kendisinden iki kat üstün Bulgar kuvvetlerine saldırıya geçti.

22-23 Ekim 1912 yapılan çarpışmalarda Türk kuvvetleri KARAAĞAÇ-LÜLEBURGAZ hattına çekildi. Lüleburgaz savaşı ardından

Şükrü Paşa Edirne’yi savunmaya devam ediyor.

17-18 Kasım Bulgar Ordusu Çatalca’da durduruldu.

   Batı ordusu ise Ali Rıza Paşa kumandasında Makedonya’ da 23-24 Ekim 1912’de KUMANOVA’da Sırplara yenildikten sonra Arnavutluk’a doğru çekilmişti.

   Priştine, Lob ve Kosova’yı alan Sırplar, Karadağlılarla birleşerek ÜSKÜB’ü ele geçirdiler.

   8 Kasım 1912 Selanik Yunanlıların eline geçti. Kara Tahsin Paşa 40 bin kişilik ordusuyla tek kurşun atmadan 13 Bölükten oluşan Kostantin kumandasındaki Yunan birliği Selanik’e 30 km. mesafede iken haber gönderip teslim etti. Selanik’i ve topları ve tüfekleri ile

   Batı Ordusu Manastır da bir kez daha yenilerek Sırpların Adriyatik kıyılarına inmelerine mani olamadı.

   Ve Manastırı Ohri ve Burazza Sırpların eline geçti.

Esat Paşa’nın Savunduğu Yanya, Hasan Rıza Paşa’nın savunduğu İşkodra direnmeyi sürdürdü.

3 Aralık 1912 Ateşkes imzalandı

13 Aralık 1912 Londra Barış görüşmeleri başladı.

17 Ocak 1913 Avrupa Devletleri Edirne’nin Bulga­ristan’da bırakılmasını istediler.

30 Ocak 1913 Kamil Paşa Babıali baskını ile devrildi. M. Şevket Paşa Hükumeti kuruldu. Edirne’yi Bulgarlara vermeyi reddetti.

3 Şubat 1913’de Çatalca Savaş yeniden başladı

22 Nisan 1913 İŞKODRA

6 Mart 1913 Yanya teslim alındı.

24 Mart 1913 Edirne, Bulgar Kralı Ferdinand tarafından ele geçirildi.

30 Mayıs 1913 Balkan savaşı sonrası LONDRA ANTLAŞMASI’na göre:

1-
Edirne’nin Bulgarlara verilmesine

2-
Midye-Enez hattının sınır olmasına

3-
Arnavutluk sınırının büyük Devletlerle çizilmesine

4-
Girit adası üzerindeki haklarımızın sona ermesi

5-
Esirlerin karşılıklı iadesi

- 11 Haziran 1913 Sadrazam Mahmut Şevket Paşa öldürüldü.

- Mısırlı Sait Halim Paşa Sadrazam oldu. (İTD.)

II. Balkan Savaşı
(Hakim Rusya zayıf kaldı)

19 Temmuz 1913 II. Balkan Savaşının başlaması

21 Temmuz 1913 Edirne’nin kurtarılması

31 Temmuz 1913 Her Cephede yenilen Bulgarlar ateşkes istedi.

  10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşmasıyla Kazandıkları toprakların Büyük bölümünü. Kayıp etti

  29 Eylül 1913 Bulgaristan ile İstanbul Antlaşması İmzasıyla Dedeağaç Bulgaristan’ a kalmak şartıyla Meriç nehri sınır kabul edildi.

  14 Ekim 1913 Yunanistan ile Atina Antlaşması imzalandı

  Avusturya-Macaristan Balkan Birliğini parçalamaya yönelik Makedonya’daki Sırp ve Yunan birliklerine saldıran Bulgarlar (235.000). Vardar’a ulaştılar ve Selanik’i tehdit ettiler.

  Sırp ve Yunanlılar, Bulgarları Strimuca ve Kilkis’e püskürttüler.

  Rumenler ise Dobruca’ya girdiler.

Bu arada Türklerde Edirne ve Kırklareli’yi geri aldı.

22 Temmuz 1913’da Enver Bey (Paşa) kumandasında

Sonuç

Yunanistan – Selanik, Kavala, kıyı şeridini

Sırbistan – Makedonya’nın kuzey ve orta kısımlarını Yenipazar sancağının bir bölümünü

Karadağ – Yenipazar bir bölümünü alarak Sırplarla ortak sınır

Romanya – Dobruca’nın payına düşen bölümünü aldı

İstanbul’a 2150 Asker

Çatalca’da cereyan eden Türk – Bulgar çatışmasının top seslerinden İstanbul halkı heyecan içindedir.

Bâb-ı Ali’nin müsaadesiyle

18 Teşrinisani =8 zilhicce = 18 Kasım 1912 pazartesi günü büyük devletlerin ikişer ve İspanya, Hollanda ve Romanya gibi devletlerinde birer harp gemisi İstanbul limanına gelip kendi sefâretleriyle iktisadi müesseselerini himaye için 2250 asker çıkarmışlardır.[1]

Garib Bir Madde

28 Teşrini Sani =18 Zilhicce = 28 Kasım 1912 Perşembe günü ÇATALCA’da Balkan müttefikleriyle müzakereler başlamış ve Osmanlı Devletini Başkomutandan vekili Nazım Paşa ile Ticaret ve Ziraat Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından temsil edildiği bu çetin müzakereler nihayet:

3 Kanunuevvel = 23 zilhicce= 3 Aralık 1912 Salı günü neticelenmiştir. Bu mütarekeye Yanya ve İskodra muhasaralarıyla meşgul olan Yunan ve Karadağ hükümetleri imza etmemişlerdir.

Çok ağır bir Maddesi vardır.

Bulgar Muhasarasında bulunan Edirne’yi biz iaşe edemediğimiz halde,

Bulgar ordusunun Edirne istasyonundan geçecek trenler iaşe maddeleri taşıyabilecektir.[2]

Edirne Müdafii

ŞÜKRÜ PAŞA, Mehmet [1857 – 1915] – Edirne müdafaasındaki kahramanlığile meşhur Komutanımızdır. Erzurumlu Kolağası Mustafa Ağanın oğludur. Erzurumda Mühendishane Harbiyesinden 1879 da topçu birinciliğile çıkmış. Almanya’da tahsilini ilerlettikten sonra Mühendishanede dil ve topçuluk dersleri okutmuştu. Bir aralık Darüşşafaka’da matematik dersleri vererek meşhur matematikçimiz Salih Zeki Beye de orada hocalık etmişti. Matematiğe ve topçuluğa dair eserleri de vardır. “Balistik” adlı kitabı basılmıştır. Muallim iken saray Yaverliğinde de bulunduğu için çabuk ilerleyerek 36 yaşında General olmuş, Topçu Komutanı sıfatile Edirne’ye gönderilerek orada Ferik ve Birinci Ferik rütbelerini almıştı.

1908 Temmuzunda inkılâp hareketleri hazırlanırken ikinci Abdülhamit Şükrü Paşayı kendi tarafında bulundurmak için Müşirliğe terfi etmiş, fakat Paşa, Kanunu Esasînin ilânından başka çare olmadığını saraya bildirmişti. Balkan Harbine kadar Redif Müfettişliği ve Çanakkale Komutanlığı vazifelerinde bulundu. Balkan Harbi çıkınca Edirne Müstahkem Mevki Komutanı oldu. Edirne’yi altı ay kahramanca müdafaa etmiş ve şehirde açlık başladığı için teslime mecbur kalmıştı.

Kral Ferdinand kılıcını geri vermiş ve Sofya’daki yüz günlük esirliğinde onu serbest bırakmıştı. Onun Edirne müdafaası Balkan faciasında bizim için bir teselli oldu. Sonraları Âyan Azalığına tayin edilmişti.[3]

Şükrü Paşa’nın Vasiyeti

Edirne Komutanı Şükrü Paşa’nın Edirne’nin düşmesinden önce yazdığı vasiyetten bir bölüm

“… Düşman hatları geçtikten sonra, ölürsem: kendimi şehit kabul etmiyorum. Beni mezara koymayın. Etimi itler ve kuşlar çeke çeke yesinler.

Fakat müdafaa hattımız bozulmadan şehit olursam; kefenim, lifim, sabunum çantamdadır. Beni bu mahalle gömeceksiniz ve gelen nesiller üzerime bir abide dikeceklerdir…”

Edirne Komutanı Şükrü Paşa 26 Mart 1913

Şükrü Paşa’ya Şeref Kılıcı

Edirne’yi Bulgarlara karşı bütün imkansızlara karşı tam beş ay, beş gün savunan Mehmet Şükrü Paşa’ya Fransızların “Şeref Kılıcı” olayı

Edirne savunmasıyla bütün dünyanın hayranlığını kazanan Şükrü Paşa’ya Edirne’nin düşmesi üzerine Fransız milleti nâmına bir “Şeref kılıcı” ve binlerce imzalarla dolu bir “Altın kitap” takdim edilmiştir; bu kitabın Paşa’ya hitap eden mukaddimesinde şu cümlelere tesadüf edilir:

“Her taraftan tehdit altında kalan devletimiz en çaresiz musibete mahkûm gibi göründüğü sırada siz baş kaldırınca hayretler içinde kalan dünya, böyle evlâtlar yetiştiren bir ırk

ın damarlarında kendisine feyyâz[1] bir inişaf[2] temin edecek bir kan bulunması zaruri olduğunu itirafa mecbur oldu.”

“Sayıca on mislinizi bulan muhasırlara[3] karşı cihan tarihinin kaydettiği en muhteşem mukavemetlerden birini gösterdiniz.”

“Paşa! Siz dünyanın üstünden ulvi bir lerze (titreyiş) geçmesine sebep olduğunuz için, bütün dünyanın size bir minnet borcu var. İşte bundan dolayı, düşman eline sağ geçmiş olmakta, mütevellit[4] büyük acınızın içinde eğer sizi teselli verebilecek bir söz ve kalbinize kuvvet verecek bir işaret tasavvur edebilirse, hayranlarınız, şimdi size işte o teselli ile o kalb kuvvetini vermek istiyorlar”.[5]



[1]     Feyyaz: Sınırsız derecede bolluk ve bereket veren, bağışı sınırsız olan (Kâmûs-ı Türki, C.I, s. 374)

[2]     İnkişaf: Açılma, meydana çıkma (Kâmûs-ı Türki C.II. s. 570)

[3]     Muhasır: Bir kaleyi veya diğer bir savaş bölgesini kuşatıp erzak, muhimmat vb. giriş yollarını kesen, muhasara eden kuşatan. (C.III. s. 90)

[4]     Mütevellit: Doğan, doğmuş olan, dünya’ya gelen (K.T.C. III, s. 963)

[5]     Danişment, İsmail Hasan; İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Türkiye yayınevi (Tahsin Demiray’ın), İstanbul – 1972, C.IV, s. 392


ÜYE GİRİŞİ
 Beni Hatırla
twitter facebook
E-Bülten
Arama Yap
İLK YAZI (Meriç COŞKUN)
Bizler çok eski dostlarız. Bizleri bir araya getiren fikrî beraberlik yani Türkçülük mefkûresi, dünya var oldukça, Bilge Kağan’ın deyişiyle “Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe” ilânihaye devam edecek bir ülkü beraberliğidir. Bizlerin bir özelliği daha var. Bu ülkü beraberliği “pazara kadar değil, mezara kadar” ifadesi ile ilk nazarda kararlı bir deyiş gibi görünse bile, bizlerin beraber...
AMAÇ (Salih DİLEK)
Biz 12 Eylül’den evvel Ülkücü mücadelede fiilen bulunmuş, vatanımız ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçmamış bir dönemin mensublarıyız. Yaşlarımız 50'nin üzerinde. 80 yılına kadar mücadele ortamı içerisinde bir hayli müşterek hâtıralarımız olmasına rağmen hayat telâşı içerisinde birbirimizi ihmâl ettiğimizin farkında...
STRATEJİK VİZYON (Aksakallılar)
Dünya’nın en gözde, fakat belâlı bir coğrafyasında yaşamaktayız. Bu coğrafyada bizden evvel yaşayan milletlerin, ne kendilerinden, ne de kültürlerinden bir eser kalmamıştır. Bu coğrafyada yaşayabilmek için çetin ceviz olmak lazımdır. Dedelerimiz bu noktaya çok dikkat etmiş ve binlerce yıl evvel, Bilge Kaan Başbuğumuz ”Ey Türk, üstte gök çökmedikçe,...
NAMAZ VAKİTLERİ
Son Eklenen Videolar
KURTBOĞAZI ERKENEKONDAN ÇIKIŞ ŞÖLENİMİZ
"Bir Ülkücülük Hikayesi" - Salih DİLEK - 1.2.2014 - Ocakbaşı Sohbeti
FETHİYESPORLU VE KARŞIYAKALI TARAFTARLAR KARŞILIKLI OLARAK ANDIMIZI OKUDU
NEVZAT KÖSOĞLU CENAZE TÖRENİ
ANDIMIZ
Hakkımızda | Üyelik Koşulları | İlk Yazı | Amaç | **STRATEJİK VİZYON BELGESİ** - **AKSAKALLILAR**
Her Hakkı Saklıdır © 2013 eskimeyendostlar.net